Rusya ile süregelen savaşın etkisiyle ekonomik ve siyasi buhran yaşayan Ukrayna’da, hükümet kanadında sarsıcı gelişmeler yaşanıyor.
Geçtiğimiz Temmuz 2025’te Başbakanlık koltuğuna oturan Yuliya Sviridenko, görevinden istifa ettiğini duyurdu.
Sviridenko’nun istifa dilekçesi parlamentoya sunulurken, Zelenski yönetiminin bu adımı "stratejik bir rotasyon" olarak nitelemesi dikkat çekti.
- ZELENSKY'DEN "YENİLENME" MESAJI!
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelensky, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, hükümet yapısında kapsamlı bir revizyona gidileceğini belirtti.
"Değişiklikler için bakanlar kurulunun yenilenmesi gerektiğine karar verdik" diyen Zelenski, Sviridenko’ya hizmetlerinden dolayı teşekkür ederek, kendisine "kilit bir müttefikle ilişkilerde yeni ve önemli bir görev" teklif ettiğini açıkladı.
Zelensky’nin bu hamlesi, başkent Kiev’de "kabinede tasfiye" olarak yorumlanırken, parlamentonun bu hafta içerisinde yeni kabine için güvenoyu sürecini başlatması bekleniyor.
- İSTİKAMET WASHINGTON MI?
Sviridenko’nun istifası sonrası Ukrayna kamuoyunda en çok konuşulan başlık ise "görev yeri değişikliği" oldu.
40 yaşındaki Sviridenko’nun, Kiev’in en önemli müttefiki olan ABD’nin Washington Büyükelçisi olarak atanacağı iddiası, başkent kulislerinde yüksek sesle dillendiriliyor.
Ekonomi Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı süreçlerinin ardından Başbakanlık koltuğuna oturan Sviridenko’nun, Washington’a atanması durumunda Ukrayna'nın Batı eksenli stratejisinde daha aktif bir rol üstleneceği değerlendiriliyor.
- PARLAMENTODA "HIZLI" SÜREÇ!
Ukrayna Parlamentosu Başkanı Ruslan Stefançuk, Sviridenko’nun istifasının prosedürlere uygun şekilde 14 Temmuz itibarıyla ele alınacağını belirtti.
Savaşın sıcaklığını koruduğu bir dönemde parlamentonun hızla yeni başbakan ve bakanlar kurulunu oylamaya sunması öngörülüyor.
Zelensky yönetiminin bu "strateji değişikliği" kararı, ülkenin hem cephedeki durumu hem de uluslararası arenadaki "müttefiklerle olan ilişkilerini" yeniden tanzim etme çabası olarak görülüyor.
Kiev hattındaki bu trafik, savaşın sadece cephede değil, siyasi koridorlarda da ne kadar dinamik bir seyir izlediğini bir kez daha ortaya koyuyor.