Modern çağın en büyük kabuslarından biri olan Alzheimer, artık sadece genetik faktörlerle ya da ileri yaşla açıklanmıyor. Bilim insanları, bireylerin günlük yaşam tercihlerinin ve ruh hallerinin beyin sağlığı üzerindeki doğrudan etkilerini her geçen gün daha net verilerle ortaya koyuyor. Son olarak Edirne Belediyesi ev sahipliğinde Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Beyin Sağlığı ve Alzheimer'dan Korunma" paneli, gizli kalan büyük bir tehlikeyi ve hastalıktan korunmanın şifrelerini gözler önüne serdi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği panelde, yalnızlık hissinin beyinde yarattığı hasarın boyutu ilk kez bu kadar net rakamlarla telaffuz edildi.

Çevreniz Kalabalık Olsa Bile Tehlike Kapıda

Panelde konuşan Türkiye Alzheimer Derneği Marmara Şube Başkanı Prof. Dr. Aslı Demirtaş Tatlıdede, obezite, diyabet ve insülin direncinin yanı sıra en sinsi risk faktörünün "yalnızlık hissi" olduğunu kaydetti. Çarpıcı bir oran paylaşan Tatlıdede, "Kalabalık olabilir etrafınız ama paylaştığınız çok bir şey yoktur ve kendinizi yalnız hissediyorsunuzdur. Bu neredeyse sigara kullanımı kadar önemli, Alzheimer riskini yüzde 40 artırıyor" diyerek sosyal bağların kopmasının beyin için yıkıcı sonuçlar doğurduğunu belirtti. İyi yaşlanmanın tamamen bireysel tercihlere bağlı olduğunu anlatan Tatlıdede, yeni bir dil öğrenmenin, dans etmenin, enstrüman çalmanın ve seyahat etmenin beyni adeta bir kalkan gibi koruduğunu vurguladı.

Güçlü Kaslar Demansı Engelliyor

Aktif bir yaşam tarzının sadece zihni değil, tüm vücut mekanizmasını ayakta tuttuğuna değinen Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Burcu Ersöz Hüseyinsinoğlu ise sağlıklı kas yapısı ile zihinsel işlevler arasındaki doğrudan bağa dikkat çekti. Düzenli fiziksel aktivitenin önemine değinen Hüseyinsinoğlu, spor yapan ve hareketli kalan bireylerde hastaneye başvuru ile ilaç kullanım ihtiyacının ciddi oranda azaldığını, bu durumun Alzheimer tipi demans riskini de doğrudan aşağı çektiğini ifade etti.

Türkiye Nüfusunun Yüzde 10'u Tehdit Altında

Türkiye'deki demografik değişime ve yaşlanan nüfusa vurgu yapan Şube Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Zeynep Tüfekçioğlu Korkmaz da ülkemizde 65 yaş ve üzeri bireylerin oranının toplam nüfusun yaklaşık yüzde 10'una ulaştığını bildirdi. Yaşın en büyük risk faktörü olduğunu ancak her yaşlının bu hastalığa yakalanmayacağını söyleyen Korkmaz, tıp dünyasını heyecanlandıran yeni bir gelişmeyi de paylaştı.

Dünyada erken evre hastalar için uygulanan bazı yeni ilaçların yakın dönemde Türkiye'de de kullanıma sunulmasının beklendiğini müjdeleyen Korkmaz, damar yoluyla verilen bu tedavilerin hastalığın ilerleme hızını yaklaşık yüzde 30 oranında yavaşlattığını kaydetti.

Kaynak: Haber Merkezi