Üzgünüm ama toplum olarak sesimiz duyulmaz oldu. Bu sessizlik insanlığımızı elimizden alıyor. Ve ne yazık ki artık bizler sadece tükenip giden değerlerimizi izlemekle yetiniyoruz; Ciddiyetin, ağırlığın, erdemin, sağduyunun dumura uğradığı bir ülkede. Suskunuz hem de çığlık çığlığa bir suskunluk. Türk halkı tam bir akıl tutulması yaşıyor. Ama bu konuşacak bir şeyi olmadığından değil...
İnsanlar yalnızlaşıyor. Saygının, sevginin, şefkatin, merhametin yerini başka duygular alıyor. İç zenginliğimiz ve derinliğimiz kayboldukça huzurumuz da karanlığa karışıp gidiyor. Saçma sapan sembol kavgaları yüzünden insan gerçeğinin metafizik boyutundan kaçıyoruz. Komşuluk, akrabalık, arkadaşlık gibi bizi birbirimize kenetleyen değer yargılarından kopartılıyoruz. Aktüalitenin vıdı vıdısı yapılırken asli meselelerimiz unutulup gidiyor. Çünkü halka doğruları anlatacak birçok aydın ve yazar kendini sattı! Satılmayanlara da yazma ve konuşma yasağı geldi. Kurumsal mücadele çabası...
Ama olsun, "demokratik açılım" kapsamında Türkiye İnsan Hakları Kurumu'nun kurulmasına dair kanun tasarısı Meclis Başkanlığı'na verildi. Tasarıya göre, insan hakları alanındaki gelişmeler izlenecek ve değerlendirilecek. Sorunların çözüme kavuşturulması doğrultusunda çalışmalar yapılacak... Şikayet ve başvurular incelenip, araştırılarak sonuçları takip edilecek. İnsan haklarının korunmasına, geliştirilmesine ve ihlallerin önlenmesine yönelik çalışmalar yapılacak... Peki sonra ne olacak? Umut ediyoruz ki o zaman insanlar, tabelası bile olsa haklarını savunacak bir kurum olduğuna inanacak...
(METİN ÖZKAN / TERCÜMAN)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



