Bölgede haftalardır dinmeyen silah sesleri ve peş peşe gelen acı haberler yüzünden milyonların gözü kulağı kurulacak barış masasına kilitlenmişken, beklenen olmadı. Sivillerin üzerine yağan bombalar yürekleri dağlamaya devam ederken, diplomatik arenadan sızan çelişkili açıklamalar barış umutlarının yerini derin bir belirsizliğe bırakmasına yol açtı. Diplomasinin kilitlendiği, masaların devrildiği bu kaotik atmosferde, küresel aktörlerin tutarsız hamleleri kafaları iyice karıştırdı.
Hizbullah'tan Masaya Sert Ret
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın duyurduğu ateşkes taslağına Lübnan'dan çok sert bir tepki geldi. Hizbullah, masaya konulan şartları tek kelimeyle "saçma" olarak nitelendirerek, Lübnan'daki varlıklarının savaşın sona erdirilmesiyle ilişkilendirilmesini kesin bir dille reddetti. Bu beklenmedik çıkışın ardından, ABD ile İran arasında yürütülen ve bölgenin kaderini belirleyecek olan kritik müzakerelerin sekteye uğradığı kaydedildi.
Trump Başka Arakçi Başka Konuşuyor
Krizin göbeğindeki isimlerden gelen taban tabana zıt açıklamalar tansiyonu daha da yükseltti. ABD Başkanı Donald Trump, "İran İslam Cumhuriyeti ile savaşı sona erdirmek için yürüttüğüm son müzakerelerin tam ortasındayım" diyerek sürecin son aşamada olduğunu iddia etti. Oval Ofis'ten kameralar karşısına geçen Trump, Hizbullah'ın kendilerini reddetmediğini ve çatışmaları durdurmak için ABD'yi aradığını savundu.
Trump, Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçilerin ABD'nin askeri operasyonunu durdurmaya yönelik oylamasını eleştirdi. Bu durumun Washington'da savaşa verilen desteğin hızla eridiğine ve Trump'ın kendi partisinde de ara seçimlere yönelik ciddi endişelerin gün yüzüne çıktığına işaret ettiği dikkat çekildi.
Trump'ın sözlerinden sadece birkaç saat sonra İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, masada somut hiçbir ilerleme sağlanamadığını ve görüşmelerin tıkandığını açıkladı.