İnsanların bellek mekânları vardır; hatıralar o mekânda barınırlar. Mekânlar yok olurlarsa, hatıralar yersiz yurtsuz kalırlar. Tıpkı bir deprem sonrasında barınaksız kalanlar gibi...
Ve Oktay Rifat‘ın bir şiirinde söylediği gibi: ‘Hatıralar da dal istiyor/Kuşlar gibi konacak...‘... Kabataş Erkek Lisesi, otel olamaz. Olmamalı. Olmayacak! 12 Eylül döneminin Turgut Özal hükümetinin Kültür ve Turizm Bakanı Mükerrem Taşçıoğlu da, tıpkı şimdiki Kültür Bakanı Ertuğrul Günay gibi, Kabataş Erkek Lisesi‘nin otele dönüştürülmesi konusunu dayatmış, ama başarılı olamamıştı. Ertuğrul Günay da, hiç şüphem yok, Kabataş Erkek Lisesi‘ni otele dönüştüremeyecek... Kültür ve Turizm Bakanlığı‘nın görevi, kültürü, turizme fedâ etmek midir? Sormalı: Dünyanın hangi medenî ülkesinde, tarihî bir okul binasının otel yapıldığı görülmüştür? Gidin İngiltere‘ye de, mesela Eton Koleji binasını otel yapmayı düşündüğünüzü söyleyin bakalım, ne cevap alacaksınız? Kabataş Erkek Lisesi, kendi mâzisine ait ne varsa hepsini tasfiye etmeyi ‘muasır medeniyet seviyesi‘nin üstüne çıkmak şeklinde tefsir eden hortlak bir zihniyete kurban edilemez. Kabataş Erkek Lisesi, sıradan bir bina değildir çünkü. Okul, geçen yıl, 100. yaşına bastı. Hiçbir şeyde süreklilik ve devamlılığa izin vermeyen bir entelektüel başıbozukluğun hâkim olduğu bu toplum, zihin mirasını tasfiye ede ede, kültürel bir temelsizlik ve geçmişinde neye atıfta bulunacağını bilemeyenlerin referans eksikliğiyle vahim bir malûliyeti yaşıyor. Bütün kurumlarında toptan görülen bir malûliyet! Bir çöküş! Sartre‘ın deyişi ile, ‘geçmişi olmayan bir gemi enkazı‘! Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye‘nin toprak altı tarihine sahip çıkmak kadar, toprak üstü tarihine de sahip çıkmakla yükümlüdür. ‘Bölmeli kafalılık‘la kültür ve turizm işleri yürümez!..





