Telefonu almak zorunda olabiliriz ama telefonla beraber başkalarının kültürünü almak zorunda değiliz. Telefon yüzünden akidemizi, ahlâkımızı, bize ait örfü ihmal edemeyiz. Santraller cihazlarımızı kendilerine kilitleyebilir, biz hürriyetimizi cihazlara bağlayamayız. Telefonlara evet ama telefon kültürüne asla!
Telefon bir nimettir. Bütün nimetler gibi beraberinde bir külfeti vardır. Her nimet gibi telefon da elde edilirken ve kullanılırken mü‘min olmanın gereklerine dikkat edilmelidir. Helal yollardan edinilmeli ve şükrü yapılmalıdır. Bir nimetin en güzel şükrü, onun haram olmayan işlerde kullanılması, harama vesile yapılmamasıdır. Bilhassa cep telefonlarının, telefon nimetinin kadrini artırdığını gözlerimizle müşahede ediyoruz. Şükrünü artırıp artırmadığı ise herkese göre değişmektedir. Telefon, mucidi ve üreticisi açısından bize ait değilse de kullanımında bize ait kültürün hâkim olması gerekir.
Telefonu almak zorunda olabiliriz ama telefonla beraber başkalarının kültürünü almak zorunda değiliz. Telefon yüzünden akidemizi, ahlâkımızı, bize ait örfü ihmal edemeyiz. Santraller cihazlarımızı kendilerine kilitleyebilir, biz hürriyetimizi cihazlara bağlayamayız. Telefonlara evet ama telefon kültürüne asla!
Mü‘min olarak bizim, imanî mührümüzü vuramadığımız bir nesneyi, ölçüsüzce kullanıyor olmamız itikadımız açısından bizi endişelendirmelidir.
Telefona bile hâkim olamazsak neyin iddiasını sürdüreceğiz?
Telefonu dinimizin hizmetine sunmamız, onu da bir tebliğ aracı olarak kullanmamız gerekirken, onun bizi kullanması düşündürücüdür. Telefona bile hâkim olamadıktan sonra neyin iddiasını sürdüreceğiz? Çoluk çocuğun tapınırcasına telefona esir olmasını tam bir fitne olarak adlandırmaktan başka çaremiz kalmamıştır.
Mescitlere, ilmi toplantılara, özel ziyaretlere cep telefonu sokulması, sokanın arandığında cevap verilmesi görgüsüzlüktür. Çok önemli işler gören bir insan görüntüsü en azından riyadır. Eğer böyle bir riya değilse maksat, o zaman diğer mü‘min kardeşe karşı bir saygısızlık söz konusudur. Nasıl sarımsak yiyenler, cemaate gelmeyeceklerse, illa cep telefonuyla görüşmesi gerekenler de mü‘minlerin ilim meclislerini, mescitlerini rahatsız etmesinler. Namaz kılan bir Müslüman‘ın dikkatinin dağılmasına neden olmanın bir vebal olduğunu unutamayız. Bir hastanın rahatsızlığına neden olamayız.
Telefon açmak için uygun olmayan saatler vardır
Bizim kültürümüzde -ki kültürümüz sünnet menşelidir- insanların aranmaları için uygun olmayan saatler vardır. Bilhassa yatsı namazından sonra bir Müslüman‘ın rahatsız edilmesi doğru değildir. Çok özel ilişkiler veya özel durumlar dışında insanların dinlenme saatlerinde aranmaları bize ait değildir. Gece yarılarına doğru telefonla rahatsız etme, rahatsızlık kadar bir sabah namazı düşmanlığıdır. Bir tür sabah namazı provoke edilmiş olmaktadır. Cuma namazı saatinde erkek bir Müslüman‘ın telefonunun çalması nasıl yorumlanabilir? Karşı tarafın bizim namazımıza saygısızlığı mı, bizim kimliğimizi itiraf etmek istemeyenlere karşı zafiyetimiz mi diyebiliriz.
Telefon bizi yansıtan bir ayna olabilir. Sünnet üzere yaşama iddiasındaki bir mü‘minin cep telefonunda hangi müziğin zil olarak çaldığına dikkat etmemesi basit bir hata mıdır? Neden dinlemeyi uygun görmediğimiz müzik türlerinin namazda veya başka bir yerde bizim adımıza çalmasına izin veriyoruz?
Telefonların resim ve film çekme aleti olarak kullanılması da ayrı bir sıkıntı oluşturmaktadır. İnsanların izinsiz görüntülerinin alınması bir kul hakkı ihlalidir. Farklı ortamlarda çekilen resimlerin ve filmlerin, mahremiyet kurallarına dikkat edilmeden açılıp seyredilmesi, bize ait pek çok değerin yıpratılması sonucunu getirmektedir. Genç kızların, arkadaşlarının resimlerini çekip, o arkadaşlarının bakması caiz olmayan kimselerle paylaşmaları en basit örneklerden biri olarak dikkatimizi çekmektedir.
Cep telefonlarıyla beraber gelişen mesaj kültünün işi iyice karıştırdığını dikkatimizden kaçıramayız. Kimin kime mesaj göndermesinin uygun olacağına dair edep kurallarına dikkat etmekte yarar vardır. İnsanların anlamadığı sözleri, kendisine geldiği için başkalarına göndermesi doğru değildir. Mesajlaşma adı altında birilerini zengin etmek bizim işimiz olmasın.
Mesajla ilgili olarak bir önemli husus da bu tür yazışmaların, sahibinin izni olmadıkça görülemeyeceği hakikatidir. Sahibinin izni olmadan bir mektuba bakmak caiz değildir.
Hayra vesile, hayatı kolaylaştıran her türlü teknolojiye evet deriz, destekleriz. Ancak, ne teknolojinin ne de başka bir gelişmenin akidemizi, ahlâkımızı eritmesine göz yumamayız. Selin üstünde sürüklenen bir saman çöpü olmanın ne gereği var?
Biz, biz olarak numara çevirelim. Bize bir numara çevirmesinler.
Konuşmaya selamla başlayıp selamla bitirmek gerekir
Telefona selamla başlanması, selamla bitirilmesi gerekmektedir. Telefon bir tür yüzleşmedir. Mü‘min, müminle yüzleştiğinde selam verir, selamla ayrılır. Telefonda da bu kural geçerlidir. ‘Alo‘ gibi soğuk kelimeler ilk başlama anında bir tür zorunluluk haline geldiyse de, maksat hâsıl olduktan sonra söze başlarken selamı ihmal edemeyiz. Selamın yerine kullanılmaya başlanan ‘kendine iyi bak, öptüm!‘ gibi sözlerin seviyesizliği ortada olduğu halde ne yazık ki, aklı başında insanlardan bile duyulur hale gelmiştir. Bu bir tür çöküş işaretidir. Değil selamla telefona başlamak, sırf selamız yayılsın diye telefonu kullansak yeridir.
Telefonla arayanın kendisini tanıtması gerekmektedir
Sünnet olan, kapı çalanın kim olduğunu belirtmesidir. ‘Karşı tarafın tanımış olacağını zannetmek, çok görüşmüş olmayı ileri sürmek, numaram onda kayıtlı‘ gibi savunmalar, sünnete aykırılığı örtemez. Tanısınlar veya tanımasınlar, sünnete uymak kadar önemli bir kazanç var mıdır? Hem işimizi görelim hem de sünnete uyup ecir kazanalım.
Cep telefonunu mahrem tutanlar açısından bakıldığında, numarasının başkasına verilmesine izin vermeyen bir insanın numarasını teşhir etmek yanlıştır. Birbirimize itimadımızı zedeleyecek tutumlardan kaçınmalıyız.
Sahibinden izinsiz bir şekilde telefondaki seslerin kaydedilmesi asla caiz olmaz. Karşı taraftan izin alınmadan telefon hoparlörünün açılıp dinletilmesi de caiz olmaz. Bu bir hıyanettir. Birbirimize tuzak kurar gibi işlere tevessül etmeye başladık mı kardeşlik hukukumuz zedelenir. Bunun sonucu olarak da Allah‘ın rızasından uzaklaşırız.
Çocukların ellerinde babalarının telefon cihazlarından daha pahalı cihazların bulunması neyin işaretidir?
Telefonların çocukların elinde oyuncak haline getirilmesine göz yummak bir tür tebzirdir; israfın her çeşidine karşı dikkatli olmak gerekmektedir. Telefonun kendisi de kontörü de nimettir. Nimetler israf edildiklerinde vebale neden olurlar. Çocukların talebi haline gelecek kadar yaygınlaşan cep telefonlarının bizi nereye götüreceği endişe vermeye başlamıştır. Artık, silah olarak da kullanılan telefonların tamamen men edilmesi mümkün değilse de bir seviyede tutulması mecburidir. Çocukların ellerinde babalarının telefon cihazlarından daha pahalı cihazların bulunması neyin işaretidir?
Telefon cihazlarının gösteriş vesilesi olarak kullanılması, başkalarının yanında aranmaktan haz alma boş insan tavırlarıdır. Mü‘min, kendisinde olmayanı göstermeye neden çalışsın? Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:
‘Kendisinde olmayanı göstermeye çalışan iki yalan elbise giyen gibidir.‘ [Buharî,Müslim]
Bir telefon arandığında, cevap verinceye kadar veya santralden uyarılıncaya kadar çaldırılması sünnete aykırıdır. Bir evin kapısına üç defadan fazla vurulmayacağına göre bir telefon da zil çalma süresinin sonuna kadar çaldırılmaz. Arandıktan bir dakika sonra da hemen ikinci defa aranmaz. Görüşme imkânı hâsıl olunca da ‘Neden telefona bakmadın?‘ gibi kaba bir soru sorulmaz. Teknoloji birbirimize saygımızı zedelememelidir.
Telefon, hayatımızı kolaylaştıran bir nimet olarak görülmelidir. İsrafa kaçan görüşmelerden kaçınmak gerekir. Hayatımızı kolaylaştırdı diye, bütçemizi kemiren şey nasıl nimet olur? Telefonu bir muhabbet aracı olarak kullanırken, kapitalizmin vahşi ağlarına takıldığımızı fark ediyor olmamız gerekiyor.




