Türkiye‘de yargı kurumunun son günlerde çok fazla tartışma konusu olduğunu belirten Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan, "Ülkede darbeler yapılmış, reform havası için anayasalar, kanunlar değiştirilmiş, ne değişimi yapanlar ne de halkımız özlediği huzuru bir türlü bulamamıştır. Yargıtay Başkanı, Adalet Bakanı‘na, Bakan da Yargıtay Başkanı‘na ağır eleştirilerde bulunmuştur" diye konuştu.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Adalet eski Bakanı Şevket Kazan, son dönemde başta Hizbullah davası sanıkları olmak üzere birçok tutuklunun serbest bırakılması başlayan yargı tartışmalarının Türkiye‘de acil bir yargı reformu ihtiyacını ortaya koyduğunu söyledi. Kazan, "Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşundan bu yana bu kurum halkımıza bir türlü güven vermemiş, ihtilafların hallinde Allah razı olsun dedirtememiştir" dedi.
Parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, yargı tartışmaları, yeni Anayasa ve Muhteşem Yüzyıl dizisine yönelik düşüncelerini dile getiren Şevket Kazan, "Milli Görüş Lideri Muhterem Necmettin Erbakanın Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinden Yargıtaya gelen mahkûmiyet dosyası ile Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi‘nden Yargıtay ilgili ceza dairesine gelen dosyalar bir ay içinde onanıp cezalar kesinleşirken 1998 yılından itibaren Yargıtay‘a gelen Hizbullah dosyaları 12 yıldır arşivlerde unutulmuş ve geçen hafta içinde mahkumlar tartışmalı bir CMUK maddesi (CMUK 109) ile salıverilmişlerdir" dedi.
İşin acı tarafının Adalet Bakanlığı ve Yargıtay‘ın bu durum karşısında kendilerine toz kondurmadıklarını kaydeden Kazan, muhalefet partilerinin iktidarın yargıyı ele geçirdiğini ifadeden öteye dişe dokunur bir eleştiride bulunamadıklarının altını çizdi.
12 Eylül 2010 referandumuyla yapılan Anayasa 159. Maddede yapılan değişiklik sebebiyle HSYK‘da görevli hakimler seçilmesine rağmen görevli oldukları bölümlere hala tayin edilmediklerini ifade eden Kazan, "Muhalefet partileri bu konu üzerinde hassasiyet gösterecekleri yerde boş konuşmalarla vakit geçirmektedirler. Muhalefet hakim kadrolarının arttırılması, daire sayısının çoğaltılmasını istemiş de hükümet hayır mı demiştir?" dedi.
Nerede istinaf mahkemeleri?
Yargının yükünü hafifletecek istinaf mahkemelerinin hâlâ faaliyete geçememesini de eleştiren Kazan, " Nerede Yargıtay‘ın yükünü hafifletecek istinaf mahkemeleri? Adliye sarayları kurup gökdelenler inşa ederken bu mahkemeleri hayata geçirmemek, kağıt üzerinde istinaf mahkemeleri varmış gibi gösterip personel ataması yapmamak AKP iktidarının en büyük vebalidir.
Korkarız ki duruşmalar uzadıkça Ergenekonların, Balyozların, Kafeslerin dava dosyaları da şimdikiler gibi aynı akıbetle karşı karşıya kalacaktır" dedi.
Bütün bu durumlar halledilmemişken yeni bir Anayasa yapılacağı açıklaması bir seçim atağı olarak değerlendiren Kazan, "Genel Kurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yargılanması, İnsan Haklarının ihlali halinde Anayasa Mahkemesi‘ne başvuruda bulunulması, Mahkemenin gerekirse tutuklama, tahliye ve beraat kararı vermesi, Yargıtay ve Danıştay da dahil tüm yargı kararlarının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi, İdari kararların yok sayabilmesi Yargı alanında yeni kargaşalara sebebiyet verecektir. Görülüyor ki Türkiye‘de Yargı ile Hükümet arasındaki bu gerginlik muhalefet partilerinin de katılımıyla daha bir süre vatandaşlarımızı huzursuz edecektir" dedi.
Yargı reformuna ihtiyaç var
Yargının gecikmesinde en başta Adli Tıpa gönderilen dosyaların yıllarca burada bekletilmesi olduğunu vurgulayan Kazan, "Bir yaralama ve cinayetin olayında kullanılan tabancadan çıkan merminin incelenmesi, iffet ve namuslara tecavüzün gerçekleşip gerçekleşemediğinin tespitler yıllarca gerçekleştirilemiyor. Bu konuda mutlaka çalışmalar yapılmalıdır. Kadrosu genişletilmeli, dairelerin sayısı artırılmalı ve yüklerin hafifletilmesi için çalışma başlatılmalıdır" diye konuştu. Kazan, "Türkiye‘de, bir yargı reformuna şiddetle ihtiyaç var. Ama bu gürültü, patırtı içerisinde bunun sağlıklı bir şekilde yapılması mümkün değildir" dedi.
Tarihimize hakaret
‘Kanuni‘ye ve Osmanlı‘ya hakaret edildiği gerekçesiyle bir televizyon kanalında yayınlanan ‘Muhteşem Yüzyıl‘ dizisine de beraberinde getirdiği Osmanlı Padişahları kitabındaki bilgilerle tepki gösteren Kazan, "Bu kadar dolu, cephelerde ve savaşlarda icraatla geçen ömrü, sanki cazibe noktası Hürrem Sultanmış gibi bir filmin hemen başında getirip ortaya koymak; kimsenin giremediği ve bilmediği o mahrem görüntüleri uydurmak, hayali olarak tasavvur edip bu sahneleri gerçekleştirmek; Muhteşem Süleyman‘a en büyük hakarettir. Tarihimize en büyük hakarettir" diye konuştu.
Anayasa nasıl yapılacak?
Başbakan‘ın yeni Anayasa yapılmasına ilişkin çıkışını da değerlendiren Kazan, "Anayasayı halk yapacak. Nasıl? Anayasamızın 6. maddesi gayet açık. Yasama görevi devredilemez diyor. Anayasa yapmak bir nevi yasama görevidir. Parlamento bunu yapacağına göre, halkın yapması nasıl olacak? Bu konunun inandırıcı olması lazım" diye konuştu. Partisinin Anayasa‘yı halkın yapmasından yana olduğunu kaydeden Kazan, "Bunun için önce kanuni bir düzenleme yapılması gerekirdi. Bu düzenleme yapılmadan, gerçekleştirilmesi mümkün değil. Nasıl yapılacağına ilişkin daha önce öneri de getirmiştik. Türkiye, dar bölge sistemi ile bölgelere ayrılır. Bu bölgelerde, halk adına Anayasayı yapacak olan kişilerin seçimi yapılır. Bunlar bir araya gelir. Ondan sonra yaptıkları çalışmaları, Meclise tevdi ederler. O yapılan çalışmalar, olduğu gibi kabul edilir. Ancak bu şekilde olabilir" dedi.