Bismillahirrahmanirrahim.
Âlemleri yaratan, yaşatan, yöneten Rabbimize hamd, her şeyi tanzim edici, âlemlere rahmet Peygamberimize salât ve selam olsun.
Allah (c.c) Rahman ve Rahim sıfatları gereği biz kullarına olan şefkatinden dolayı bizim aramızdan bize bir peygamber göndermesi en büyük nimettir. "Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah‘ın ayetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler." (Ali İmran:164)
Rabbimiz bu Peygamberi bütün batıl ve yanlış anlayışları yıkıp yerine İslam‘ı hâkim kılmak için göndermiştir. "Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O‘dur. Şahit olarak Allah yeter." (Fetih: 29)
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) Allah‘ın elçisidir. Ve O elçinin arkadaşları vardır. O ve arkadaşları Hakkın hâkim Batılın zail olması için ömürlerini İslam davası için adeta vakfetmişlerdir. Kur‘an bu geçeği şöyle açıklamaktadır. "Muhammed Allah‘ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükuya varırken, secde ederken görürsün. Allah‘tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat‘taki vasıflarıdır. İncil‘deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat vaat etmiştir." (Fetih: 29)
Peygamberimize arkadaş olmak, O‘nun ashabı olma şerefine nail olmak nimetlerin en büyüğüdür. Kur‘an bu nesli şöyle methetmektedir. "(İslam dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah‘tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedi kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur." (Tevbe: 100)
Müslümanlar olarak bu neslin bütün fertlerini tanımak mecburiyetimiz vardır. Çünkü bu nesil ömürleri boyunca karşılaştıkları bütün zorluklara katlanarak İslam dininin bize ulaşmasında çok önemli bir görevi yerine getirmişlerdir.
Peygamberimiz ashabıyla ilgili olarak: "Benim ashabım yıldızlar gibidir, hangisinin peşinden gider, ona uyarsanız doğru yolu bulur, hidayete erersiniz." buyurmuş ve her birisinin hepimiz için birer rehber olduğunu ilan etmiştir.
Abdullah b Ömer Peygamberimizin vefatı günü şöyle demiştir. "Bir yol edinmek isteyen bugün Rahmeti Rahmana kavuşmuş olan Allah Resulünün ashabının yolundan yürüsün. Onlar bu ümmetin en hayırlısı ve en iyi kalplisidirler. Dini en iyi bilenleri ve en sade hayat yaşayanıdırlar. Allah‘ın kendilerini Peygamberine arkadaşlık için seçtiği bir topluluktur. Onlar Allah‘ın dinini kendilerinden sonra gelenlere aktaran bir topluluktur. O halde onların ahlakıyla ahlaklanın, gidişatınızı onlarınkine benzetin. Onlar Muhammed (s.a.v)‘in ashabıdırlar. Kâbe‘nin Rabbi olan Allah‘a yemin ederim ki onlar dosdoğru yoldadırlar."
Günümüzde insanlık yine onların bizlere hayatları pahasına ulaştırdıkları İslam ile kurtulacaktır.




