Gündem

Taşeron firmaların işçileri de sendikalı olmaya başladı

Taşeron firmaların işçileri de sendikalı olmaya başladı

Abone Ol

Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı ve Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Taşeron firmalarda örgütlenme modelleri geliştiriyoruz. Bunun için sendikalarda yeni ofisler oluşturduk. Bu ofislerimiz taşeron firmalarda sendikal yapıyı oluşturma çalışması yapıyorlar." diye konuştu.

Çalışma hayatında hızla üye kaybeden ve her geçen yıl eriyen sendikalar, bu kötü gidişe karşı bir çıkış arıyor. Kâğıt üstünde 3,2 milyon görünmesine rağmen gerçekte toplu sözleşmeden yararlanan sendikalı işçi sayısı 500 binlere kadar düşmüş durumda. Bu gidişe karşı bir önlem alınmaması durumunda çalışma hayatına bir zamanlar yön veren sendikalar tabeladan ibaret sivil toplum örgütleri haline gelecek.

İşte bu noktada mevcut dibe vuruştan kurtulmak için yeni arayışlar içine giren Hak-İş‘e bağlı Hizmet-İş Sendikası, sendikal kültürün olmadığı taşeron şirketlerinde örgütlenmeye başladı.  Sendikal mücadelesini taşeronlaşmanın en yaygın olduğu genel işler iş kolunda sürdüren Hizmet-İş Sendikası, emeği değersizleştiren ve sendikal yapıyı ciddi anlamda tehdit eden taşeronlaşmaya karşı yeni bir vizyon geliştirerek, buradaki sendika düşmanlığını kırmaya çalışıyor. Bunun için özel ofisler kurarak taşeron firmalarında örgütlenme modelleri geliştiren Hizmet-İş Sendikası, bu çalışmasının karşılığını almaya başladı. Aydın, Ordu ve İzmit‘te devlet hastanelerinde toplu sözleşme düzenini inşa etme konusunda önemli bir mesafe kateden Hizmet-İş Sendikası, bu örnekleri çoğaltmak istiyor. Bu örnekler çoğaldıkça dibe vuran sendikaların yeniden canlanması için umut kapısı olacak.

Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı ve Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan ile sendikalarda yaşanan çözülmenin nedenlerini ve bu çözülmeye karşı ne yapılması gerektiği üzerine konuştuk. Gündemle ilgili görüşlerini de aldığımız Arslan, sendikal yapıya umut verecek olan taşeron şirketlerinde başlattıkları örgütlenme mücadelesini anlattı.

Sendikalar hızla çözülüyor. Bu çözülmenin nedenleri nedir?

Çözülme derken üye kaybından söz ediyorsunuz herhalde.

Evet...

Sendikalarda yaşanan üye azalmasını değerlendirebilmemiz için sadece bugüne değil son 30 yıla bakmamız gerekiyor. Bu süreçte hem dünyada hem de Türkiye‘de küreselleşme ve global sermayenin güçlenmesi, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı, yeni iş ilişkilerinin oluşması, iş yeri kavramının değişmesi, işçi kavramının değişmesi, üretim ilişkilerinin değişmesi, işçi-işveren ilişkilerinin değişmesi doğrudan işyerlerine göre dizayn edilen sendikal kültürü yerle bir etti.

Konun bir yönü bu diğer bir yönü ise, ülkemizde yoğun bir işsizlik ve özelleştirme var. Özelleştirmeler yoluyla kamu büyük ölçüde tasfiye edildi. Türkiye gibi ülkelerde kötü özelleştirmeler sendikaları zayıflattı.

Özel sektörde de sendikalılaşmaya yönelik inanılmaz bir düşmanca tavır var. Bugün geldiğimiz nokta açısında bu önemli. Toplu sözleşme kapsamındaki işçi sayısı 500 bine kadar düşmüş durumda. Bu halde bile sendikalı işçi sayısı hemen hemen hepsi özel sektörün dışında. Özel sektörde çok az sayıda sendika var. Bu da gerçekten düşündürücü...

Bütün bunlara baktığımızda ne görüyoruz?

Sendikasızlaştırma. Çalışanların sayısı artıyor ama sendikalar eriyor.

Bu olumsuz tablodan kurtulmanın yolu var mı?

Bu dibe vuruştan kurtulmak için bu resme doğru bakıp, doğru okuyup buna göre çözümler üretmemiz gerekiyor.

Nasıl bir çözüm...

Bugünkü ihtiyaçlara cevap verecek bir sendikal kültür inşa etmemiz gerekiyor. Bunun için de bir vizyona ihtiyaç var. Bu vizyonu sendikalar ne kadar çabuk ne kadar hızlı gerçekleştirebilirse bu zarardan o kadar hızlı kurtulma imkânı olacak.

Sendikalar bu vizyonu oluşturabilecek mi?

Hak-İş Konfederasyonu ve Hizmet-İş Sendikası olarak bu mevcut dibe vuruşun bundan sonra daha fazla aşağıya inmeden yeniden nasıl toparlanabileceğimiz konusunda ciddi çalışmalarımız var.

Örnek verebilir misiniz?

Tabii ki. Taşeron firmalarda örgütlenme modelleri geliştiriyoruz. Bunun için sendikalarda yeni ofisler oluşturduk. Bu ofislerimiz taşeron firmalarda sendikal yapıyı oluşturma çalışması yapıyorlar.

Neden taşeron firmalar?

Çünkü burada ciddi anlamda bir kayıt dışılık var, ciddi anlamda bir emek sömürüsü var, ciddi anlamda istismarlar var. İnanılmaz derecede hoyratça davranılan bir uygulama var. Bu uygulamaları dizginlemek için buralarda hiç değilse sendikaların olması gerekiyor. Toplu sözleşme düzeninin şöyle veya böyle yerleşmesi gerekiyor. Taşeron firmalarda işçileri örgütleyip, onların toplu sözleşme, sendikal haklarını sağlamaya çalışıyoruz. Bunu başarabilirsek önemli bir mesafe kat etmiş olacağız.

İşçilerin bedduasının karıştığı bir hizmet ucuz değildir

Taşeron firmaları ucuz iş gücü olmasından dolayı tercih ediliyor. Belediye başkanları işçi maliyetlerini yükseltecek bu uygulamaya sıcak bakarlar mı?

Ucuz iş gücünden dolayı tercih edilse de belediye başkanları taşeron firmalarının çalışma biçiminden muzdaripler. Çünkü aynı işi yapan işçiler arasında inanılmaz bir uçurum var. Bu iş barışını engelliyor. Üstelik bu insanlar kendilerini belediye işçisi olarak görüyor. Ve bunların yüzde 90‘nı da belediye başkanları tarafından işe alınıyor. Belediye başkanları, taşeron firmaya ‘benim gönderdiklerimi al‘ diyor. Belediye başkanı hem bunları işe alıyor hem de bu insanlar belediye başkanına beddua ediyor. Onun için bizim taşeron firmalarında örgütlenme mücadelemiz aslında bir sosyal barış projesi.

Belediye başkanlarının taşeron firmalarından rahatsız olduğunu söylüyorsunuz...

Evet. Örneğin Konya Büyükşehir Belediye Başkanı taşeron firmalarındaki kötü çalışma şartlarından muzdarip ve çözümden yana ne yapılabileceği konusunda fikrimizi alıyor. Bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Belediyeler zannediyor ki ucuz iş gücü ile başarılı hizmet yapıyoruz. Bence bu işçilerin bedduasının karıştığı bir hizmet ne ucuzdur, ne kalitelidir, ne de bereketlidir. Çünkü onların bedduasının karıştığı bir uygulama ile karşı karşıyayız. O zaman bunun ortadan kaldırılması için mutlaka bu yolu açmamız gerekiyor.

Belediye işçisi ile aynı işi yapan taşeron firmadaki işçi arasında ne kadar ücret farkı var?

Yaklaşık üç kat. Belediyelerde ortalama net ücret bin 500 lira. Taşeron firmalarda çalışanlar ise asgari ücretin biraz üstünde, 600 lira maaş alıyor. Sosyal yardımları da eklediğimizde taşeron firmada çalışan bir işçi belediyede çalışan bir işçi arasında üç kat fark oluşuyor.

Anayasa değişikliği Hak-İş‘i tatmin ediyor mu?

Gönül ister ki, anayasanın bütünü değiştirilsin, masaya yatırılarak sorgulansın. Ama bu şu anda mümkün görülmüyor. Peki, o zaman hiç değilse bu anayasadan ne kadar değişiklik yapılabilirse Türkiye‘nin yarınları için o kadar iyi olacak.

Yani biz bu anayasanın değişmesini istiyoruz. Bunun geçmişte MHP, ANAP, DSP koalisyonu da anayasayı değiştireceğiz dedi biz destekledik. Daha sonra bugünkü CHP ve AKP ile yapılan değişiklikleri destekledik. Bugün de anayasayı değiştirecek iradeyi desteklemek zorundayız. Bizim şu parti değiştiremez bu parti değiştirir gibi bir tartışmamız yok. Bu doğruda değil zaten.

Çalışma hayatına yönelik kapsamlı bir değişiklik görülmüyor...

Çalışma hayatı ile ilgili düzenlemelerin anayasada yer almasına gerek yok zaten. Bunlar yasa ile düzeltilebilir. Yasal düzenleme yapılırken anayasa engeli teşkil eden konular ancak bu değişikliğe katılabilir. Örneğin birden fazla sendikaya üye olunamaz yasağının anayasadan kaldırılması bu konuda ileride yasada yapılacak değişiklikler için gerekli idi. Örneğin şu anda Çalışma Bakanlığı bir yasa değişikliği çalışması yapıyor. İşte meslek sendikacılığı gündeme geliyor. Meslek sendikacılığında hem işkolunuzdaki sendikaya üye olabileceksiniz hem de meslek sendikasına üye olabileceksiniz. Peki, bu bugünkü anayasa metninde kaldığı sürece bu olamıyor. Onunu için anayasadan bu yasağın kaldırılması yetiyor.

Taşeron firmalarda çalışan sayısı  çok arttı

Taşeron firmalarda örgütlenme çalışmasına ne zaman başladınız?

2 yıl oluyor.

Ama sendika olarak taşeronlaşmaya karşısınız...

Yine karşıyız. Emek sömürüsünün en yoğun yaşandığı bu çalışma biçimini kabul etmemiz mümkün değil. Ancak o kadar yaygınlaştı ki artık önünde durmanız mümkün değil. Bugün taşeron firmalarında çalışanların sayısı, belediye işçilerinin 3 katına ulaşmış durumda. Bu korkunç bir rakam...

Sendikal kültürün olmadığı bu yerlere girmemiz gerekiyor. Yoksa ileride üye bakımından ciddi anlamda sıkıntı yaşayabiliriz. Çünkü belediyelerde emekli olanların yerine yenileri alınmıyor.

Başarılı olduğunuz yerler var mı?

Evet, bizi umutlandıran güzel örneklerimiz var. Hastanelerde temizlik işleri yapan şirketlerde sendikamızın örgütlendiği yerler oldu. Örneğin Ordu‘da, Aydın‘da, Van Yüzüncü yıl Üniversitesi‘nde yine Trabzon ve Bingöl‘de taşeron firmalarda çalışan işçilerin örgütlenmesini sağlıyoruz.

Taşeron firmalarında örgütlenme mücadelesini vermek kolay olmasa gerek...

Kolay olmuyor ama yılmadan en azından bu insanlara sendikal bilinci vermek istiyoruz. Toplu sözleşme yapamasak bile onlara başlangıçta sendikalı olmanın ne anlama geldiğini anlatmalıyız. Zaman içerisinde toplu sözleşme düzenini buralarda inşa etmemiz gerekiyor. Başka yapacağımız fazla bir şeyde kalmıyor.

Nasıl bir zorlukla karşılaşıyorsunuz?

Bir yetki almakta zorluklarımız var. Taşeron firmaların pek çok ilde şirketleri bulunduğu için toplu iş sözleşme statüsünü girince sözleşme yapmak için yeterli sayıyı bulamıyorsunuz. Böyle bir engel var. İkincisi de sendikal kültürü tanımıyorlar. Üçüncüsü de Kamu İhale Yasası‘na göre ihaleler yapılırken askeri ücret üzerinden yapılıyor. Toplu sözleşme düzenine girdiğimizde bu da elimizi kolumuzu bağlıyor. Onun için bu mekanizmayı oluşturmaya çalışıyoruz.

Sendikanın mücadelesine çalışanlar sahip çıkıyorlar mı?

Bazılarında toplu sözleşme yaptık bazılarında yapamadık. Ama şunu gördük; örneğin örgütlenme mücadelesini verdiğimiz Aydın‘daki hastanelerde çalışanlar en azından sendikalarına sahip çıkıyorlar. Onların yasal haklarını güvence altına almak, iş yasasına göre uygun çalışmalarını sağlamak, izinlerini, kıdem tazminatlarını ve benzeri haklarını güvence altına almak bile çalışanlar için önemli bir başarı olarak gördük ve arkadaşlarımız inanılmaz derecede sendikalarına sahipler, mücadele ediyorlar. Üstelik bunların yüzde 80‘ni de bayan. Gerçekten Aydın örneği bizim için önemli. Bunu çoğaltmamız gerekiyor.

İşverene sendikayı nasıl kabullendiriyorsunuz?

Sendikamızın örgütlü bulunduğu iş kolunda belediye başkanlarının iyi niyetli olması bu sorunu çözer. Belediye başkanları, ihaleyi yaparken burada toplu sözleşme düzeninin varlığını dikkate alarak işçi maliyetlerini asgari ücret üzerinden değil de örneğin yüzde 20 üstünde hesaplarlarsa ve ihaleye girenlere de ‘sendika ile toplu sözleşmeye oturacaksınız. Buna göre tekliflerinizi verin‘ dendiği zaman temizliği alacak olan firma ihalede fazla fiyat kıramayacak. İhaleyi alanda toplu sözleşme düzenini bozamayacak. Çünkü teklifini ona göre verecek.