Anayasa Profesörü Saadet Partisi GİK Üyesi Mustafa Kamalak, Anayasa değişikliği konusunda tarihi bir uyarıda bulunarak, Anayasa'daki boşluk nedeniyle referandum sonucunun Anayasa Mahkemesi'ne götürülebileceğini söyleyerek, paketin içine bu boşluğu giderecek bir hüküm eklenmesi çağrısında bulundu.
Kamalak, Anayasa'nın 175. Maddesine 'Referandumla kabul edilen Anayasa değişiklikleri, Anayasa Mahkemesi'ne götürülemez' şeklinde bir hükmün eklenmesiyle bunun önüne geçilebileceğini ifade etti.
Gerekçenin ise 411 milletvekilinin kabul ettiği ancak Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen değişiklikle benzer olabileceğini hatırlatan Kamalak, "Bu düzenlemeyle, değiştirilmesi yasaklanan maddeleri dolaylı bir şekilde değiştiriyorsunuz gerekçesiyle dava açılabilir. 411 milletvekilinin kabul ettiği değişiklik iptal edilmişti ya, onun gibi" diye uyardı.
Anayasa Profesörü Saadet Partisi GİK üyesi Mustafa Kamalak, Anayasa değişikliği konusunda tarihi bir uyarıda bulunarak, Anayasa'daki boşluk nedeniyle referandum sonucunun Anayasa Mahkemesi'ne götürülebileceğini söyledi. Hükümetin hazırladığı taslağı genel olarak olumlu bulduğunu açıklayan Kamalak, "Paket, eksiktir, noksandır. Düzeltilmesi gereken noktalar var. Ama yoktan iyidir. Bir bütün olarak baktığımızda desteklenmesi gerektiği kanaatindeyim" dedi. Anayasa değişikliği paketini gazetemize değerlendiren Kamalak, referandum sonucunun Anayasa Mahkemesi'ne götürülebileceğini çünkü aksi yönde bir hükmün bulunmadığına dikkat çekti. "O da büyük bir eksikliktir.
Pakete bir madde konabilirdi" dedi. Anayasa'nın 175. Maddesine 'Referandumla kabul edilen Anayasa değişiklikleri, Anayasa Mahkemesi'ne götürülemez' şeklinde bir hükmün pakette yer alması gerektiğini vurgulayan Kamalak, "Çünkü demokrasilerde, asıl olan milli iradedir. Tüm kamu kurum ve kuruluşları yetkisini milli iradeden alır. Öyle bir hükmün koyulmamış olması büyük bir eksikliktir. Referandumla kabul edilen Anayasa değişiklikleri, Anayasa Mahkemesi'ne götürülememelidir" diye konuştu.
411 hatırlatması
Hâkimlerin millet adına karar verdiğini hatırlatan Kamalak, "Öyleyse, milletin kabul ettiği bir kanun nasıl hâkimler tarafından iptal edilebilir? Demokrasilerde yetkinin kaynağı millettir. Milletin, onayladığı bir Anayasa, Anayasa Mahkemesi'ne götürülememelidir. Ama götürülürse, ne olur bu şartlarda. Anayasa Mahkemesi, ne derse o olur" şeklinde konuştu. Gerekçenin ise 411 milletvekilinin kabul ettiği ancak Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen değişiklikle benzer olabileceğini hatırlatan Kamalak, "Bu düzenlemeyle, değiştirilmesi yasaklanan maddeleri dolaylı bir şekilde değiştiriyorsunuz gerekçesiyle dava açılabilir.
411 milletvekilinin kabul ettiği değişiklik iptal edilmişti ya onun gibi" diye konuştu. Anayasa değişikliklerinin halk oylamasına sunulma süresinin 60 güne indirilmesine ilişkin değişikliğin seçim kanunu kapsamında yer aldığı gerekçesiyle 1 yıl süreyle Türkiye'de referandum yapılamayacağına ilişkin görüşlere de katılmayan Kamalak, "Seçim kanunu ayrı, referandum ayrı. İkisi ayrı konular. Hiçbir hukukçunun da buna katılacağına inanmıyorum" diye konuştu. Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nin pakete ilişkin eleştirilerini değerlendiren Kamalak, eleştirilerin Cumhurbaşkanının daha fazla üye seçmesi üzerine odaklandığını hatırlattıktan sonra şu anda Anayasa Mahkemesi ve HSYK üyelerinin tamamını Cumhurbaşkanı'nın seçtiğine dikkat çekti. Yargıdan bu yönde gelen eleştirilere karşı çıkan Kamalak,"Karşı çıkan muhalefetin ve yüksek yargının formül üretmesi lazım. Yoksa değişikliğin herkesi tatmin etmesi mümkün değil" diye konuştu.
Düzenlemeyi genel olarak olumlu bulduğunu açıklayan Kamalak, "Paket, eksiktir, noksandır. Düzeltilmesi gereken noktalar var. Ama yoktan iyidir. Bir bütün olarak baktığımızda desteklenmesi gerektiği kanaatindeyim" dedi. Mesela 6. Maddede bir düzenleme yapılması gerektiğini kaydeden Kamalak, 1924 Anayasasında olduğu gibi milletin egemenliğini hangi kurumlar vasıtasıyla kullanacağına açıklama getirilmesi gerektiğini söyledi. Kamalak, "Millet egemenliğini, TBMM kullanır. Yasama, yürütme ve yargı kullanır denilmeliydi. Ama Türkiye'de 1961'den bu yana egemenliği silahlı kuvvetler kullanıyor. Açık söyleyelim. Siyasi iktidarlar ise, görevlendirilmiş kurumlardır. Siz direksiyondasınız, ama arka koltukta eli silahlı üç beş kişi oturuyor. Araba sizin istediğiniz yere mi yoksa arkadakilerin belirlediği yere mi? 1961'den yana Türkiye'deki yönetim böyledir" dedi.
Anayasa tümden değişmeliydi
Hem kendisinin hem de partisinin mevcut darbe Anayasa'nın tümden değişmesini istediğini vurgulayan Kamalak, "Bu Anayasa, baştan sona değişmeli. Maalesef bu olmuyor, yapılamıyor. Şu anki yapılan değişiklikleri, bazı istisnalar dışında olumlu buluyoruz" diye konuştu. Özellikle siyasi partilerle ilgili 69. Maddedeki değişikliğin eleştiriye açık olduğuna işaret eden Kamalak, siyasi partilerin mali denetimlerinin Sayıştay'a bırakılmasına ilişkin düzenlemeye gerek olmadığını söyledi. Kamalak, "Çünkü Anayasa Mahkemesi, 50 yıldan beri siyasi partilerin mali denetimini yapıyor. Burada herhangi bir sıkıntı ortaya çıkmamıştır. Mali denetimin yine Anayasa mahkemesi tarafından yapılması hem tecrübe hem de siyasi partilerin güvenliği açısından fayda olduğunu düşünüyorum" dedi.
Parti kapatmada mahkeme kararı aranmalı
Siyasi partilerin kapatılması konusunda Meclis'e yetki verildiğini ve bu amaçla kurulacak olan komisyondan izin alınması şartının getirildiğini ifade eden Kamalak, "Bu, eleştiriye açık bir düzenleme olur. Böyle yapılacağına, siyasi partilerin kapatılması, suçluluk esasına dayandırılmalıdır" dedi. Anayasa'daki 'hiç kimse suçluluğu mahkeme kararıyla tespit edilinceye kadar suçlu sayılamaz' hükmüne atıfta bulunan Kamalak, "Hiç kimse ifadesinin içine tüzel kişiler, yani siyasi partiler de girmektedir. Şu halde, gerçek kişiler gibi bir siyasi partinin cezalandırılması için suçluluğunun sübut bulması lazım. Bir partinin suçluluğu nasıl sübut bulabilir? Suç işlediği kesin olan üyelerini, partiden atmazsa, böylece suçluyu koruma ve saklama suçunu işlemiş olur. Bu fiiller, yoğunlaşıp odaklaşma seviyesine ulaştığı takdirde, partilerin kapatılması ancak o zaman hukuka uygun olur" şeklinde konuştu.
Taslakta düzenlemenin temsil, eşitlik, kuvvetler ayrılığı ve adalet ilkeleri bakımından eleştiriye açık olduğunu söyleyen Kamalak, "Meclis'te grubu olan her bir parti, bu komisyona 5 üye verecek. Peki, 19 üyesi olan parti ne olacak? Veya daha az milletvekili olan, Meclis dışında olan partiler ne yapacak? Onlar bütünüyle temsilsiz" diye sordu.
Asıl olan Milli iradedir
Kamalak, "Çünkü demokrasilerde, asıl olan milli iradedir. Tüm kamu kurum ve kuruluşları, yetkisini milli iradeden alır. Öyle bir hükmün koyulmamış olması büyük bir eksikliktir. Referandumla kabul edilen Anayasa değişiklikleri, Anayasa Mahkemesi'ne götürülememelidir. Ama götürülürse, ne olur bu şartlarda. Anayasa Mahkemesi, ne derse o olur" diye konuştu.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Ebubekir Gülüm / Türkiye
Etiketler:




