Maraş’ta yaklaşık bir yıldır çekimi devam eden film beğenilerin ötesinde yoluna devam ediyor. Başta senaryo olmak üzere yönetmen ve yapımcı kadrosu övgüleri hak ediyor. Çekimlerin Maraş’ta yapılıyor olması memleket açısından iyi, doğal ortam ve yenilikler televizyon seyircisine farklı bir Maraş algısı oluşturuyor.

Film teknikleri açısından söze başlayacak olursak yapılanlar çizgi üstü özellikleri taşıyor, eldeki imkânlarla bundan daha iyisi olabilir mi elbet olabilir ama bu da zaman istiyor. Yüz yıl boyunca film yapma biçimleri kendi bağlamında çeşitli evrelerden geçerek bu güne geldi, buradan da daha iyi evrelere gidebileceğini görüyorum.

Senaryoya bakacak olursak, senaryo Cahit Zarifoğlu’nun aynı adlı eserinden alınmış ama bu adın ardına farklı bir boyutta hayat yerleştirilmiş. Erdem Bayazıt çevresinde bir döngünün anlatıldığı film, insanımızın fikir dünyasında yerlilik adını verebileceğimiz boyutu da dile getiriyor. Milliyet fikrinin kendi anlam dünyası bizim coğrafyamızda değişik olmuştur. Din fikrinin kendi anlam dünyası şekillenirken unutulanlar kadar yeni fikirler de hayatımıza girdi. Din daha ziyade hurafelerle mücadele şeklinde bir yarışa sokulurken kendi anlam dünyasını yaşayan milliyet fikri siyasi aktörler tarafından tehdit edici bir güç haline getirilerek Türk milletine en büyük zulüm yaşatılmaya başlandı. Milli olanın dini olduğu gerçeği somsutün iken birden bu konu kaosların yaşandığı ortam haline getirildi.

Sağ-sol kavramları adı altında yapılan mücadele Pandoranın kutusu haline geldi.

Yedi Güzel Adam filmi sağ-sol kavramlarına alışıldık açıdan bakıyor, bizim gördüğümüz bakış açısı ise daha değişik bir hikmetin sonucu olduğundan film ilerleyen süreçlerde anlatım zorluklarını peşi sırı getireceğe benziyor. Okul hayatının sıkça izlendiği televizyon dizilerinin öğretici yanı kadar hatıra yanı da önemli, insanlarımız kendi okul hayatlarının karşılaştırmasını yaparak hoşça vakit geçirmeye çalışıyor dahası eğleniyorlar. Filim gördüğüm kadarıyla bilgilendirmeye ağırlık veriyor ama bu temanın işlenmesi için diyalogların yetersiz kaldığını görüyorum. Sağcılık, solculuk fikri tema olarak verilirken bunun mantalitesinin taşındığı konuşmalar pek de özenli değil hatta yer yer adet kabilinden yapılan konuşmalar aslında. Milliyet fikrinin ulusal boyutu kadar ümmet boyutu da var örneğin “Filistin” meselesinin ele alındığı bu günlerde bu olgu tek taraflı bir yapı ile anlatılmamalıdır.

Yedi Güzel Adam filmi çocuk eksenli bir anlatıma kayıyor gibi duygusal yapının en ince yanı olan çocuk temaları izlenme oranını artırsa da zamanla basitliği barındırdığı için filmin sonunu da hazırlar. Temel oyunculuk her zaman çocuk temalarından uzak durmalı ki bu film Maraş insanının Anadolu’ya bir ışığı olsun.

Filmde mekâna konu olan yerler aynı karelerle ekrana taşınıyor hâlbuki bu mekânlar farklı objelerle her vakit yenilenmeli örneğin bir Kanlıdere geçiş sahnesi bir defa çekilip her defasında değişik zaman temalarının içine yerleştiriliyor bu film açısından pek de şık bir durum değil. Acaba Maraş film konusu olarak düşünüldüğünde coğrafi olarak nasıl ele alınmalıydı Görsel kodların eksik olduğu görülüyor, Maraş bu film için daha orijinal mekânlara sahip, bu sorulmuş olsa filmin izlenme oranının yükseleceğini biliyorum.

Şimdilik bir giriş olarak bu sözlerimizi beyan edelim, arkası gelir.