Aile, birbirini seven ve sayan, ilk günden son ana kadar karşılan imtihanlarda sabır gösteren, birbirleri ile uyum ve anlayış içerisinde bulunan, Allah‘ın kendilerine emanet olarak verdiği evlat nimetini yetiştirmekte istekli ve eğitimli, iki cihan saadet ve selametinin sorumluluğunu yüreklerinde hisseden iki kişinin bir araya gelmesiyle oluşan toplumun en temel birimi olan kurumdur.
Maalesef bugün geldiğimiz noktada anne babalar çocuklarına en güzel yiyecekleri yedirdiklerinde, en güzel giyecekleri giydirdiklerinde ve en güzel okullarda okuttuklarında görevlerini tamamladıklarını zannetmekte, bu saydıklarımız dışındaki asıl yapmaları gerekenleri ise bilerek veya bilmeyerek ihmal etmekte ya da farkında olmadan yanlışlarına devam ederek evlatlarını yetiştirmektedirler. Evlat yetiştirme noktasında geçen hafta zehirli terbiyeden bahsetmeye başlamış ve yazımızda, çocuklarınıza emir vermeyin ve onları tehdit etmeyin, diye uyarmıştık.
İnsanlar nedense kendi çocukluk yıllarında ya da ergenlik dönemlerinde ebeveynlerinin kendilerine davranış şekillerini beğenmez ama ne hikmetse kendileri anne baba olduklarında kendilerine yapılan hatalı davranışları aynen modeller. Hatta misliyle çocuklarını terbiye etmeye kalkarlar. Emir verilen, uyarılan, eleştirilen, kıyaslanan, aşağılanan, ad takılan, "sen adam olmazsın" denilen, tehdit edilerek uygulanılmaya çalışılan metoda "zehirli terbiye" diyoruz.
Yüce Allahtan niyazımız, yazımızı okuyan kardeşlerimiz, çocuk eğitimlerinde bu yanlışlarından vazgeçerler de çocuklar da rahat bir nefes alırlar.
Yargılamayınız, eleştirmeyiniz, suçlamayınız
"Yine mi kardeşini ağlattın? Yine mi ders çalışmadın? Sen zaten tembelsin. Doğru düşünmüyorsun. Bu çok çocukça bir düşünce. Sen zaten çalışmaktan hoşlanmazsın. Çok tembelsin. Çok kötü bir çocuk oldun. Sen zaten hep kolaya kaçarsın." Bu gibi bitip tükenmeyen eleştiriler, suçlamalar ve yargısız infazlar çocuğun dünyasını da ahiretini de tehdit eden zehirli oklardır.
Çocuk üzerindeki olumsuz etkileri
Böyle yanlış bir terbiye çocuğun kendisine olan saygısını zedeleyebilir. Çocuğun anne ve babasını eleştirmesine, olumsuz olarak karşılık vermesine, kendisini yetersiz, değersiz, ve aşağılanmış hissetmesine neden olabilir. Sürekli yargılanan, eleştirilen, suçlanan çocuklar anne babalarının olumsuz yargılarına hedef olmamak için ebeveynleri ile iletişimi keserler ve bu anne babayla çocuk arasındaki bağın kopmasına yol açar. En acısı aslında kötü bir niyeti olmayan anne babanın yanlış davranışını eleştirmesini ve yargılamasını gerçek zannedebilirler.
Ad takmayın, alay etmeyin, utandırmayın
"Koca bebek... Beyinsiz..."
Genelde söylenilenlere örnek verecek olursak; "Hey koca bebek yaramazlık yapmaya utanmıyor musun? Tembel teneke buraya gel. Sen pis şımarığın birisin. Vahşi hayvana benziyorsun. Seni Tazmanya canavarı seni. Sivri zekalı oğlum. Sulu gözlü tahire hadi sen de."
Çocuk üzerindeki olumsuz etkileri
Sürekli veya ara sıra ad takılan, alay edilen, utandırılan çocukların öz güvenlerinin sarsıldığı görülür. Çocuğun sevilmediğini düşünmesine ve kendisini değersiz hissetmesine neden olabilir. Takılan adlar ve alaylar çocuğun üzerinde olumsuz etki yapmasına ve çocuğun ahlakının bozulmasına ve takılan adı benimsemesine ve kendisinin kötü olduğunu düşünmesine yol açabilir. Böyle davranışlara muhatap olan çocuklar genelde direnir ve ebeveynlerine karşılık vermeye başlar. Lütfen yargılanmaktan, eleştirilmekten, suçlanılmaktan, ad takılmasından sizinle alay edilip utandırılmaktan rahatsız oluyorsanız size emanet edilen iki cihan saadet ve selametiniz olan ciğerparelerinize bu şekilde davranmayınız.
Kim daha güçlü?
Güneş ve rüzgâr hangisinin daha güçlü olduğu konusunda tartışırlar. Ve rüzgâr "sana benim daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım" der. Şuradaki yaşlı adamı görüyor musun, hani şu üstünde palto olan? Bahse girerim o paltoyu üstünden senden daha çabuk söküp alabilirim. Bu denemeye razı olan güneş bir bulutun arkasına gizlenir ve rüzgar bir fırtına gücüyle esmeye başlar. Ancak rüzgar şiddetini ne kadar arttırırsa yaşlı adam da paltosuna o kadar sarılır. Sonunda rüzgar pes edip durulur ve güneş bulutun arkasından çıkarak yaşlı adama sıcacık gülümser. Bunu gören yaşlı adamın yüzünde bir hoşnutluk ifadesi belirir. Ve paltosunu çıkarır. İddiayı kazanan güneş rüzgâra, "dostluk ve naziklik her zaman haşinlik ve zorbalıktan daha güçlüdür" der.
Sayın anne babalar, acaba siz hangisisiniz? Çocuğunuzu yalnızken azarlayın. Herkesin ortasında övün. Azar kısaca ve doğrudan, övgü uzun ve yüceltici olsun.