Silahlı Kuvvetler, 3 aralıkta gelen bu "şifreli" mesajı yakalıyor. Kayıtlara geçiyor. Ama ne iştir ki, bu "baskın" mesajının şifresini ordu çözemiyor.
Şifreli mesajın gelişiyle baskının gerçekleşmesi arasındaki dört günlük sürede de bu şifreyi çözmeyi beceremiyorlar. Yirmi beş yıldır savaştığı PKK'nın şifrelerini çözmeyi beceremeyen bir ordu, nasıl bir ordudur? Şifreleri çözemiyorsa, PKK haberleşmelerini dinlemenin manası ne? Diğer bütün şifreleri çözüyor da Tokat baskınının şifrelerini mi çözemiyor? Neden çözemiyor? Yok eğer şifreleri çözecek becerisi ve yeteneği varsa, neden önlem almıyor?
Fevkalade tuhaf bir durum. Bütün büyük PKK baskınlarından sonra biz bu tuhaflıklarla, beceriksizliklerle, ihmallerle, yeteneksizliklerle, aldırmazlıklarla karşılaşıyoruz. Niye böyle bu? İnsana "ne oluyor bu ordunun içinde" dedirten bu garipliklerin hesabı orduya hiç sorulmuyor, hiçbir komutan sigaya çekilmiyor, bir istifa, bir yargılama, bir soruşturma yok ortada. Eğer bu bir futbol maçı olsaydı, bütün bu olaylardan sonra "bu maçlar şikeli" derdik ama bu bir futbol maçı değil, bu bir savaş ve insanlar ölüyor. Bizim medyanın bir kısmı ve ana muhalefet partisi, saçma sapan açıklamalarla dikkati hep sivillerin üstüne çekmeye çabalıyorlar ama asıl dikkat etmemiz gereken yer "askerî" cenah, asıl acayiplikler orada yaşanıyor çünkü ve o acayipliklerin neticesinde hem insanlar ölüyor hem de siyasi iklim değişiyor.
Bence artık ordunun ciddi bir denetim altına alınması ve her insan kaybının hesabının sorulması gerekiyor, yoksa böyle "şifre" çözemeyen, aldığı istihbaratı değerlendiremeyen, her baskını "şaşkınlıkla" karşılayan ve sürekli darbe planları yapan cuntası bol bir orduyla çok insan ölür bu ülkede.
(AHMET ALTAN / TARAF)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



