İktidar, ana muhalefet partisi ve medya üçgeninde her gün yeni bir kaos kasırgası estiriliyor. Manşetlere çıkan yolsuzluk dosyaları, santaj kasetleri ve ardı arkası kesilmeyen iddialar; hem AKP'de, hem ana muhalefet partisi CHP'de, hem de Doğan Grubu'nda pis kokuların ortaya çıkmasına sebep oluyor. Vatan'dan Onur Kumbaracıbaşı da kısmi olarak bu kirliliğe değinmiş, "Erdoğan-Baykal Sendromu" başlıklı yazısının penceresinden...
Politika ikili yapıya sıkıştı kaldı!.. Meydan R. T. Erdoğan'la D. Baykal'ın!.. Bolca paslaşıyorlar. Krizin, işsizliğin, kapanan fabrikaların, geçim derdinin, artan yoksulluğun çarelerini tartışmıyorlar! Aklı başında tek projeleri yok! Lafları incir çekirdeğini doldurmuyor! Vatandaşı umutlandırmıyor! Birbirlerinden farkları yok! Ancak seçmen ikili yapının kıskacından kurtulamıyor... AKP'den bıkmış, CHP'den umudunu kesmiş, oy verecek parti arıyor. Aşağısı sakal, yukarısı bıyık... Herkes "kime oy verelim" diye soruyor...
Nedeni seçeneksizlik! DYP ve ANAP silikleşti. Elli kadar parti var. İnandırıcı değiller! Pazarlık partilerini halk bilir, ilgilenmez. Amatörce kurulanlar dernek düzeyini aşamadı, ses getiremedi. "Hareket" adıyla hareketlenenler cazibe oluşturamadı... İşçi Partisi yaygınlaşan beğenisini sandığa taşıyamadı... MHP'nin yalpalı siyaseti endişe yaratıyor!.. DSP'nin canlanması koşullara bağlı...
K. Kılıçdaroğlu'nun iktidarı sarsabilecek rezillikleri ortaya dökmesi, CHP'li A. Kılıç'ın "Deniz Feneri" dosyasını Türkiye'ye Adalet Bakanlığı'ndan önce getirmesi, partinin sönük yelkenine aradığı rüzgârdı... Yazık ki, CHP bu şansını da yitirecek! Tam suçlamalar R. T. Erdoğan'ın dilini dolaştırıp, üslubunu hakarete dönüştürürken, CHP aynı kirli suda yıkanmaya çalışıyor!.. M. Sevigen'in "şecaat arz ederken merdi Kıpti sirkatin söyler" misali itirafı, "pilav üstü az kuru" benzeri "az etik" değerlendirmesi vahimdir! Etik ahlâk demek. Az ahlâk CHP'ye yetiyor mu?!.. Baykal'ın "kanıt göstersinler partiden atayım!" babalanması, R. T. Erdoğan'ın "kızdırmasınlar açıklarım..." tehdidi gibi boş! Başbakan'ın bildiği suçu açıklamaması suçtur!..
Durumdan çıkarılacak vazife gerçekte basit: Seçmen elbette dilediği, başkan adayına oyunu verecek. Ama ülke çapında oy oranını belirleyen "il genel meclisi" ne verilen oylardır. İl genel meclisinde bu iki parti yerine başka bir partiye verilecek oylar kısır döngüyü kırar! Seçmen bunu başarabilse, politikayı çürüten Erdoğan-Baykal sendromundan, yani iltihaplı seçeneksizlik hastalığından kurtulabiliriz! Seçimden sonra vatandaşa yeni ufuklar açılabilir!..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




