Gündem

Şantajlı siyaset

Şantajlı siyaset

Abone Ol

Ülkemizde siyaset yayınlanan mahrem görüntüler ve siyasetçilerin rakipleri hakkında belge açıklama tehditleriyle yapılıyor.

Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal yayınlanan mahrem görüntüleri nedeniyle koltuğunu bıraktı, seçim sürecinde bazı MHP‘li yöneticiler de benzer nedenlerle görevlerinden istifa etti. Her seçim döneminde ise iktidar ve muhalefet partisi yöneticilerinin birbirleri haklarında belge açıklama tehdidinde bulunmaları, siyasetin projeler ve fikirler üzerinden değil, şantaj üzerinden yapıldığını ortaya koyuyor. Dünyada da şantaj yoluyla siyaset yapmanın yaygın bir yöntem olduğunu dile getiren uzmanlar, özel hayat üzerinden şantajlarla siyaset yapmanın doğru olmadığını ifade etti.

Şantajın da ve belden aşağı vurmanın da en kötü siyaset yapma biçimi olduğunu belirten Prof. Dr. Doğu Ergil, "Şantaj ve belden aşağı vurmak siyasetçilerin düşüklüğünü gösterir" dedi.  Özel hayatın kişilerin siyasal hayatını etkilememesi gerektiğini savunan Ergil, yapılan hizmetlere bakılması gerektiğini dile getirdi. Özel hayat üzerinden siyaset yapmanın ahlaken doğru olmadığını vurgulayan Ergil, "Bu düzeyde siyaset yapanlardan temiz siyaset üretmeleri  beklenemez. Birbirine küfür eden siyasetçilerden nasıl yeni anayasa için uzlaşmaları ve yapmaları beklenebilir" şeklinde konuştu.

Ahlaki değerleri tahrip ediyorlar

Şantajla siyaset yapmanın doğru olmadığını ama yaygın bir yöntem olduğunu vurgulayan Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay, "Şantajla siyaset ve dayatma herkese sökmez. İnsanların zaaflarından faydalanıyorlar" dedi. Siyasetin kaba bir iktidar olma mücadelesine dönüştüğünün altını çizen Sarıbay, "Siyasiler ve bu yola başvuranlar hem ahlakı ön plana çıkarıp, hem de ahlaki değerleri tahrip ediyorlar. İktidarlar - bunu sadece hükümet olarak anlamamak lazım-, iktidarın uzantıları ve iktidarın merkezinde yer alanlar, her şeye hükmetme arzusunu taşıyor. Kasetler ve şantajlar, iktidara gelmenin bir yolu olarak kullanılıyor" ifadelerini kullandı.

İktidar sahipleri de kasetle vurulabilir

Türk hukuk sisteminde kamusal-özel hukuk ayrımı esası olduğuna dikkat çeken Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Akalın, "Yasalarımıza göre yurttaşların özel hayatı koruma altındadır. Bu kural Ahmet‘i ya da Mehmet‘i korumak için değil, hukuku korumak için kondu. Çünkü hukuk,  bir gün herkese lazım olur" dedi. Kaset savaşlarının büyük bir siyasal savaşın araçları olduğuna dikkat çeken Akalın "Düne kadar bu sisteme hizmet edenlerin kasetlerinin ortaya çıkarılmasının tek açıklaması, yaklaşan seçimler ve siyasal hesaplardır" şeklinde konuştu. Ergenekon operasyonu ile başlayan, Deniz Baykal‘la süren, MHP yöneticilerine uzanan ve şimdilerde Bahçeli‘nin kapısını çalan kaset rezaletlerinin Türkiye‘yi yeni bir kalıba dökmeye  çalışan iç-dış güçlerin eseri olduğunu ifade eden Akalın, "Dış güçlerin açık olan rollerinin anlaşılabileceğini ancak iç güçlerin yanlış hesabın bir gün Bağdat‘tan dönebileceğini düşünmesi gerektiğini söyledi. Akalın, bugün muhalefeti hizaya getirmek için ifşa edilen kasetlerin benzerlerinin daha sonra iktidar sahiplerine karşı da kullanılabileceği uyarısını yaptı.

Özel görüntüler üzerinden siyasi hesaplaşma

Son dönemlerde siyaseti şekillendirme amacıyla bir kısım video veya ses kayıtları üzerinden hesaplaşmayı karşı karşıya olduğumuzu belirten Hukuki Araştırmalar Derneği Başkanı Avukat Özgür Solak, birilerinin bir şekilde elde ettiği özel görüntüleri yayınlama tehdidiyle siyaseti şekillendirmeye çalıştığının açıkça görüldüğünü söyledi. Hukuka uygun yolla elde edilmeyen delillerin geçersiz sayılması ceza hukukunun önemli kurallarından birisi olduğunu hatırlatan Solak,  "Bu açıdan kişilerin ses ve görüntülerinin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi hiçbir şekilde tasvip edilemez. Bunun gibi mağdur siyasilerin hiçbir inceleme, iddianame ve mahkeme kararı olmaksızın bu durumu siyasi rant sağlamak üzere ülkemizin saygın ve mümtaz kişi ve gruplarının karalayıcı açıklamalarda bulunmaları da aynı şekilde tasvip edilemez" açıklamasında bulundu. Türkiye bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Solak, hukuk devletinde her eylem yargının süzgecinden geçmesi gerektiğini vurguladı.

Ağdağ: Siyaset ayak oyunlarıyla yapılmaz

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Atik Ağdağ ise siyasetin tehditler, şantajlar üzerinden değil, projeler üzerinden yapılması gerektiğine işaret ederek,  "İktidar ve muhalefet maalesef aylardır Türkiye‘nin gerçek sorunlarını tartışmak yerine kısır tartışmalar, anlamsız polemiklerle vakit geçiriyor. Bu kutuplaşma siyasetini, kullanılan üslubu doğru bulmuyoruz. Şu an mecliste üç parti var. Seçim meydanlarına baktığımızda bu üç parti genel başkanının en önemli icraatı, birbirlerine söz yetiştirmekten ibarettir. Allah aşkına bir araya gelip ülkenin problemleri üzerinde tek kelime konuşamayan bu liderlerin, Türkiye‘nin problemlerini çözmesi mümkün mü?" diye sordu. "Hepimiz kardeşiz. Hiç kimsenin bu ülkede gerilim meydana getirmeye hakkı yoktur. Bu ülkenin kardeşliğe, barışa ihtiyacı vardır" diyen Ağdağ, gerilimlerden bu ülkenin ne çektiğini, 1970‘li yılları hatırlayanlar çok iyi bileceğini ifade etti. Ağdağ, "Daha dün 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı‘nı kutladık. Genç nesil üzerinde alkol kullanımı son 10 yılda 4 kat artmış. Buna ilişkin bir projeniz var mı! Üniversite mezunu gençlerimiz işsiz. Gençlerin işsizlik sorununu çözecek hangi projeyi getiriyorsun. Bunları konuşmuyorlar. Bunun yerine, meydanlarda birbirleri ile atışıyorlar. Siyaset ayak oyunlarıyla değil ayağı yere basan projelerle yapılmalıdır. Biz bunu bilir bunu söyleriz" dedi.

Şantaj siyasetine karşı örnek bir davranış

Yazarımız Ahmet Kayır, 16 Mayıs Pazartesi günkü yazısında merhum Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan‘ın kendisine getirilen şantaj belgelerine karşı tavrını yazdı. Refah Partisi döneminde, Refah Parti‘sine yeni giren bir milletvekilinin eski genel başkanı hakkında bir dosyayı Erbakan‘a getirdiğini yazan Kayır, milletvekilinin bu belgelerin seçim sürecinde işe yarayabileceğini söylediğini yazdı. Kayır yazısında, milletvekilinin bu dosyada o siyasetçinin özellikle ailesi hakkında önemli belge ve fotoğrafların olduğunu söylemesi üzerine Erbakan‘ın dosyayı açmadan, "Biz şahıslar üzerinden değil, fikirler üzerinden siyaset yapıyoruz. Onun için en iyisi siz bu dosyayı alın, bir daha da gündeme getirmeyin" dediğini aktardı.