Elindeki enformasyon silahıyla hedef aldıkları ülkeleri önce karıştıran, sonra da istikrarı ve barışı getirdiğini iddia eden ABD (NATO), Libya operasyonuyla yeni işgaller peşinde olduğunu gösteriyor.
Her geçen gün biraz daha güçlenen küresel eşkiyanın planını 1970‘li yıllarda gören Muhterem Hocamız Necmettin Erbakan, İslam Barış Gücü‘nün kurulması gerektiğini her fırsatta dile getirmişti. Bugünkü gelişmelerin ışığında bize düşen ise bu idealin hayata geçirilmesi için biraz daha fazla gayret göstermektir. NATO‘nun kuruluş yıldönümü sebebiyle hazırladığımız sayfamızda, dünyanın soykırım tarihinden birkaç bölüm aktarırken, yaklaşan tehlikenin boyutlarını göstermek istedik.
NATO, daima katliamlarla anıldı
Kosova, Somali, Afganistan ve son olarak Libya‘ya yapılan operasyonlarda görüldüğü gibi dünyanın jandarmalığına soyunmuş durumdaki NATO, geçmişe göre çok daha tehlikeli bir noktaya doğru gidiyor.
NATO, daima katliamlarla anıldı
Dün, ABD‘nin öncülüğünda Kanada, Norveç, Danimarka, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, İngiltere, Fransa, Portekiz, İzlanda ve İtalya‘nın katılımıyla komünizm tehlikesine karşı kurulan NATO, bugün İslam coğrafyasının istikrarı (!) için savaşıyor.
İkinci Dünya Savaşı‘nın ardından, savaş sırasında Yalta Konferansı‘nda dünyanın yeniden yapılanması ve bölüşülmesi belirlenmeye çalışılıyordu. Ancak bazı ülkelerde iç savaşlar devam ediyordu. Yunanistan ve Çin iç savaşı gündemi germeye başlamıştı. Özellikle Berlin‘in bölünmesi ve yarısının Sovyet etkisi altına girmesi gerilimi daha da artırırken "Demirperde" kavramı ortaya atılmıştı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa‘da, Sovyetler, inisiyatifi ele geçirmişti. İtalya ve Fransa‘da komünist partilerin seçimlerde büyük bir oy patlaması yapması bunun en önemli göstergesi olarak görülüyordu. Amerika‘dan sonra Sovyetler‘in de nükleer silah yapımına başlamasıyla 1947‘de soğuk savaş dönemi başlamış oldu. Soğuk savaşın başında ABD ile Sovyetler Birliği birbirlerine karşı silah kullanmamak için bir centilmenlik anlaşması yaptı. Ancak buna uyduklarını söyleseler de süren iç savaşlar veya kurtuluş savaşlarında destekledikleri taraflar üzerinden çatışmalarına devam ettiler.
NATO‘nun hedefi ve stratejisi nasıl belirleniyor?
NATO yönetimi, bütün üye ülkelerinin sivil temsilcilerinden oluşuyor. Genel Sekreterliği Brüksel‘de bulunan NATO‘nun genel komutanlığını daima ABD‘li bir general yapıyor. Yunanistan, Türkiye, Almanya ve İtalya‘da NATO Komutanlığı biçiminde alt komutanlıkları bulunan NATO, en büyük askeri örgütlenmedir. Yapılan yıllık toplantılarda komutanların yanı sıra dışişleri bakanları, bazen başbakanlar, sivil NATO daimi temsilcileri ve genelkurmay başkanları bir araya gelerek hedef ve stratejiyi belirliyor.
Sovyet etkisini silmek için kuruldu
Savaş sonrasında ABD‘nin Avrupa‘da 500 bin askeri bulunurken, Almanya, Fransa ve İtalya‘da işgalci konumundaydı. ABD‘nin askeri gücünün kalıcı olmasına sebep ise Fransa ve İtalya‘da komünist partilerin "Hükümetleri ele geçirme ihtimali"nin ortaya çıkmasıydı. 1949 yılında Yunanistan‘da komünistler kaybederken, Çin‘de Mao iktidarın sahibi oluyordu.
Bu gelişmelerin ardından, 4 Nisan 1949‘da ABD‘nin başı çektiği Kanada, Norveç, Danimarka, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, İngiltere, Fransa, Portekiz, İzlanda ve İtalya‘nın katılımıyla NATO kuruldu.
NATO‘nun üyelerine mirası: Gladio
NATO üyesi ülkelerde Soğuk Savaş döneminde sürekli hazır kıta tutulan birliklerin yanısıra hiçbir zaman kamuoyu önüne çıkmamış oluşumlar da vardır. Kurulduğu günden itibaren NATO‘nun etkinlği dış güvenlik ile sınırlı kalmamıştır. 1950‘li yıllarda İtalya‘dan başlayarak NATO ülkelerinde gizli Özel Harekat daireleri kurulmuştur. Gladio adı ile anılan bu birimler ülkelerdeki devrimci sol hareketler başta olmak üzere her tür muhalefete karşı bir önlem olarak oluşturulmuştur. Bu birimler aynı zamanda Derin Devlet kavramının da ortaya çıkmasında büyük rol oynamıştır. Pek çok ülkede daha sonra bu birimler ortaya çıkarılarak sorumluları yargılandıysa da, çoğu ülke bu süreci henüz yaşamamıştır. Türkiye‘de ise yeni yeni ortaya çıkarılmaya çalışılmaktadır. NATO tarafından yapılan açıklamalarda Soğuk Savaş sonrası Gladio kurumlarının dağıtıldığı iddia edilse de, bu birimlerin şu anki durumu hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır.
Srebrenitsa Katliamı
Sırpların 1992 yılında Bosna‘da başlattıkları soykırımın ardından bölgeye zoraki olarak müdahele eden Birleşmiş Milletler‘in güvenli bölge ilan edilen 6 bölge arasında Srebrenitsa da bulunmaktaydı. Müslümanların elindeki silahlar, BM Barış Gücü tarafından koruma gerekçesiyle toplanmıştı. Ratko Mladiç komutasındaki Sırplar Srebrenica‘ya olan saldırılarını sıklaştırdıklarında Müslümanlar‘ın toplanan silahlarını geri almak için yaptıkları basvuru sorumlu Hollanda komutanı Thom Karremans tarafından reddedildi. BM yalnızca iki F16‘yı kent üzerinde bir uçuş yaptırmakla yetindi. Hollandalı askerler bir gece yarısı Bosna‘daki BM Barış Gücü komutanı Fransız generalden aldıkları emir doğrultusunda kenti boşalttılar. Savaş sırasında şehrin güvenliğinden sorumlu olan Hollandalı Komutan Thom Karremans kendisine sığınan 25 bin mülteciyi ve şehri Sırplara teslim etti. 11 Temmuz 1995 günü Ratko Mladiç silahlarından arındırılmış kente girdi.
Srebrenitsa‘nın Tanjarz Kırsalı‘nda tam 10000 kişiyi esir alan Sırplar, Mladiç‘in emriyle esirleri öldürmeye başladı. Batıdan yüz bularak katliama girişen Sırplar, 5 gün süren katliamda 8300 kişiyi öldürdü. Kalan 2700 kişi serbest bırakıldı. Öldürülen bu 8300 kişinin cesetleri kimlik tespiti yapılmasın diye parçalanarak toplu mezarlara gömüldü.
Özgürleştirilen (!) Afganistan‘daki son durum
11 Eylül saldırılarından sonra, başta ABD olmak üzere batıda İslam‘a ve Müslümanlara karşı çirkin bir kampanya başlatılmasına sebep oldu. Bunun neticesi olarak ABD ve NATO tarafından girişilen Afganistan işgali, binlerce insanın öldürülmesi ve yurtlarından edilmesiyle devam etti. Geçtiğimiz günlerce medyada yeralan haber "Afganistan‘ı özgürleştirme" harekatının başarısızlıkla sonuçlandığının da en büyük kanıtı (!) olarak karşımıza çıktı: "Afganistan‘daki çatışmalarda sivil can kayıplarıyla ilgili BM‘nin hazırladığı yıllık raporda, sivil ölümlerin önceki yıllara göre yüzde 15 daha arttığı bildirildi. BM raporuna göre, Afganistan‘da dört yıldır sürekli artan sivil ölümlerinin sayısı 2010‘da 2.777‘ye ulaştı. Kasten hedef alınarak öldürülen sivillerin sayısının da geçen yıl iki kat arttığı belirtilen raporda, geçen yılki 462 suikastın yarısının, ülkenin güneyinde düzenlendiği ifade edildi. Raporda, 2010‘daki kaçırma olaylarının da yüzde 83 arttığı ve şiddetin ülkenin güneyinden kuzey, doğu ve batı bölgelerine sıçramaya devam ettiği belirtildi"
Türkiye‘nin Kore Savaşı‘ndan sonraki mükâfatı NATO üyeliği
İkinci Dünya Savaşı‘nda tarafsız kalan Türkiye, Marshall Yardımıyla ABD yanında yer alırken, NATO‘ya üye olmak istedi. Ancak bu istek kabul edilmedi. Bunun sebebi Sovyetler‘e komşu olan Türkiye‘nin korunamayacak kadar tehlikeli bir konumda bulunmasıydı. NATO‘nun güç kazanmaya başladığı sırada Kuzey Kore, Güney Kore‘ye saldırdı. Demirperde ve NATO‘nun ilk ciddi sınavı böylece başlamış oldu.
O dönemde Türkiye‘de Demokrat Parti iktidardaydı. Türkiye BM şemsiyesi altında bu savaşa dahil olarak NATO‘ya girmeyi amaçlıyordu. Nitekim 1952 yılında Kore Savaşı‘na katılmanın ödülünü NATO‘ya girerek almış oldu!
Türkiye ve Yunanistan‘ın NATO‘ya katılımına ilişkin Kuzey Atlantik Antlaşması Protokolü, 22 Ekim 1951‘de Londra‘da imzalandı. Türkiye, Kuzey Atlantik Antlaşması‘nı 18 Şubat 1952‘de onaylayarak (5886 sayılı yasa) NATO‘ya üye oldu. Yunanistan da aynı tarihte Antlaşma‘yı onayladı.
NATO‘nun üye sayısı, Almanya (6.5.1955), İspanya (30.5.1982), Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya‘nın (12.3.1999) katılımıyla 19 oldu.
Demirperde ülkeleri de katılınca yeni tehdit İslam oldu
21-22 Kasım 2002 tarihlerinde gerçekleştirilen NATO‘nun Prag Zirvesinde, Soğuk Savaş sonrası ikinci genişleme kararı alındı ve Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya, İttifak ile katılım müzakerelerine başlamaya davet edildi. Bu ülkelerle katılım müzakereleri sonucunda hazırlanan Katılım Protokolleri 26 Mart 2003‘de Brüksel‘de imzalandı. NATO‘nun üye sayısı, 7 ülkenin katılımıyla 26‘ya ulaştı. Fransa İttifak üyesi olmakla birlikte entegre askeri yapıya dahil değildir.
NATO‘nun Türkiye‘deki üsleri
Afyonkarahisar askeri havaalanı Türkiye‘nin en büyük askeri havaalanı ve NATO‘nun 2. büyük havaalanıdır. "Ana Jet Bakım Üssü" olarak kullanılmaktadır.
İncirlik Hava Üssü, NATO‘nun önemli bölgesel bir depo üssüdür. Adana‘ya 10 km uzakta bulunan üs, Akdeniz‘e 56 km uzaklıktadır.
İzmir Hava Üssü İzmir‘in 17 km. kuzey batısında Çiğli‘de bulunan Avrupa‘daki ABD hava kuvvetleri‘ne (USAFE) bağlıdır. 42 uçak ve 300 personel bulunan üste I-HAWK ve Roland füze sistemleri konuşlandırılmıştır. 11 Ağustos 2004‘de LANDSOUTHEAST karargâhı Napoli‘den İzmir‘e taşınmış, 1 Ocak 2006‘da da ABD 16. hava filosu, Almanya‘nın Ramstein hava üssünden alınarak buraya yerleştirilmiştir.
Şile üssü: Stinger füzelerinin fırlatılması için uluslararası standartlarda bir atış alanıdır.
Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığı: Irak savaşı sürecinde NATO tarafından getirilen AWACS‘lar burada konuşlandırılmıştır.
Balıkesir 9. Hava Jet Üssü: Bu üsde 6 adet "vault" denilen füze rampası bulunmaktadır.
Ayrıca Muğla Aksaz Deniz Üssü, Ankara-Ahlatlıbel, Amasya-Merzifon, Bartın, Çanakkale, Diyarbakır-Pirinçlik, Eskişehir, İzmir-Bornova, İzmit, Kütahya, Lüleburgaz, Sivas-Şarkışla, İskenderun, Ordu-Perşembe, Rize-Pazar, Erzurum, Van-Pirreşit ve Mardin‘de NATO‘ya bağlı Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezleri bulunmaktadır.
ABD‘nin güdümündeki NATO‘nun katliam bilançosundan birkaç örnek
1947-1952 yılları arasında ABD, Marshall Planı‘yla, Batı Avrupa ülkelerinin yanı sıra, verdiği para ve kredi yardımından sonra Türkiye de, almış olduğu paranın karşılığını kanla ödeyerek, ABD‘nin Kore işgaline katıldı. 1950‘de ABD, çoğu NATO üyesi 15 devletle birlikte Kore‘ye saldırdı. Üç yıl süren bu savaşta 4 milyon insan katledildi.
1991-92 yıllarında, ülkelerindeki açlık ve iç savaştan kaçan 1,5 milyon Somalili mülteci durumunda bulunurken, binlerce insan da hayatını kaybetti.
1994-1995 yıllarında 800.000 kişi katledildi.
Etnik iç çatışmaları körükleyip, ardından 1999‘da bizzat Yugoslavya‘ya savaş ilan eden NATO, Demokratik Yugoslavya Federasyonu‘nun (1994‘te) dağılmasını sağladıktan sonra, Bosna-Hersek‘i, Kosova‘yı ve Makedonya‘yı işgal etti.
Bu işgalden önce yaşanan soykırım ise hafızalarımızdaki tazeliğini halen koruyor.
Kronoloji:
1 Nisan 1991 Varşova Paktı feshedildi
3 Nisan 1937 Karabük Demir-Çelik Fabrikası‘nın açılışı.
4 Nisan 1949 NATO)‘nun kurulması.
4 Nisan 1953 Dumlupınar‘ın batışı.
4 Nisan 1997 Alparslan Türkeş‘in ölümü.
5 Nisan 1453 Fatih Sultan Mehmet‘in donanmasının İstanbul sularına gelişi.
5 Nisan 1900 Gazi Osman Paşa‘nın vefatı.
6 Nisan 1973 Fahri Korutürk 6. Cumhurbaşkanı
6 Nisan 1994 Ruanda‘da çıkan çatışmalar, yaklaşık bir milyon insanın katledilmesiyle sonuçlandı.
7 Nisan 1789 Sultan I. Abdülhamid‘in vefatı ve III. Selim‘in tahta çıkması.
7 Nisan 1956 Fas‘ın istiklali
8 Nisan 1830 Avrupa Devletlerinin, kurulan bağımsız Yunan Devletinin onaylanmasını Osmanlı Devleti‘nden istemeleri.
9 Nisan 1588 Mimar Sinan‘ın vefatı.
9 Nisan 1770 Mora Zaferi.
10 Nisan 1845 Emniyet Teşkilatı‘nın kuruluşu.
12 Nisan 1950 Mareşal Fevzi Çakmak‘ın vefatı.
12 Nisan 1991 Ateşkes Antlaşması‘nın yürürlüğe girmesi ve Körfez Savaşı‘nın resmen sona ermesi.
13 Nisan 1909 31 Mart Vak‘ası.
15 Nisan 1931 Türk Tarih Kurumu‘nun kuruluşu.
17 Nisan 1954 Çanakkale Anıtı‘nın temelinin atılışı.
17 Nisan 1453 Fatih Sultan Mehmet‘in İstanbul adalarını fethi.
17 Nisan 1993 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal‘ın vefatı.
18 Nisan 1988 Körfez‘de İran-ABD çatışması (1988).
19 Nisan 1947 Hindistan‘da Kongre Partisi‘nin, ülkenin, Hindistan ve Pakistan olarak iki ayrı devlete bölünmesini kabul edişi.
19 Nisan 1919 Kars‘ın Ermenilerce işgali.
20 Nisan 1924 1924 Anayasası kabul edildi.
23 Nisan 1920 TBMM‘nin açılışı.
24 Nisan 1512 Yavuz Sultan Selim‘in tahta çıkışı.
24 Nisan 1877 Osmanlı-Rus Savaşı (93 harbi)
25 Nisan 1962 Anayasa Mahkemesi kuruldu.
26 Nisan 1961 Yüksek Seçim Kurulu kuruldu.
26 Nisan 1986 Çernobil Nükleer Faciası.
26 Nisan 1994 Güney Afrika‘da ilk çok ırklı seçimler yapıldı, seçimlerin galibi, oyların yüzde 62‘sini toplayan siyahi lider Nelson Mandela liderliğindeki Afrika Ulusal Kongresi oldu.
27 Nisan 1495 Kanuni Sultan Süleyman‘ın doğumu.
27 Nisan 1909 Sultan II. Abdülhamid Han‘ın tahttan indirilişi ve Sultan Reşad‘ın tahta çıkışı.
29 Nisan 1909 Yıldız Sarayı‘nın İttihatçılar tarafından yağmalanması.
30 Nisan 1030 Gazneli Mahmud‘un vefatı.
30 Nisan 1945 Adolf Hitler‘in intiharı.