Kış mevsimini iyiden iyiye hissettiğimiz ve grip salgının daha da hızlandığı şu günlerde hastalanmamak ya da iyileşmek için bitki çayları tüketiminin en çok olduğu mevsimlerden birindeyiz.
Bazı rahatsızlıklara iyi gelen bitkilerin ortak özelliğinin vücut direncini arttırması ve bağışıklık sistemini güçlendirmesi olduğunu ifade edebiliriz. Uzmanlar, insanların dengeli beslenmesi için nasıl belli oranda protein, karbonhidrat, yağ ve vitamin almasına ihtiyaç varsa, her şifalı bitkinin de ihtiva ettiği farklı maddelerle ayrı ayrı vücuda yarar sağladığını ifade ediyor.
Vücut direncini artırıyor
Uzmanlar bitkisel çayların alternatif içecek, koruyucu ve tedavi amaçlı olmak üzere üç grupta ele alındığını belirterek ‘Bu çaylar gün boyu içilen çay ve kahvenin yerine sağlıklı bir içecek olarak değerlendiriliyor. Çoğu kişi sabah çayından sonra artık, kuşburnu, elma, adaçayı bitkilerinden hazırlanan çayları tercih ediyor.
Bitki çaylarının, gelişi güzel kullanmadan belli ölçülerin aşılmadığı ve uygun biçimde kullanıldığı takdirde şifalı bitkilerin vücut direncini artırmada ve hastalıkları önlemede büyük yarar sağladığını söyleyebiliriz.
Marketten değil aktardan alınır
Bitki çaylarını hazırlamak için alacağımız şifalı otları bildiğimiz ve tazeliğine güveneceğimiz aktarlardan almaya özen göstermeliyiz. Çünkü işinin ehli olan aktarlar, hem yüksek kalitedeki ürünleri satar hem de bitki karışımlarını olması gerektiği gibi tavsiye ederler. Hangi şifalı bitkiyi hangisiyle kullanılacağını ve bitki çayını nasıl yapacağınız konusunda size bilgiler verebilir.
Fazlası zarar...
"İçinde bulunduğumuz kış aylarında yoğun şekilde tüketilen bitki çayları tıpkı ilaç gibi düşünülmelidir. Nasıl ki ‘bir an önce iyileşeyim‘ diye düşünüp, günde belli ölçekte kullanılması gereken ilaçlardan fazla fazla içilmiyorsa, bitki çaylarında da aynı prensibe uymamız gerekir.
Melisa, ada çayı ve kekik gibi ürünlerden günde en fazla 3 fincan içilmelidir. Bu oran hemen hemen tüm şifalı bitkiler için aynıdır. Gereğinden fazla miktarda alınan bitki çayları, kişinin bazı kan değerlerinde yükselmelere neden olarak rahatsızlıklara yol açabilir."
Şeker yerine süzme bal katın
Uzmanlar, bitkisel çayların tedavi ve koruma amaçlı kullanıldığında düzenli bir şekilde içilmesi gerektiğini savunarak,‘Bitkisel çaylar tedaviye uygun şekilde kullanıldığında istenen etki ortaya çıkabilir. Tedavinin gerektirdiği süre tamamlanınca çay içilmesi de bırakılmalı. Aksi takdirde mutedil etki yapan maddelerin birikmesinden istenmeyen etkiler ortaya çıkabilir. İstenen etkinin ortaya çıkabilmesi için kürler arasında bir süre bırakılmalı, tavsiyesinde bulunarak, hastalara sabah aç karnına ve akşam yatmadan önce birer bardak bitkisel çay içmelerinin önerildiğini ‘Başka bir şekilde tavsiye edilmemişse çayların etkisini gösterebilmesi için aç karına, sıcak ve yudum yudum içilerek tedaviye devam etmelidirler.
Bitki çayını içerken suni tatlandırıcılardan kaçınarak bitki çayınız içerisine süzme bal ilave edebilirsiniz. ‘Öksürüğe karşı kullanılan çaylarda bal ilavesi balın da etkisiyle çayın daha etkili olmasını sağlayacaktır.
Nezle ve boğaz ağrılarına karşı; Adaçayı
Adaçayı, sadece suyun içinde 5 dakika kadar bekletilip içilir. Diğer çaylar gibi demleme usulü yapılmaz. Gece terlemesine neden olan hastalığı iyileştirir. Kanı temizler, mikropları öldürür. Nezleye ve boğaz ağrılarına iyi gelir. İştahı ve zihni açar. Bademcik iltihabı, boğaz hastalıkları, diş iltihaplanmalarına iyi gelir Ülsere karşı faydalıdır.
Poşet çaylarda bakteri çok
Uzmanlar, paketli örneklerde açıkta satılanlardan daha fazla mikroorganizma çıktığını belirterek, çayların nasıl kurutulduğunun ve nasıl depolandığının çok önemli olduğunu söyleyerek, mikroorganizmalardan korunmak için, çayın ılık ve soğuk su yerine kaynamış su ile 5 dakika demlenerek tüketilmesi gerektiğini ifade ediyorlar.
Küf sayısının yüksek olmasının mikotoksin olabileceğini gösterdiğini belirterek "Bunlar uzun yıllar çok yüksek miktarda alınırsa karaciğer ve böbreklere zarar verebilir. E. Coli ve salmonella gibi mikroorganizmaların vücuda girmesi gıda zehirlenmesine neden olur. Ateşlenme kusma gibi etkileri olup insana zarar verebilir. Birçok mikroorganizma yüksek sıcaklıkta demlemeyle yok olurken sporlu bakteriler bu şekilde de yok edilememektedir.
Uykusuzluğa nane, hazımsızlığa defne yaprağı!
Siyah çayın gün geçtikçe etkinliği iyice azalıyor. Favori çayların başında yeşil çay geliyor. Yeşil çay; günde 4-5 fincan yeşil çay vücudu zırh gibi koruyor. Yüksek tansiyondan uykusuzluğa kadar birçok derde derman olan çaylar, doğru şekilde hazırlanmazsa zararlı etkileri ortaya çıkıyor. Uykusuzluğa nane, hazımsızlığa ise defneyaprağı iyi geliyor.
Kuşburnu çayının faydaları
Kuşburnu çayı ise; Kuşburnunun içinde B1, B2, K, P vitaminleri, protein, mineraller, potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor ve meyve asitleri vardır. Enfeksiyonlara ve soğuk algınlığına karşı vücudun savunma sistemini güçlendirir. Kronik yorgunluğa karşı da kullanılır. Safra kesesi, böbrek ve mesane rahatsızlıklarında rahatlamayı sağlar. Yara iyileştirici ve kan temizleyici özelliği vardır. Enerji ve büyüme kapasitesi üzerinde olumlu etki gösterir. Vücudu yaşlanmanın etkilerinden korur. Aynı zamanda tansiyonu düzenler.
Gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, aklın hayal etmediği yer!
"Ey ayetlerimize inanan ve Müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de. Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk duyarak cennete giriniz. Altın tepsiler ve kadehler içinde onlara yiyecek ve içecek sunulacaktır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve kendilerine: Siz, orada ebedî olarak kalacaksınız, dünyada yaptıklarınıza karşılık kazandığınız cennet işte budur. Orada sizin için pek çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz, denilir." [Zuhruf Sûresi (43), 68-73]
"Onların kokuları mis gibidir"
Ebu Hüreyre radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Cennete ilk girecek kimselerin yüzleri, dolunay gibi parlak olacak. Onların ardından gireceklerin yüzleri, gökyüzündeki en parlak yıldız gibi aydınlık olacak. Orada insanlar ne küçük ne büyük abdest bozarlar ve ne de tükürüp sümkürürler. Onların tarakları altındandır. Kokuları mis gibidir. Buhurdanlıklarında tüten hoş koku, cennetin hoş kokulu ağacındandır. Eşleri hurilerdir. Cennetliklerin hepsi de babaları Âdem‘in şeklinde yaratılmış olup boyları altmış arşındır." [Buhârî, Müslim, Tirmizî, İbni Mâce]
Onlar için saklanan...
Sehl İbn Sa‘d radıyallahu anh şöyle dedi: Bir gün, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem‘in cenneti geniş bir şekilde anlattığı bir sohbetinde bulundum. Sözünün sonunda şöyle buyurdu: "Orada hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiç kimsenin hatırından bile geçirmediği nimetler vardır." Sonra da şu âyeti okudu:
"Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere ibadet ettikleri için vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan da başkalarına harcarlar. Yaptıklarına karşılık olarak onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez" [Secde sûresi (32) 16-17].
(Müslim, Cennet 5)
"Cennette Rabbinizi de göreceksiniz!"
Cerir İbn Abdullah radıyallahu anh şöyle dedi:
Bir gece Resûlullah‘ın yanında bulunuyorduk. On dördüncü gecesindeki aya baktıktan sonra şöyle buyurdu: "Şu ayı hiç bir sıkıntı çekmeden gördüğünüz gibi Rabbinizi de ayan beyan göreceksiniz." [Buhârî, Mevâkîtü‘s-salât 16,Tefsîru sûre (50), 2, Tevhîd 24; Müslim, Mesâcid 211. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet 19; Tirmizî, Cennet 16; İbni Mâce, Mukaddime 13]
"Onlara hazırlanan nimetleri hiçbir göz duymadı"
Muğire İbni Şu‘be radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Mûsâ sallallahu aleyhi ve sellem Rabbine: Cennetliklerin en aşağı derecesi nedir? diye sordu. Allah Teâlâ da şöyle buyurdu: O, cennetlikler cennete girdikten sonra çıkagelen bir adamın derecesi olup kendisine: Cennete gir! denir. Yâ Rabbî! Herkes yerine yerleşmiş ve alacağını almışken ben nereye gideceğim? der. Ona: Sana dünya hükümdarlarından birinin mülkü kadar yer verilse razı olur musun? diye sorulur. O da: Razıyım yâ Rabbî! der. Bunun üzerine Allah Teâlâ ona: İşte öyle bir mülk senindir. Bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha buyurur.
Beşincisinde o adam: Razı oldum yâ Rabbî! der. Allah Teâlâ ona: İşte bu kadar şey hep senindir. Onun on misli de senindir. Bir de neyi arzu ediyorsan, gözün neden hoşlanıyorsa hepsi senindir, buyurunca adam: Razı oldum yâ Rabbî! diyecek.
Daha sonra Mûsâ aleyhisselâm : Yâ Rabbî! Cennetliklerin en üstün derecesi nedir? diye sordu. Allah Teâlâ şöyle buyurdu: Onlar benim seçtiğim kullardır. Onların keramet fidanlarını kudret elimle ben dikip mühür altına aldım. Onlara hazırladığım nimetleri ne bir göz görmüş, ne bir kulak duymuş, ne de bir kimsenin hatır ve hayalinden geçmiştir." [Müslim, Îmân 312]
"Siz hiç ölmeyecek, hep genç kalacaksınız"
Ebu Saîd ve Ebû Hüreyre radıyallahu anhümâ‘dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cennetlikler cennete girince bir kimse şöyle seslenir: Siz cennette ebediyyen yaşayacak, hiç ölmeyeceksiniz; hep sağlıklı olacak, hiç hastalanmayacaksınız; hep genç kalacak, hiç yaşlanmayacaksınız; hep nimet ve mutluluk içinde yaşayacak, hiç keder ve sıkıntı çekmeyeceksiniz." [Müslim, Tirmizî]
Güzelliklerine güzellik katılacak
Enes radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cennette, cennetliklerin her hafta gittikleri bir çarşı vardır. Orada, yüzlerine ve elbiselerine cennet kokuları üfleyen bir kuzey rüzgârı eser ve böylece güzellikleri daha da artar. Eskisinden daha güzel ve yakışıklı olarak eşlerinin yanına döndükleri zaman, aileleri onlara: Vallahi güzelliğinize güzellik katılmış, derler. Onlar da: Vallahi yanınızdan ayrılalı beri siz de daha bir güzel olmuşsunuz, derler." [Müslim, Cennet 13]
Not: Bu yazı Nurettin Yıldız‘ın Sosyal Doku Derneği‘nde yaptığı, aynı isimli dersin kısaltılmış metnidir.


