Üniversitelerin, evrenselliğin kapısı olduğunu belirten gazetece-yazar Mehmet Altan, bilim adamlarının rektör, dekan seçilmek için çaba harcayacağına bilimsel çalışma için yoğun emek harcamaları gerektiğini söyledi ve "Üniversite, bilinmeyeni bilmek için açılır. Kaç bilim adamımız akademik ödül için çaba harcıyor?" diye sordu.
Gazeteci - yazar Mehmet Altan, Türkiye‘nin çağdaş ve modern bir demokrasiye kavuşabilmesinin, ancak statükocu memur zihniyetinden kurtulmasıyla mümkün olabileceğini söyledi. Erzurum Girişimci İşadamları Derneği‘nin davetlisi olarak Erzurum‘a gelen Mehmet Altan, ‘Türkiye için Gelecek Perspektifi‘ isimli bir konferans verdi. Altan, Türkiye‘nin dünya ile rekabet edebilmesi için düşünce ve yaşam kalitesinde iyileşmenin gerektiğini ifade etti. Türkiye‘nin temel insan hakları konusu başta olmak üzere birçok alanda yapısal ve temel dönüşümlere ihtiyacının bulunduğuna vurgu yapan Altan, "Kıyaslama kavramımız yok. Dünya ile düşünce ve yaşam bazında kıyas yapamıyoruz. Çünkü çok siyasi bir toplumuz. Hukuksal bilincimiz yok. Memur zihniyetinden bir türlü kurtulamadığımız için, statükocu zihniyetten kurtulamadığımız için dünya çapında bir perspektif ortaya koyamıyoruz" dedi.
"Üniversite bilinmeyeni bilmek için açılır"
Üniversitelerin, evrenselliğin kapısı olduğunu hatırlatan Mehmet Altan, üniversitelerin şehirlerin ekonomisine katkı sağlamak ya da gençlerin el ele dolaşmasının mümkün olduğu yerler olmadığını anlattı. Bilim adamlarının rektör, dekan seçilmek için çaba harcayacağına nobel ödülünü almak için yoğun emek harcamaları gerektiğini ifade eden Altan,"Üniversite, bilinmeyeni bilmek için açılır. Nobel ödülünü alabilecek kaç tane bilim adamı yetiştiriyoruz. Kaç bilim adamı Nobel‘i alabilmek için çaba harcıyor. Amerika‘da üniversitelerin nükleer tesisleri varken biz bugün Japonya ile nükleer santral kurmak için müzakerelerde bulunuyoruz" sözlerini sarf etti.





