İktidar ve muhalefetin başörtüsü yasağı üzerinden gerçekleştirdiği tartışmaların ardından çözümün seçim sonrasına bırakıldığı başörtüsü yasağı, Ankara‘da üç ayrı eylemle protesto edildi. Protestoların hedefinde, Başbakan Erdoğan, CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül vardı. İlköğretim öğrencisinin okula başörtülü şekilde girmesini ‘provokasyon‘ olarak nitelendiren Hükümet üyeleri Başbakanlık önünde protesto edilirken, çocukların ailelerin ellerinden alınabileceğini söyleyen Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanı AKP‘li Zafer Üskül ise, istifaya davet edildi.
Başörtüsü mağdurları yaptıkları açıklamalarda kangren sorunun seçim öncesi çözülmesini, Zafer Üskül‘ün istifasını ve başta üniversiteler olmak üzere başörtüsünün her alanda serbest bırakılmasını istediler.
Başörtüsüne Özgürlük Platformu tarafından 2005 yılından bu yana devam eden yasağın kalkmasına yönelik eylemlerin 248.si dün, Sakarya, Kocaeli, Kütahya, Van, Bursa, Konya, Antalya gibi her hafta aynı eylemlerin yapıldığı illerden Ankara‘ya gelen temsilcilerin katılımıyla Sıhhıye‘de Abdi İpekçi Parkı‘nda daha kapsamlı bir şekilde gerçekleştirildi.
Bu sorun siyasilerin utancı
Sıhhıye‘deki ilk protesto gösterisini Dünya Demokrasi Hareketi Özgürlük Platformu mensupları gerçekleştirdi. Başörtülü kızlar, açıklamalarını üzerinde ‘Başörtülülerin Özgürlük Alanı‘ yazan maketten demir parmaklıkların ardından yaptılar. Platform üyelerinin bulunduğu grup, Çanakkale‘de ‘Dur Yolcu‘ yazılı tepenin fotoğrafının bulunduğu ve yazının ‘Dur Başörtüsü‘ olarak değiştirildiği dövizlerle yasağı protesto ettiler.
Platform adına konuşan Sema Sevencan, "Sorunlarımızı çözer gibi yapıp, aslında hiçbir sorunumuzu çözmeyen bütün siyasi partileri, samimiyetsiz ve oy avcısı olarak değerlendiriyoruz. İnsan hak ve özgürlükleri kapsamındaki bütün sorunlar, ertelenmeden, oy hesabı yapılmadan acilen çözülmelidir" dedi.
Başörtüsünün bir insan hakları sorunu olduğu söyleyen Sevencan, "Bu sorun başörtülülerin sorunu değil, siyasetçilerin sorunudur. İçinde bulunduğumuz bu acı tablo, bütün siyasi partilerin utanç ve acziyet tablosudur" diye konuştu. Sevencan açıklamasının ardından demir parmaklıklar kırılarak, sembolik olarak özgürlüğüne kavuştu.
9 İl eyleme destek verdi
Sıhhiye‘deki ikinci başörtüsü yasağını protesto eylemini, yaklaşık 6 yıldır bu sorunu kamuoyunun gündeminde tutan Başörtüsüne Özgürlük Platformu gerçekleştirdi. 248. Haftasında gerçekleştirilen eyleme bu sefer, yaklaşık 9 ilden 10 platform destek verdi. ‘Zulüm bitene kadar‘ pankartlarının altında ilk açıklamayı Türkiye‘deki bütün başörtüsüne özgürlük platformları adına Kadir Can yaptı.
Can, başörtüsü yasağı üzerinden gerçekleştirilen siyasi tartışmaları eleştirerek, "İslam inancının şartlarından birisi olan başörtüsünün pazarlık malzemesi yapılmasına asla müsaade etmeyeceğiz" dedi. Başörtüsü mücadelesinin asla başörtüsüzlere karşı yapılmadığını kaydeden Can, "Bizim mücadelemiz, bu zulmü yapanlara karşı milyonların mağdur olduğu bir hak mücadelesidir" diye konuştu. Can, YÖK‘ün yazısıyla üniversitelerin bir kısmında yasağın kalkmasının sorunu tamamen ortadan kaldırmadığını belirterek, "Çok daha kapsamlı, bir reforma ihtiyaç vardır" dedi.
İlkder‘den Adiye Kılıç ise, Yargıtay Başsavcısı‘nın başörtüsü açıklamasına tepki göstererek, "Açıklaması, umutlarımızı yok etti. Türkiye‘nin yargıçlar devleti olduğu iddiasını güçlendirdi. Bir başsavcı, milletin vekillerine gözdağı verebiliyorsa biz niye seçim yapıyoruz" dedi.
Başbakanlık önünde Üskül‘e protesto
Başörtüsü yasağına ilişkin üçüncü eylem, Milli Eğitim, Adalet ve Başbakanlık binalarının bulunduğu sokağın girişinde, emniyet güçlerinin güvenlik tedbirleri altında gerçekleştirildi. Buradaki protestoların hedefinde, son birkaç haftada ilköğretim okullarına başörtüsü ile girmek isteyen öğrencilere karşı provokasyon diye tepki gösteren bazı bakanlar ile ‘çocukları ailelerinden alırız‘ diyen İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül vardı.
İlköğretimdeki başörtüsü yasağı ve AKP‘lilerin açıklamaları, sünnet olacak çocukların elbiselerini giyip Zafer Üskül maskesi takan eylemciler tarafından presto edildi.
Aynı platform adına açıklamayı okuyan Muhittin Özdemir, Üskül‘ün bu açıklamalarıyla liberal-demokratlığının altında yatan faşizan duygularını açığa çıkardığını belirterek, "Alenen ailelerin elinden zorla çocuklarını almakla tehdit eden despot bir kafa yapısına sahip bu şahsın, öncelikle laik olmadığını düşündüğümüz İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığından alınmasını, son da insan haklarına önem verdiğini belirten AKP‘den ihraç edilmesini istiyoruz" dedi.
Eylemcilerin açıklamaları
Sıhhiye‘deki eyleme destek veren Kamu Yönetimi bölümü mezunu Zeynep Naz Berber, sorunun seçim atmosferi içinde tartışılmasını eleştirerek, "Bu sorun seçimden önce hemen halledilmelidir. Bu bir lütuf değil haktır. Hırsızın çaldıklarını ev sahibine vermesi nasıl bir lütuf değilse, bu durum da aynıdır. O yüzden bu konu seçim sonrasına bırakılmadan hemen çözülmelidir" dedi.
Çocuk gelişimi bölümü öğrencisi Rukiye Tamkoç ise, "Cumhuriyetin kuruluşunun 87. Yıldönümünde, bu sorunların hala konuşuluyor olması gerçekten çok yanlış. Bunları artık aşılmalı. Üniversitelerdeki, bu yasak artık tamamen kaldırılmalıdır. Çünkü bu yasağın hiçbir kanuni dayanağı yok" diye konuştu.
Ziraat mühendisliği bölümü öğrencisi Ümeyre Özdemir ise, "Bu yasak, gerçekten çok saçma. İnancımızın gereği olan başörtüsüyle, artık özgür bir şekilde eğitim yapmak istiyoruz. Hiçbir Anayasal ve yasal gerekçesi olan bu yasağın artık, tamamen sona ermesi bekliyoruz" dedi.