Korku imparatorluğu kuranlar; sıkıştıklarında oyunlarının sezilmesi durumunda komplo teorileriyle korktukları herşeye çamur atarlar. Kafalarında başkalaştırdıkları ne varsa bütün silahlarını ona çevirirler; ölüm kusarlar, nefret kusarlar, ezanların sesini bastırmak için çan ararlar fellik fellik... İşte Cumhuriyet yazarı Ali Sermen bugünkü köşesinde en güzel şekilde işlemiş bu konuyu...
Türkiye bütün Cumhuriyet tarihi boyunca, böylesine büyük bir kaosu hiç yaşamadı. Hatta diyebiliriz ki, Fetret Devri ve Mondros ertesi dışında, Osmanlı döneminde bile böylesine bir kaos yaşanmadı. Türkiye‘yi bu kaosun içine atanların şu anda güçler dengesi dolayısıyla hesap sorulamazlar katında bulunmaları, her zaman orada kalacakları, sonsuza dek dokunulmaz statülerini koruyacakları anlamını taşımıyor. Bugün aklı başında herkes, o kaçınılmaz soruyu soruyor: - Türkiye nereye gidiyor? (...) Yaşadığımız olayları bu çerçeve içinde ele alıp da gelişmelerin ortasındaki yerlerine oturtabilirsek, tablonun bütünü hakkında bir fikir edinebiliriz. Yoksa son olayları, Ordu‘ya karşı girişilen yıpratma ve yok etme operasyonlarından, bağımsız yargıyı denetim altına alma girişimlerinden soyutlarsak, olan biteni hiç mi hiç anlayamayız. Yoksa Seferberlik Teftiş Kurulu gibi, soğuk savaş döneminde kurulmuş, artık kurucularının kendi yüklediği işlevi bile kalmamış olan, yasal bile olsa, hukuka ve demokrasiye aykırı kuruluşların tasfiyesini desteklemeyecek hiç kimse yoktur, hele hele o gizli kuruluşların girişimlerinden mutazarrır olanlar, tabii ki bu desteği evleviyetle vereceklerdir. Ama son olaylara bakarken, onların bağımsız yargı ve TSK‘nın İslâm Cumhuriyeti önündeki önemli engeller olarak tasfiye edilmeleri gereken kurumlar olarak görüldükleri bir dönemde yaşanan kaosun bir parçası olduklarını da unutmamak gerek. Şimdi bu durumda, Türkiye nereye gidiyor sorusunu herkes kendi kendine ciddi olarak sormak, yanıtını da olayları izleyerek bulmak zorundadır. Çünkü çanlar laik Cumhuriyet, yani hepimiz için çalıyor artık.





