Gündem

"Tehlikenin göze alınmadığı yerdeyiz."

"Tehlikenin göze alınmadığı yerdeyiz."

Abone Ol

Türk edebiyatının önemli isimlerinden  Şair İbrahim Tenekeci yerel seçimlere sayılı günler kala öyle bir yazı kaleme aldı ki, okuyunca hak vereceksiniz...

"CHP‘yi niçin yazmıyorsunuz da hep AKP‘yi yazıyorsunuz" diye ara sıra şikâyetler geliyor. Mütedeyyin camia CHP‘nin ne olduğunu gayet iyi biliyor. Amblemlerinde yer alan altı mızrağın ne işe yaradığını da... Dolayısıyla, CHP‘yi yazmak, bilinen şeyleri tekrar etmekten başka bir işe yaramayacak.Konuyla ilgili bir örnek vereyim, gerisini siz anlayın. CHP‘nin altı mızrağından biri de, bildiğiniz gibi Halkçılık ilkesidir.

Dün, Tercüman Sitesi‘nin ana kapısına asılmış bir pankart gördüm. CHP‘nin Zeytinburnu Belediye Başkan Adayı‘nın pankartıydı bu. Sayın aday, "Site sakinlerine hizmet etmek öncelikli işimiz olacak" diyor. "CHP‘nin halkçılık ilkesi işte böyle bir şey" deyip diğerlerine geçelim.Kertenkele dergisinin son sayısının sunuş yazısı şu cümleyle başlıyor: "Tehlikenin göze alınmadığı yerdeyiz."Bizler, tehlikeyi göze aldığımız için bu yazıları yazıyoruz.

Baba filminin ünlü oyuncusu Marlon Brando, "Parayı geri çevirecek kadar ahlaklı olamadım" der. Parayı, yani o muazzam imkânları, fırsatları, tırnak içinde nimetleri ve fiyakayı geri çevirdiğimiz için bu kadar rahatız.Doğrudan başkasına selam vermeyiz. İleri gelenler ile ileri gidenleri her zaman birbirinden ayırdık. Adına "uygarlaşmak" denilen şeyin, aslında "uysallaşmak" olduğunu erken yaşlarda fark ettik. Bir büyüğümüz, "Türk için batılılaşma, batıllaşmadır" diyor. Artık bunu görüyor ve biliyoruz.İstiklal Marşı Derneği‘nin bülteninde, "İslam‘ın dışında hiçbir iyilik yoktur. İslam‘ın içinde hiçbir kötülük yoktur" cümleleri yer alıyor. Yazılarımızı bu inanç eşliğinde yazıyor, davranışlarımızı ve ilişkilerimizi ona göre şekillendiriyoruz. "Avrupa Birliği‘ne hayır" derken, bunu "oy avcılığı" olsun diye yapmıyoruz. İyi biliyoruz ki, "Türkiye‘nin aleyhine yapılan her iş, İslam aleyhine yapılan bir iştir." Bu cümlenin ya da niyetin içine sanayi tesislerimizin yabancılara satılmasını da koyabiliriz, İsrail‘le iş tutulmasını da...İsmet Özel, Vatan gazetesine verdiği son röportajında şöyle diyor: "Bugün bir sürecin sonundayız. Türkiye‘nin ortadan kalkması halinde, banka hesapları kabaracak insanlar üretildi. (...) Birkaç sene önce Deniz Kuvvetleri Komutanı‘nın oğlu Çanakkale ile ilgili bir film çekti ve biz Anzaklara ağladık."Bazı kravatlı ya da üniformalı insanlar hakkında kaleme aldığımız sert yazılar, sürecin farkında olduğumuzun da bir göstergesidir.

Amacımız falanca kişiye ya da filanca kuruma düşmanlık değil, Türkiye‘yi yumuşak lokma haline getirmeye çalışanlara tavır alıştır. Karşımızda kim olursa olsun, duruşumuz değişmeyecektir. "Türkiye, İslam karşıtı güçlere teslim olmayı ret edenlerin vatanıdır." Şu partiye ya da bu kişiye yönelttiğimiz eleştiriler; bir kaygının, endişenin ifadesi olarak okunmalıdır. Başbakan Erdoğan, yabancılara satılan toprakları kastederek, "götürecek değiller ya" diyor. Götüren zaten götürüyor. Yabancılar ise götürmeyip getirecekler.

Ahmet Hamdi Tanpınar, Namık Kemal için, "Cemiyete kendi meseleleriyle meşgul olmayı öğreten adamdır" der. Bana kalırsa, Milli Görüşçülerin yaptıkları da budur. Onlar, siyasetin Milli Güreşçileridir.İktidar partisinin amblemi olan ampul, hali vakti yerinde olanları aydınlatıyor olabilir. Fakat fakir fukara için gürz vazifesi görüyor. Zaten dikkat edilirse, oldukça kötü tasarlanmış olan amblem, ampulden çok gürze benziyor.Sayın Erdoğan, kapanan işyeri sahiplerini "işini bilmemekle" suçluyor. Böylece, "Benim memurum işini bilir" diyenlerden yana olduğunu da ortaya koymuş oluyor. İşi iyi olanların, hatta daha da iyiye gidenlerin, imalat değil de, başka şeyler yaptıklarını hepimiz biliyoruz. Kimi alıştan kazanıyor, kimi satıştan... Bir yandan birilerinin cüzdanı kabarıyor, bir yandan da işsizlik rekorları kırılıyor.

Bugün Türkiye‘nin geldiği yer, gelinmemek için Kurtuluş Savaşı‘nın verildiği yerdir. Maalesef durum budur."Uyarı atışı" için havaya bir el ateş ettik. Ayakları yerden kesilenler varsa, kusurumuza bakmasınlar!