OCHA, Temmuz ayı ortalarında Sudan'ın batısındaki Darfur ve orta kesimindeki Kordofan bölgelerinde çok sayıda insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenlendiğine dair raporlar aldıklarını bildirdi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ise 7 Temmuz itibarıyla kolera salgını nedeniyle 1.330 doğrulanmış vaka ve 114 ölüm kaydedildiğini açıkladı.
Sudan, geçen yılın aynı döneminde de geniş çaplı bir kolera salgınıyla karşı karşıya kalmış; 80 binden fazla şüpheli vaka ve hastalıkla bağlantılı iki binden fazla ölüm rapor edilmişti. BM, sivillerin ve sivil altyapının korunması çağrısında bulunurken, insani yardım kuruluşlarının artan ihtiyaçlara yanıt verebilmesi için hızlı ve esnek finansman sağlanmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.
Öte yandan, gizemli salgın hastalıkların yayıldığına dair iddialar sürerken, yerel basında yer alan haberlere göre, orduya ait Antonov tipi kargo uçakları Kuzey Kordofan eyaletindeki Cebra bölgesini bombaladı. Saldırılarda varil bombalarının kullanıldığı ve sivil kayıpların yaşandığı iddia ediliyor.
Raporlar, bazı mühimmatların yerleşim alanlarının yakınına düştüğünü ve çok sayıda evde hasara yol açtığını gösteriyor. İnsan hakları örgütleri ise Port Sudan merkezli orduyu, bu tür silahları aşırı ve orantısız bir şekilde kullanmakla suçluyor.
Tarafsiz Kurulu;larin Belgelediği Suçlamalar
'Acil Durum Avukatları' adlı sivil toplum kuruluşu, 30 Haziran 2026'da yaptığı açıklamada, "Orduya ait bir uçağın Kuzey Kordofan'ın Um Badir kenti kuzeyinde yer alan Um Dabib ve Zaraf bölgelerine varil bombaları attığını" duyurdu.
Açıklamada, saldırının Um Dabib'deki bir su kaynağı yakınında bulunan, aralarında çocukların ve çobanların da olduğu onlarca sivilin yaralanmasına ve çok sayıda hayvanın telef olmasına yol açtığı belirtildi. Zaraf bölgesinin ise bir sivil madencilik alanı olduğu ve buradaki işçilerin doğrudan tehlikeye atıldığı vurgulandı.
Gruba göre her iki bölge de saldırı sırasında herhangi bir askeri unsur barındırmıyordu ve tamamen sivil amaçlarla kullanılıyordu.
Avukatlar, bu durumun, ordunun Ekim 2023'ten bu yana Kuzey Kordofan'daki sivil alanlara yönelik düzenlediği rastgele hava saldırılarının bir devamı olduğuna dikkat çekti. Bu saldırıların sivil hedeflerle askeri hedefler arasında ayrım gözetmeyen, sürekli can kaybına ve mülklerin tahrip olmasına neden olan sistematik bir modelin parçası olduğu ifade edildi.
Sivil alanlara yönelik varil bombası kullanımının uluslararası insancıl hukukun ağır bir ihlali olduğunun altını çizen grup, çatışmanın taraflarını ayrım gözetmeyen bu tür silahları kullanmaktan vazgeçmeye çağırdı.
Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) daha önce yaptığı değerlendirmelerde, Sudan ordusu tarafından kullanılan varil bombalarını, "yüksek irtifada uçan nakliye uçaklarının arka kısmından elle yuvarlanarak atılan, güdümsüz ve ilkel mühimmatlar" olarak tanımlamıştı.
Örgüte göre, bu yöntem mühimmatın hassas bir şekilde yönlendirilmesine izin vermiyor ve bombaların düşeceği yerin kontrol edilmesini imkânsız hale getiriyor. Af Örgütü, sivillerin yoğun olduğu bölgelerde bu silahların kullanılmasının "savaş suçu" teşkil edebileceği uyarısında bulunuyor.
Örgüt, yakın geçmişte ordunun Güney Kordofan'a kısa süre içinde 200'den fazla bomba attığını; evlerin, okulların, tahıl depolarının ve sağlık tesislerinin vurulduğunu belgelemişti.
ABD'den 'kimyasal silah' suçlaması
Varil bombalarının kullanımı ve sivillerin korunması için Port Sudan yönetimine yönelik baskılar artarken, uluslararası arenada da dikkat çekici bir gelişme yaşandı.
ABD, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü'nün (OPCW) Hollanda'nın Lahey kentinde düzenlenen 112. Yürütme Konseyi toplantısında, Sudan ordusunun kimyasal silah kullandığını iddia etti.
Washington yönetimi, Port Sudan otoritesinden kimyasal programına ilişkin kapsamlı bir beyanda bulunmasını ve kısıtlamasız uluslararası saha denetimlerine izin vermesini talep etti. ABD ayrıca, yükümlülüklerini yerine getirmediği sürece Sudan'ın Yürütme Konseyi üyeliğine devam edemeyeceğinin sinyalini verdi.
"Titiz ve bağımsız teknik analizlere" dayanan ulusal değerlendirmelerine atıfta bulunan ABD, Sudan ordusunun 2024 yılı boyunca kimyasal silah kullandığını ve 2025'te de sözleşmeyi ihlal etmeye devam ettiğini öne sürdü.
ABD'nin OPCW Büyükelçisi Nicole Shampaine, Sudanlı yetkilileri, klor gazının silah olarak kullanılmasını da içeren kimyasal programlarını tamamen imha etmeye çağırdı. Washington, Port Sudan tarafından kurulan yerel teknik komiteyi uluslararası denetim mekanizmalarına bir alternatif olarak kabul etmediğini de net bir dille ifade etti.
Yaptırımlarda ikinci aşama
Bu gelişmelerin ardından ABD, Sudan ordusunun kimyasal silah kullandığının resmen teyit edilmesi ve yönetimin yasal süre içinde gerekli şartları yerine getirmemesi üzerine, Sudan'a yönelik yaptırımların ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu.
Yeni yaptırımlar çerçevesinde ABD, Sudan'ın uluslararası finans kuruluşları veya kalkınma bankaları aracılığıyla alabileceği her türlü kredi veya mali/teknik yardımı veto edecek. Ancak acil gıda ve insani ihtiyaçları kapsayan temel yardımlar bu karardan muaf tutulacak.
Yaptırımlar, Sudan devlet havayolu şirketlerinin ABD'ye yönelik uçuş izinlerinin askıya alınmasını da kapsıyor. Ayrıca, askeri veya güvenlik kapasitesini artırabilecek Amerikan mallarının ve teknolojilerinin Sudan'a ihracatına katı kısıtlamalar getirildi. Bu tür materyaller için yapılan lisans başvurularında "doğrudan ret" (presumption of denial) politikası uygulanacak.
ABD yönetimi, bu yaptırımların en az bir yıl boyunca yürürlükte kalacağını ve ancak Sudan'ın ABD yasalarının öngördüğü şartları yerine getirmesi halinde kaldırılabileceğini vurguladı.