Öncelikle “Medya ombudsmanı” ne demek bunan bahsedelim…
Medya ombudsmanı, haberleri üreten medya organları ile bu haberleri okuyan, dinleyen veya izleyen kitle arasında köprü görevi gören, bağımsız medya denetçisi ve hakemi...
Yayın organlarının profesyonel ilkelere, etik kurallara ve doğruluğa uygun davranıp davranmadığını denetleyerek izleyicilerin haklarını korur.
Medya kuruluşlarının idari veya siyasi yönetimlerinden tamamen bağımsız hareket eder.
Okur ve izleyicilerden gelen eleştiri, hata bildirimleri ve şikayetleri inceler. Taraflarla iletişim kurarak durumu aydınlatır.
Haberlerin tarafsızlığı, doğruluğu, gizlilik ve insan haklarına saygı gibi basın meslek ilkelerine uygunluğunu sorgular.
İncelediği ve haklı bulduğu hataları veya ihlalleri raporlar ya da kendi köşesinde/mecrasında yayımlayarak kamuoyuna açıklar.
Bu kurum, izleyicinin sesini duyurabileceği bir muhatap bulmasını sağlar.
Medya kuruluşunun kendi iç işleyişinde bir kalite kontrol mekanizması oluşturmasına ve okur/izleyici nezdindeki güvenilirliğini artırmasına yardımcı olur.
Dünya genelinde haber kuruluşlarının kendi bünyelerinde "Okur Temsilcisi" veya "Kamu Editörü" gibi unvanlarla görev yapan ombudsmanlar bulunduğu gibi, Türkiye’de bağımsız olarak bu rolü üstlenen medya eleştirmenleri de yer almakta.
Gazeteci-yazar Faruk Bildirici işte bu kategoriye girmekte…
Yıllarca medyada çalışan, 2019’da RTÜK üyesi seçildikten sonra RTÜK üyeliği düşürülen Faruk Bildirici ilginç bir gözlemini şöyle aktardı;
GIDA FİYATLARINI TERÖR UZMANINA SORDULAR!
“CHP’deki gelişmeleri ve ABD-İran savaşını tıp doktoru Prof. Dr. Oytun Erbaş’a yorumlatan CNN Türk, gıda fiyatlarındaki artışı ve enflasyonu da “terör ve güvenlik uzmanı” ile konuştu.
CNN Türk’te Samet Güner’in sunduğu “Gündem” programında “terör ve güvenlik uzmanı” Coşkun Başbuğ’a, “Türkiye’de gıda enflasyonu neden bu kadar yüksek? Fiyatlar manipüle mi ediliyor?” sorusu yöneltildi.
Bu soruyu tarım ve ekonomiyle ilgili uzmanlar yerine bir “terör ve güvenlik uzmanı”na sorduklarına göre, herhalde onu ekrana çıkaranlar, gıda fiyatlarındaki artışı ekonomik koşullar, ekonomi yönetimi ile açıklamasını beklemiyorlardı.
O da “terör” ve “psikolojik harp” ile yanıtlamaya çalıştı soruyu:
“Organize iş olduğu kanaatindeyim. Bunlar durduk yerde olan fiyatlar değil. Burada psikolojik harple birlikte bir saldırı var. Toplumu manipüle adına yapılan işler de gıda terörüdür.”
Tabii Coşkun Başbuğ, dile getirdiği kanaatini destekleyen bir veri de sunmadı; zaten sormadılar da.
Ekonomi yönetiminin sorumluluklarından, siyasi iktidarın tarıma ilişkin kararlarından da söz etmeyerek, sorunu tümüyle “psikolojik harp” ve “gıda terörü”ne bağladılar.
Tavukçuluk şirketlerine el konulmasının mantığı da bu anlaşılan.
Fiyatların polisiye önlemlerle baskılanmaya çalışılmasının fikri hazırlığı işte bu programlar.
Bırakın gazeteciliği, rasyonel hiçbir yanı yok bu yorumların…”