Yıllardır kızından gelecek tek bir haberi bekleyen Doku ailesinin acısı, soruşturma dosyasına giren sarsıcı detaylarla bir kez daha katlandı. Dersim'de kayıplara karışan genç kızın akıbetini aydınlatması beklenen kritik ifadeler ve yeraltı radar taramaları, olayın üzerindeki sis perdesini aralamak yerine dehşet verici şüpheleri gün yüzüne çıkardı. Kamuoyunun yakından takip ettiği bu karanlık olayda, devlet görevlilerine kadar uzanan tutuklama dalgasının ardındaki ifadeler ilk kez kayıtlara geçti.
Şok Suçlamalar ve İlk Yanıt
Soruşturma kapsamında "nitelikli cinsel saldırı" ve "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, savcılık sorgusunda Gülistan Doku'yu şahsen tanımadığını öne sürdü. "Herhangi bir yerde herhangi bir surette görüşmedim, hiçbir şekilde iletişimim olmadı" diyen şüpheli, sosyal medya verilerinin silinmesi iddialarını da kesin bir dille reddetti.
Arkadaşı Uğurcan Açıkgöz'ün 2019 ve 2020 yıllarında kullandığı kayıt dışı telefon hatları sorulduğunda "Ne desem yalan olur, bilmiyorum" ifadelerini kullanan Sonel, aleyhindeki gizli tanık beyanlarını kabul etmediğini kaydetti.
Özellikle 5 Mayıs 2020 tarihinde, Tunceli'den çıkışı görülmemesine rağmen Elazığ istikametinden şehre girişinin kayıtlara geçmesi sorulduğunda Sonel'in "Bir diyeceğim yoktur" şeklinde yanıt vermesi dikkat çekti.
Silah ve İğrenç İddialara Ne Dedi?
Dosyada yer alan ve şüpheli Celal Altaş’ın ifadesinde geçen, oğlu Umut ile yaptığı telefon görüşmesindeki 'ben bu tabancayla birisini vurdum' şeklindeki beyanlara Sonel sert çıktı. Hayatı boyunca sadece 'Airsoft' adı verilen boncuk atan tüfeklere ilgi duyduğunu, Akrep veya MP5 tarzı silahların aracında asla bulunmadığını ifade etti.
Tecavüz iddialarının ise midesini bulandırdığını kaydeden Sonel, resmi tutanaklara geçen ifadesinde şu sözlere yer verdi: "Bu tecavüz olayı iğrenç bir durumdur, benim de kız kardeşim var. Gülistan’ın gözü yaşlı annesinin bir damla gözyaşına kurban olurum. Ben Doku ailesine kızmıyorum çünkü acıları var ve empati yapıyorum. Bu tecavüz olayı varsa, bunu yapan kişi aşağılık birisidir."
Sinyal Çakışması mı, Tesadüf mü?
Gülistan Doku'ya ait makas, peçete ve el yazılı bir notun bulunduğu baraj bölgesi ile Sonel'in 5 Ocak 2020'deki baz istasyonu verilerinin aynı olması, sorgunun can alıcı noktalarından biriydi.
Savcılığın "Eşyalar intihar algısı yaratmak amacıyla mı yok edildi?" sorusuna Sonel, o bölgeden arkadaşlarıyla sadece araçla geçerken yakıt aldıklarını veya turladıklarını savunarak cevap verdi. Ünsal, Uğurcan, Şafak gibi isimlerle gençlik merkezine ve kafelere gittiklerini belirten şüpheli, hareket halinde oldukları için baz sinyallerinin çakışmasının normal olduğunu, isminin dosyada geçmesinin tek nedeninin babasının vali olmasından kaynaklandığını savundu.
Dosyaya Giren Kan Donduran Rapor
İfadelerin ötesinde, soruşturmanın seyrini değiştiren en somut delil ise Jandarma'nın hazırladığı rapor oldu. Gizli tanığın, Mustafa Türkay Sonel ve Umut Altaş'ın cinayeti işlediği, ardından dönemin koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun cesedi Pertek ilçesi Koçpınar köyündeki bir mezarlığın yanına gömdüğü yönündeki iddiası üzerine bölgede yeraltı görüntüleme cihazı (YGC) ile 12 Ocak 2025 tarihinde tarama yapıldı.
Raporda yer alan bulgular tüyler ürperticiydi. Tespit edilen alanda daha önceden bir kazı yapıldığı, gömülen şahsın yaklaşık 1-2 yıl içerisinde oradan çıkartıldığı aktarıldı. Meydana gelen oksitlenme izleri üzerinden, o boşluğa cesetle birlikte bir sırt çantası ve silahın da gömülmüş olabileceği değerlendirildi.
Kimler Hangi Suçtan Tutuklandı?
Soruşturmanın geldiği son aşamada şüpheliler ağır suçlamalarla cezaevine gönderildi. Mustafa Türkay Sonel "nitelikli cinsel saldırı" ve "kasten öldürme", Tunceli İl Özel İdare çalışanı Erdoğan Elaldı "kasten öldürme", Ferhat Güven ise "yağma" suçlamasıyla tutuklandı.
Doku'nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, eski polis üvey babası Engin Yücer, annesi Cemile Yücer ile dönemin valisinin koruması Şükrü Eroğlu, Celal Altaş ve Nurşen Arıkan "suç delillerini gizleme, değiştirme ve yok etme" suçlarından cezaevine gönderildi. Dosyada ayrıca Gökhan Ertok'un da "kişisel verileri yasadışı yollarla ele geçirme" ve "delilleri yok etme" suçlamasıyla tutuklandığı vurgulandı.
Ardı ardına gelen tutuklamalar ve ortaya çıkan kan dondurucu raporların ardından, Gülistan Doku dosyasında gözler şimdi yargıdan gelecek yeni haberlere kilitlenmiş durumda.