İşte yine arada kaldım: Bu sefer "umutlular" ile "umutsuzlar" arasında kaldım... Bu kez "kaygılılar" ile "kaygısızlar" arasında tercih yapamıyorum.

Bu defa "Her şey çok güzel olacak" diyen ile "Her şey çok kötü olacak" diyenlerin arasında eziliyorum. Bir tarafta "Askeri vesayet kalkıyor, sevinsenize kardeşim" diyen bir demir yumruk var tepemde... Diğer tarafta "Askeri vesayet kalkıyor ama yerine sivil vesayet geliyor birader" diyen kocaman bir takoz... Perişan durumdayım.  Şirazem koptu. Hasan Cemal gibi "karanlık gecelerin nurlu sabahları" türküsü çığırırken, aniden Nuray Mert gibi "Her yer çok karanlık, hep karanlık" şarkısına geçivermenin insan zihninde oluşturduğu iflah olmaz şizofreni... Bu durum benim açımdan bir "memleket meselesi" olmaktan çıkıp "kişisel bir ruh sağlığı meselesi" haline gelmiştir...

Muhabir: Haber Merkezi