Tek değer ölçüsünün para ve kuvvet olduğu, manevi değerlerin fazla bir anlam ifade etmediği vahşi kapitalizm kendi kültür değerlerini de üretti ve toplumlara hakim kıldı. İnsanlar için artık önemli olan para kazanmak, bir başka ifade ile vicdanın uyanıklığı ve hassasiyeti değil cüzdanın kabarıklığı önemli olmaya başladı.
Artık yeryüzünde idealizme yer yok. Gerçekçilik adı altında güçlünün zayıfı ezmesi, güçlü ülkelerin zayıfları sömürmesi geçerli doğal karşılanıyor.
İnsanlık artık eski tabiri ile alimlere, yeni tabiri ile entellektüellere rağbet etmiyor, değer vermiyor. Bunların yerini entel züppeler aldı. Artık alimlik değil diploma önemli. Allem edip kallem edip köşeyi dönmek önemli. Ele geçirilmiş olan köşe başlarını korumak, bunlara yenilerini eklemek marifet sayılıyor.
Kısacası artık insanda keyfiyete değil kemiyete değer veriliyor. Dürüstlük, duygusallık para etmiyor. Hatta, bu meziyetlere sahip olanlar çoğunluk tarafından keriz olarak algılanıyor. Bir bakıma ne kadar paran varsa, ne kadar güce sahipsen o kadar önemlisin. Değerlisin demiyorum, önemlisin kelimesini özellikle seçiyorum. Çünkü günümüzde önemli olmak için değerli olmaya gerek yok. Çevrenize ne kadar imkan sağlayabilecekseniz, ne kadar kapı açabileceğiniz düşünülüyorsa o kadar önemlisiniz. Böyle olunca bir makamı işgal ederken etrafınızda binler, hatta milyonlarca insan dolanır, sizi gördüklerinde iki büklüm olurlar, her fırsatta sizin ne büyük insan olduğunuzu tekrarlayıp dururlar. Sahip olduğunuz mevkiyi kaybettiğiniz an sizin yerinizi alanın etrafında dolanmaya başlarlar. Bunun için pek çok insanı ezip geçmeyi bile göze alırlar... Diyebiliriz ki vahşi kapitalizm maddeyi put haline getirdiği için insanlar madde karşısında eğilip bükülüyor olmuşlardır. Bu da beraberinde dalkavukluğu, yalakalığı getirmiştir. İnsanlar yalakalık derecelerine göre para ve mevki sahibi olur hale gelmişlerdir. Böyle bir ortamda entellektüellerin eski tabiri ile alimlerin yetişmesi, yetişenlerinin de barınması mümkün olabilir mi Günümüzde onlar eğilip bükülmeyi, yalakalığı beceremedikleri için açlığa mahkumdurlar.
Demek istediğim o ki, vahşi kapitalizmin hakim olduğu dünyamızda entellektüellerin yetişmesi, yetişenlerinin ise kimliklerine uygun davranmaları mümkün olmaz. Çünkü maddeperestliğin ilk düşman olduğu özellik idealizmdir. İdealizmin yok olduğu bir ortamda entellektüel ve alimlerden bahsedilebilir mi
Farklılıklara tahammülü olmayanlar, ülkemizde tornadan çıkmış gibi insanların oluşmasını isteyenler önce 12 Eylül 1980 darbesi ardından da Özal iktidarı ile idealizmin kökünü kurutmuşlar, güç karşısında sinmiş, itirazını kaybetmiş insanlardan oluşan bir toplum meydana getirmişlerdir. Böyle bir toplumda ister entellektüel ister halk olsun artık haksızlık karşısında isyan etmesi, ayağa kalkması mümkün olmaz. Bundan şikayet etmenin de anlamı yoktur.
TEBRİK
Bugün kılacağımız teravih namazı, gece kalkacağımız sahur ile Ramazan ayını idrake başlamış oluyoruz. İslam dünyasının bu mübarek günleri huzur içinde geçirmesi, tüm kardeşlerimin bu mübarek günlerden hakkıyla nasiplenmesini niyaz ediyorum. Bir dahaki Ramazanı İslam dünyasının birlik içinde, zalimlerin saldırılarından uzak geçirmesi en önemli dileğimizdir. İnancımızı hakkıyla yaşayabilmek, Allahın rahmet ve merhametinden bol bol nasiplenebilmek dileğiyle tüm müslümanların Ramazanını tebrik ediyorum.