Nureddin Yıldız hoca, son zamanlarda İslami ilimler alanında hoca olarak görülen kişilerin sessizliğine bürünmeyip, doğru bildiklerini söylemeye devam ediyor. Yıldız, sosyal medyada hızla yayılan bir sohbetinde dikkat çeken uyarılarda bulunuyor.
Nureddin Yıldız hocanın büyük yankı uyandıran sohbetindeki ifadeleri şöyle:
"Firavun dedi ki: Neyi uygun görüyorsam onu size söylüyorum! Benim size gösterdiğim yön en doğru yöndür! Firavun diyor; Ne söylersem benim sözümdür o! Ben de dosdoğruyu söylerim. Yanılma payı yok beyefendinin. Sen kimsin? Her uygun gördüğün en doğru yol oluyor. Kimse dememiş ama? Bu Firavun'un mantığıdır. Firavunluğa aday herkesin mantığı da budur zaten. Yüce Firavununuz konuşuyor beyler; Siz ne zannettiniz? 4000 sene önce böyleydi bu. Akıllar Allah'a teslim olmadığı sürece bugün de böyle? 2000 sene sonra da böyle olacak.
İşte biz IMF'e borçlarımız var onları ödeyeceğiz, vatandaş ses çıkartmasın. Sen konuşursan Mısır aç kalır; sen de konuşma hacı efendi! Her güne bir mazaret, her olaya bir kılıf uydurulunca, akıllar da bunu yutmaya müsait olunca, ne buyurduysa Firavun doğrudur! Ne dersem benim sözüm diyene; elbette, elbette bir alkış!
Hatta ve hatta yanlış bir söz söylediyse o bile bir hikmete binaendir. Boşuna yanlış yapmaz. Bir alkış daha!
"BENİM DIŞIMDA KİM BİR GÖRÜŞ BELİRTİYORSA VATAN HAİNİDİR"
Ben, doğruyu söylerim sözünün karşılığında sen yanlışsın var. Benim dışımda kim bir görüş belirtiyorsa düşmandır, casustur, vatan haindir, sapıktır, örgütçüdür, casustur ve sızmıştır. Ben ne dersem doğrudur, yaptığım her iş doğrudur. Yaptığım her iş güzeldir dediğin sürece ve insanlar bir dakika; Niye yaptığın her şey doğru oluyor senin?
Ali bin Ebî Tâlip'in (r.a) çok güzel bir sözü var. Diyor ki: Zalimin, zulüm yapanın en büyük destekçisi mazlumdur. Pısırık kaldığı için zalime prim vermiştir. Zalimi o ayakta tutuyor, zalim korkmuyor. Böylece insanlar kendi cellatlarının kılıcını beslemiş olurlar. Sustukça!
Firavun bunu yaparken; Ey vatandaşlarım, "Sizi sömürmek istiyorum" demedi hiçbir zaman, ülkemi kalkındırıyorum, ben sizin için uğraşıyorum, "Bu saçları size hizmette ağarttım ben" dedi hep. Bu adam anamızı ağlattı bizim ama olsun ülkemizi de kalkındırdı. Olsun Nil Nehri'nde köprüler yaptı. Karşıya rahat geçiyoruz da dedirtiyor. Bu tuzağa Müslüman nasıl kanmaz? Şöyle kanmaz;
Bu güzel konuşmalarla işler arasında uyuma bakar. Şûrasız hayat, şûrasız yönetime talip olanlar İslam sistemi talep etmiyorlar demektir. Şûranın olmadığı yerde kıpkızıl yalan vardır. "Sen yalan söylüyorsun" demek de kanuna aykırı olacağı için hiç kimse onun yüzüne "sen yalancısın" diyemeyecektir. O yaşadıkça dosdoğru bir yalancıdır. O kadar; dosdoğru yalancıdır.
"ALLAH İLE BAŞ BAŞA KALMAYI BİLECEKSİN"
Evlerinde mahsur kalan, vakıflarında mahsur kalan, camilerinden dışarı nefes alamayan, zavallı ve zulüm altında mazlum kimliğiyle kalan bütün Müslümanlara: Allah'ın Musa Aleyhisselam'ın diliyle verdiği mesajıdır. Firavunun karşısında kendisini Musa ve Musa'ya iman edenlerden bir gibi gören herkese, O gün - bugün ve yarın kıyamete kadar, Allah'ın tavsiyesi (emri) nedir? Allah ile baş başa kalmayı bileceksin. Sabredeceksin. Mülk Allah'ındır bunu unutmayacaksın. Allah istediğine istediğini veriyor unutmayacaksın, sonuç kesinlikle senin olacak Müttakilerdensin.
Burada, bu "ben ne dersem doğrudur" ne diyorsun diye böyle çıkış yapan kendisini Mısır'ın tanrısı ilan eden akılsız, aklı kıt, koca kral! Öleceğini unutan akılsız insanın fazla akıllı olmadığını biliyoruz. Ama Abdullah ibni Mesud'un (r.a) bir sözü var. Allah ondan razı olsun diyor ki: Kimse, imme’a olmamalıdır. Diyorlar ki: İmme’a ne demektir?
Şu demektir. Adam der ki: Halk ne yaparsa onu yapacaksın, çoğunluk ne taraftaysa o tarafta olacaksın. Çoğunluk düğünün öyle yapıyorsa öyle yapacaksın. Çoğunluğa uy. Diyen İmme’a’dır diyor. Sonra da diyor ki: Hak, yüreğinize kök salsın. Hak neredeyse orada olun. Batıla hiçbir şekilde destek olmayın.
Allah'ın izniyle bu ümmetin delikanlıları, hanımefendileri Abdullah ibni Mesud'un (r.a) çizdiği çizgiyi kavrayıp, o yolda yürümeye başlayınca, şeytan bu tezgahı kurduğuna pişman olacak Allah'ın izniyle. Akibet müttakilerin olacak Biiznillahi Teala.
Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'adır."
Not: Nureddin Yıldız'a ait bu sohbet; Mısırlı gençlerin idam edildiği, Mısır'ın IMF ile anlaşma yapıp kredilerin salındığı günlerde yapılmıştır.