AKP kendini de dönüştürüyor, Türkiye‘yi de dönüştürmeye çalışıyor dediniz. Son kitabınız, ‘İç İçe Girişler: İslam ve Avrupa‘da AKP‘yi tanımlarken ‘Sabık İslamcı‘ sıfatını kullanmışsınız. Biraz açar mısınız?

*  Çünkü bu partinin İslamcı parti olduğunu söylemek bence kaba bir tanım. Evet 1980 sonrası gelişen İslami hareketlerle bir bağlantısı var. Erbakan geleneğiyle de var diye düşünebiliriz ama 28 Şubat sonrası bu gelenekten kopuldu. Hem tek lider anlayışından, hem üçüncü dünyacılıktan kopuldu, hem de AB ile çok dönüşüldü. Onun için AKP yeni bir parti. Muhafazakârlıktan kopmuş bir parti aslında. En azından siyasi söylemlerinde böyle bir şey yok.

Ama algılamada var. Hâlâ insanlar Türkiye‘nin giderek muhafazakârlaştığını düşünüyor...

* Algılamada var. Ama zaten farklı bir isim koyamadığımız vakit bilimsel olarak, yani muhafazakâr mı, İslamcı mı, Müslüman demokrat mı, İslami reformist mi, siyasal reformcu mu, sağ merkezde mi, yoksa merkeze taşınamadı mı diye tartışır dururuz. Aslında bütün bunlar zaten bu partinin değişimini, henüz daha isimlendiremediğimiz yeni bir süreci ortaya koyuyor. Bu yüzden artık ‘AKP, sabık İslamcı‘ diyebiliriz.

Artık ‘AKP, Milli Görüş gömleğini çıkardı mı, çıkarmadı mı?‘ diye tartışmaktan vazgeçtik... CHP de bu söylemleri bir kenara bıraktı. Ne türban meselesi gündeme geldi bu seçimlerde ne de darbe... Buradan yola çıkarak, AKP‘nin aslında bu kaynaklardan beslendiğini ve artık beslenemediği için oylarının düştüğünü söyleyenler de var...

* Artık partinin kendi kimliğini isimlendirmesi zayıflatıcı bir unsur. İslamcılık bir şekilde bir kimlik hareketiydi. Hem dinin öne çıkması hem de farklı bir kimlik adına. Çünkü din bir kimlik değildir aslında, bir inançtır. Ama siyasal harekete dönüşünce hem inanç hem kimlik hareketi oluyor. İslamcılığın böyle bir boyutu var...

Muhabir: Haber Merkezi