ANKARA - Ankara Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü‘nce, özellikle son yıllarda önemli bir toplum sağlığı problemi olan polenlere karşı alerji hastalarını uyarmaya yönelik polen takvimi hazırlandı.
Buna göre, nisan ve haziran aylarında genellikle ağaç poleni, haziran ve ağustosta buğday, arpa, pirinç ve mısır gibi tahıl polenleri, yabani ot polenleri de ağustos ve eylül aylarında havada yoğun miktarlarda bulunuyor.
AÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Münevver Pınar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, günümüzde alerji hastalıklarının, en fazla gelişmiş ülkelerde olmak üzere önemli bir toplum sağlığı problemi haline geldiğini söyledi.
Alerjik reaksiyonların, her yaş grubundaki çocuk ve erişkinlerde, çeşitli organlarda klinik bulgular ortaya çıkarabildiğini belirten Pınar, bu durumun hastanın sağlığı ile günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilediğine işaret etti.
Pınar, hem ev içi hem de dış ortam alerjen grubuna dahil polenlerin, atmosferde en sık rastlanılan alerjenler olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:
‘‘Polen büyüklükleri, duyarlı kişilerde oluşacak klinik tablonun önemli bir belirleyicisidir. Büyük polenler üst solunum yolları, saman ve göz nezlesine neden olurken, küçük polenler solunum yollarında daha uzak bölgelere taşınarak astım bulgularının ortaya çıkmasına neden olurlar. Polen alerjisi, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sağlık sorunudur ve polenlerin neden olduğu alerjik hastalıklara giderek daha fazla rastlanmaktadır. Bu hastalıklar, okul ve iş gücü kaybına yol açması, sosyal yaşamı etkilemesinin yanı sıra tedavi maliyetleriyle önemli bir ekonomik yük getirmektedir. Şu an toplumun yüzde 20-30‘unun alerjik yapılı olduğu bilinmektedir. Havada çok fazla sayıda ve yaygın olarak bulunmaları ve bunlara karşı önlem alınmasının güçlüğü nedeniyle polenlerin neden olduğu alerjilerin 2050‘li yıllarda yüzde 50-60‘a ulaşacağı tahmin edilmektedir. İlerleyen yıllarda çağın hastalığı olarak karşımıza çıkma olasılığı çok fazladır.‘‘
-Bir karaçam ağacında 12.5 milyar polen-
Halk arasında ‘‘çiçek tozları‘‘ olarak bilinen polenlerin kaynağını, ağaç, çayır ve otsu bitkilerin çiçeklerinin oluşturduğunu vurgulayan Pınar, karaçamın bir ağacından 12.5 milyar, çınar ve söğüt ağacından yaklaşık 10 milyar, fındık ağacından 5-6 milyar, tarım bitkisi olan çavdardan 21 milyon polenin atmosfere yayıldığını bildirdi.
Pınar, atmosfere bitkilerin tozlaşma (polen saçma) dönemlerinde çok fazla polen verildiğini ifade ederek, ‘‘Türkiye, iklim özellikleri ve coğrafik yapısı nedeniyle oldukça zengin bitki örtüsüne sahiptir. Son verilere göre; ülkemizde 12 binden fazla doğal bitki türünün olduğu ve bunların polinizasyon dönemleri atmosfere saldıkları korkunç rakamlardaki polenler ve bunlardan da yüzde 30‘nun alerjen özelliklere sahip bulunduğu da göz önüne alındığında polenlerin önemi daha da artmaktadır‘‘ dedi.
Sadece doğal yetişen bitkilerin değil, kültür, tarım ve peyzaj bitkilerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğine dikkati çeken Pınar, park ve bahçelerin süslenmesinde kullanılan 1 hektar alanı kaplayan çimenin bir sezonda yaklaşık 2 katrilyon polen ürettiğini, bunun da 464 kilogram polen olarak ifade edilebileceğini vurguladı.
-‘‘Polenlerden kaçmak mümkün değil‘‘-
Pınar, bütün dünyada çim poleni duyarlılığının, alerjik nezle ve astımın en önemli nedeni olduğunu belirterek, polen alerjenlerinin, insanda alerjik reaksiyonlara neden olurken, bitkide özellikle döllenmede önemli rolleri bulunduğunu anlattı.
‘‘Polenler olmasaydı meyveden, kağıttan, baldan, kalemden vs. mahrum kalırdık‘‘ diyen Pınar, bu nedenle biyolojik döngüde büyük önem taşıdıkları için polenlerden kaçmanın mümkün olmadığı gibi yok etmeye çalışmanın da canlılığın ölmesi anlamına geldiğini söyledi.
Pınar, sağlık açısından bu kadar önemli olan bir konuda AÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Palinoloji Laboratuvarı‘nda başkentin polen takvimini hazırladıklarını belirterek, ayrıca Türkiye Ulusal Allerji ve Immunoloji Derneği‘nin internet sayfasında da Ankara, Adana, Antalya, Bursa, Kars ve Kayseri illerindeki polen saçma dönemlerinin haftalık olarak verildiğini kaydetti.
Hazırladıkları çalışmanın, başkentin takvimini içermesine rağmen diğer bölgelerin durumunun da az çok birbirine yakın olduğunu dile getiren Pınar, polen takvimlerinin tespit edilmesinin, o bölgelerde yaşayan ya da o bölgeye seyahat edecek kişilerin alerjik yakınmalarının değerlendirilmesinde ve kontrol altına alınmasında büyük önem taşıdığını söyledi.
-Polenlerin aylara göre yayılışı-
Pınar, bitkilerin polen saçma dönemlerinin farklılık gösterdiğine işaret ederek, şunları kaydetti:
‘‘İklim ve bölgedeki bitki çeşitliliği gibi birçok faktörden etkilense de ağaçlar için polen dönemi genellikle ilkbaharda başlar ve kısa sürelidir. Bu dönemde polen sayısı çok yüksek olabilir. Ağaçlık bölgede yaşayan kişilerde ciddi yakınma ve belirtiler görülür. Polen mevsiminin başlaması toprağın ısısıyla da ilişkilidir. Genellikle nisan ve haziran aylarında ağaç polen sayıları pik yapmaktadır. Haziran ve ağustos aylarında özellikle buğday, arpa, pirinç ve mısır gibi tahıl polenleri önemli olmaktadır. Yabani ot polenleri yazın sonlarına doğru, ağustos ve eylül aylarında havada yoğun miktarlarda bulunurlar. Bu nedenle yaşanılan bölgede atmosferde bulunan polenlerin belirlenmesi alerjik hastalıkların tanı ve tedavisinde çok önem taşımaktadır.‘‘





