Şerafettin Kocaman Beyazıt Devlet Kütüphanesi‘nin eski müdürüydü. Tecrübeli kütüphanecimiz yıllarca bu tarihî kütüphanemizde hizmet vermişti.
Bilgi ve birikimiyle tanınan Şerafettin Bey sempatik kişiliğiyle de bir dost çevresi edinmişti. Odasından âdeta misafir eksik olmazdı. Gazeteciler, yazarlar, edebiyatçılar, ilim adamları ve özellikle kitap dostları çayını içmeye ve kendisiyle sohbet etmeye gelirlerdi. Ben de bu halkanın bir mensubu olarak zaman zaman kendisini ziyaret ediyor ve kültür meseleleri üzerinde konuşuyorduk. Herkese yardımcı oluyordu. Özellikle ilmî araştırma yapanlara bütün imkânlarını seferber ediyordu. Geçen yıl beyin kanseri hastalığına yakalanan Şerafettin Bey, bu hastalığı yenemedi ve vefat etti. Önceki gün ebediyete yürüyen merhumun cenaze namazı Sahra-yı Cedit Camii‘nde ikindiden sonra kılındı ve Sahra-yı Cedit Mezarlığı‘nda defnedildi. Kalabalık bir cemaat cenaze namazını kıldı ve defin işleminde bulundu. Ruhuna Kur‘an-ı Kerim okundu, dualar edildi, fatihalar gönderildi. Cenaze namazı için Cemal Aydın, Dursun Gürlek ve Nizamettin Oğuz‘la yola çıktık. Cenaze töreni için cami avlusuna ve mezarlığa gelenler arasında görebildiğim kadarıyla Servet Kabaklı, Ahmet Bilgili, Süheyla Şentürk, Melek Gençboyacı, İsa Kocakaplan, Süleyman Bağlan, Ali Mazak, Belkıs İbrahimhakkıoğlu, Mehmet Serhan Tayşi, İsmail Kahraman ve isimlerini şimdi hatırlayamadığım bir çok ilim, kültür, sanat adamı ve gönül dostu vardı. Tabiatiyle kütüphaneciler çoğunluktaydı. Kıymetli kütüphaneci Şerafettin Kocaman artık ebediyete intikal etmiş bulunuyor. Allah‘tan kendisine rahmet, ailesine, dostlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Bu arada, rahatsızlığından önce geçen yıl kendisiyle bir mülâkat yapmış ve bu konuşmayı 16 Haziran 2008 tarihinde Sanatalemi.net‘te yayımlamıştık. Bu mülâkatı, değerli kütüphanecimizin ruhuna rahmete vesile olması ve zihinlerimizi tazelemesi dolayısıyla sunuyoruz: "İstanbul‘daki Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Türkiye‘nin en önemli, en köklü, en zengin ve en değerli kütüphanelerinden biridir. İstanbul‘un merkezinde oluşu, Sahaflar Çarşısı‘nın bitişiğinde bulunuşu ve İstanbul Üniversitesi‘ne yakınlığı dolayısıyla en sık ziyaret edilen mekânlardandır kütüphanemiz. Muhteşem bir mazisi olan kütüphanede, mimarisiyle de göz doldurmakta, gönül okşamaktadır. Bu kütüphanede irfanımıza, kültürümüze, sanatımıza ve edebiyatımıza büyük hizmetler edilmiştir. Eski müdürlerinden İsmail Saip Sencer‘den itibaren bu kütüphane ilim dünyamızın âdeta merkez noktası olmuştur. Benim hatırladığım eski müdürlerinden Muzaffer Gökman da değerli bir kültür adamıydı ve kütüphanecilik hayatını kitaplaştırmıştı. Bugün kütüphanenin başında bulunan Şerafettin Kocaman ile Beyazıt Devlet Kütüphanesi eksenli bir konuşma yaptık. Kitapseverlerin ilgiyle okuyacağını tahmin ederken, bütün şehirlerimizde, ilçelerimizde, beldelerimizde ve köylerimizde kütüphanelere daha çok değer verileceği inancını taşıyoruz.
Beyazıt Devlet Kütüphanesinin tarihçesini sizden öğrenebilir miyiz? Bina da çok güzel. Bu binanın ilk inşa tarihinden de söz eder misiniz?
Beyazıt Devlet Kütüphanesi; tarihte benzerine çok az rastlanabilecek bir kitap medeniyetini kurup, asırlar boyunca yaşatan ve dünyanın her tarafına ilim, kültür ve sanat alanında eserler bırakan Türk Milleti‘nin, yine tarihinin aynası durumundaki İstanbul‘da, tarihî bir mekân olan Beyazıt Meydanında, İstanbul Üniversitesi, Beyazıt Camii ve Sahaflar arasında. Beyazıt Meydanına bakan iki tarihi binada ilim, kültür, sanat araştırmacılarıyla ilgilenen herkese hizmet vermektedir. Bunun yanında kuruluşundan bugüne kadar, imkânları ölçüsünde çeşitli kültürel etkinliklerin yapıldığı bir kültür merkezi görevini de yerine getirmektedir. Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Türkiye‘nin devlet tarafından kurulan ilk kütüphanesidir. Kütüphanenin ilk açılışındaki tören sırasında henüz kütüphanede kitap bulunmadığından Sahaflar‘dan temin edilen bir takım "Nâima Tarihi" bulunmuş ve boş raflara serpiştirilmiştir. Sonra da Beyazıt Camiinden getirilen kitaplar, civar tekke ve zaviyelerden toplananlar, satın alınan ve bağış yoluyla kütüphaneye giren yayınlar ile kütüphanenin koleksiyonu zenginleştirilmiştir. Ancak, kütüphanenin çeşitli yayın ve kitaplar açısından esas zenginleşme kaynağı; 1934 yılında çıkartılan 2527 sayılı "Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu" dur. Bu kanunun 8. maddesinde derleme nüshalarından yararlanacak 6 kütüphane arasında Beyazıt Devlet Kütüphanesi de kaydedilmiştir. 1934‘den itibaren kütüphanenin derleme nüshalarından yararlanması sonucu okuyucu sayısı da artmış ve tek bir salonda verilen hizmet alanının genişletilmesi zorunlu hale gelmiştir. Kütüphaneden yılda ortalama 40.000 civarında araştırmacı yararlanmakta, bunun yanı sıra, yurtiçi ve yurtdışından, telefonla ya da yazılı olarak başvuran araştırıcıların ihtiyaçları da fotokopi veya CD yoluyla karşılanmaktadır. Nadir Eserler, Kitaplar, Süreli Yayınlar (Gazete-Dergi), Para-pul, fotoğraf, harita, afiş, kartpostal ve görme engelliler bölümünden yararlanmak isteyen okuyuculara son zamanlarda had safhaya varan personel sıkıntısına rağmen günün her saatinde yardımcı olunmaktadır. Kitap Teknik hizmetleri Bölümü‘nde; kitapların kontrolü, etiketlenmesi, damgalanması, demirbaş kayıtlarının yapılması, tasnif ve kataloglama işlemleri ile bu bilgileri bilgisayara yükleme gibi görevler yerine getirilmektedir. Görme Engelliler, Süreli Yayınlar ve Nadir Eserler Bölümlerinde de teknik hizmetler aynı şekilde yürütülmektedir. Beyazıt Devlet Kütüphanesi‘nde bugün 650 bin civarında kitap mevcuttur. Bunların; 11.120‘si elyazması, 50.000‘i Cumhuriyet öncesi eski matbu, 53.266 adedi yabancı dillerde, kalanı da Türkçe yeni baskı kitaplardır. Ayrıca kütüphaneye bağış olarak verilmiş 100 bine yakın bağış kitabın personel yetersizliğinden kayıtları yapılamamıştır. Diğer taraftan 26.000 çeşit dergi (Osmanlı zamanında yayınlanmış dergiler de bunların içindedir.) ve Türkiye‘de yayımlanan bütün gazeteler, 1.909 pul, 32.990 kartpostal, 15.000 teyp kasetine okunmuş ve CD‘lere kaydedilmiş 3500‘ün üzerinde sesli kitap (görme engelliler için) okuyucu ve araştırıcıların hizmetinde bulunan materyallerdir. Bütün bunların dışında devrinin önemli aydınlarından gazeteci, yazar, araştırmacı ve politikacı Hakkı Tarık Us‘un vakfetmiş olduğu kütüphane, Vakfın kapanması üzerine Beyazıt Devlet Kütüphanesi‘ne devredilmiştir. 1988‘den 2004‘e kadar kitapların bibliyografik künyeleri bilgisayara yüklenmiştir. Okuyucu ve araştırıcıların kitap istekleri bilgisayardan karşılanmaktadır. Beyazıt Devlet Kütüphanesi‘nin Tarihi binası; 1999 Marmara Depreminde büyük hasar görmüş, Aydın Doğan Vakfı sponsorluğunu üstlenerek binanın onarımı için Tabanlıoğlu Mimarlık Grubu ile anlaşarak, bir yenileme projesi yaptırtmıştır. Proje tamamlandıktan sonra İstanbul Özel İdare Müdürlüğü binanın onarımını yaptıracaktır.
Kütüphane Türkiye‘nin ilim, kültür ve sanat dünyasına hitap ediyor. Bugüne kadar sanırım binlerce ilim adamı buradaki kaynaklardan istifade etmiş ve halen etmeye devam ediyor. Acaba isim olarak belirtmenizi istesek, hem geçmişte hem de bugün kütüphaneye başlıca kimler gelip gitti? Bugün hâlâ kütüphaneden istifade edenler arasında ilk anda hatırladıklarınız kimlerdir?
Beyazıt Devlet Kütüphane‘si 1884 yılından itibaren okuyucu ve araştırıcılarına 124 yıldır hizmet veren ve yakın tarihin önemli bilgilerini muhafaza eden bir bilgi merkezidir. Burada çalışan o bilgilere ulaşan onları bu günün nesline kitap, dergi ve gazeteler vasıtasıyla ulaştıran yüzlerce ilim adamı, araştırmacı, yazar gelip geçmiştir. Biz aklımızda kalan bir kaçının ismini buraya alarak, konunun önemini belirtmiş olalım. Cihat BABAN, Ziyad EBUZZİYA, Burhan FELEK, Oktay AKBAL, Akkan SUVER, Altan ÖYMEN, Mustafa GÖKMEN, İsmail EREN, Etem Ruhi ÜNGÖR, Reşid GÜRZAP(Tiyatro Sanatçısı), Necmeddin Sahir SILAN, Prof. Dr. Sabahattin ZAİM, Prof. Dr. Nihat KEKLİK, Prof. Dr. Cavit Orhan TÜTENGİL, Prof. Dr. Abdülkadir KARAHAN, Prof. Dr. İnci ENGİNÜN, Aziz NESİN, Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ, Ferit Ragıp TUNCOR, Haldun TANER, Seyfeddin ÖZEGE, Taha TOROS, Süheyl ÜNVER, Abdulbaki GÖLPINARLI, Doğan HIZLAN, Mehmed Niyazi, Mehmet Şevket EYGİ, Beşir AYVAZOĞLU, Ergun GÖZE ve daha sayamadığımız binlerce okuyucu ve araştırıcı...
Bütün yazmalar dijital ortama aktarıldı
Teknolojik gelişmeler kütüphane çalışmalarına nasıl yansıyor? Artık gazete ve mecmua ciltleri ile eski kitapların ciltlerinin filmleri kütüphane ortamında çekilebiliyor. Başka ne gibi yenilikler var bu anlamda?
Beyazıt Devlet Kütüphanesi önemli kültür merkezidir. Elbette teknolojik gelişmeleri takip etmektedir. Eskiden gazetelerden fotokopi çekilmediği için araştırmacılar çok emek veriyorlardı. Şimdi dijital fotoğraflarını çekip bir CD olarak kendilerine vermekteyiz. Arap harfli matbu kitaplar, el yazması eserlerde aynı şekilde okuyucuya verilmektedir. Artık kütüphanemizde çok yakında internet sisteminde girecek ve bilgisayar ortamına aldığımız bütün bilgileri okuyucularımız internetten takip edebilecekler. 2008 yılında bütün yazmalar dijital ortama geçirilecek araştırmacılar, araştırmalarını kitap olarak değil bilgisayarda okuyarak yapabilecekler. Böylece el yazması eserlerimizde uzun yıllar bozulmadan araştırmacıların, sanatkârların istifadesine sunulmuş olacaktır.
Beyazıt Devlet Kütüphanesi‘nde Türkiye‘de yayımlanmış (Osmanlı dönemi dahil) bütün gazete, mecmua ve dergilerin tam koleksiyonu acaba var mı?
Beyazıt Devlet Kütüphanesi 1884 yılında kuruldu ve hemen etrafındaki cami, tekke zaviyelerde bulunan kitap, dergi ve gazeteler toplanmaya başlandı, gelen bağışlar kabul edildi. Yayınlar satın alındı ve 1934 yılına kadar bu şekilde devam edildi. 1934 yılında Atatürk‘ün emriyle "Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu" çıktı. Bu kanunla Türkiye‘de basılı ne kadar malzeme varsa birer nüshası Beyazıt Devlet Kütüphanesine geldi. Bugünkü zengin koleksiyonların oluşmasına vesile oldu. Ancak bütün dergi ve gazeteleri hiç eksiği olmadan takım olarak toplamak mümkün olmadığı gibi, 1728-1928 döneminde 40 bin adet basılan kitaptan, gazete ve dergilerden de pek tabii eksiklerimiz vardır. Ancak kütüphanemiz araştırmacıların isteklerini önemli ölçüde de karşılamaktadır.
Kütüphanenin kadrosu yeterli mi? Hangi elemanlara ihtiyaç var. Gazete koleksiyonlarını incelerken bazı ciltlerin yıprandığını görüyoruz, acaba bunlar muntazaman ciltletiliyor mu?
Kütüphanemiz 1,5 milyona yaklaşan materyali ile çok geniş alanlarda herkese hizmet götürmeye çalışan bir müessesedir. Elbette ilim, kültür ve sanata dair kitap, dergi ve gazeteleri, harita, afiş, kartpostalları olan ve görme engellilere 3500‘ün üzerinde seslendirilmiş kitapla hizmet veren bir kültür merkezinde 23 kişi ile tam ve kaliteli hizmet vermek mümkün olmaz. Ancak Bakanlığımızda bunun farkında olduğundan personelimizin sayısını arttırma gayreti içindedir. Kütüphanede kütüphaneci, güvenlik görevlisi, memur, ciltçi gibi her alanda çalışan personelimizden eksikler vardır. En kısa zamanda bunların düzeltilmesi gerekmektedir. Pek tabii yırtılan, bozulan, eskiyen ciltler zamanla tamir edilmektedir. Ancak personel eksikliğimiz cilt içinde geçerlidir. Şu anda cilt elemanı kalmadığından ciltleri ihaleye vererek yaptırıyoruz.
Engellilere sesli kitap servisi
Sizin bir de görme özürlüler için kitap ve kütüphane hizmetiniz var, biraz da bundan söz eder misiniz?
Beyazıt Devlet Kütüphanesi Görme Engelliler Bölümü, 30.03.1992 tarihinde hizmete açılmıştır. Amacı, ülkemiz nüfusunun yaklaşık yüzde ikisini teşkil eden görme engelli bireylere, fikir ve sanat ürünlerini izlemede eşitlik sağlamak, eğitiminde destek olmak, her yaş ve seviyedeki görme engelliye yine eşit şartlar içerisinde bu hizmetleri ücretsiz sunmaktadır. Bölümde, gönüllü okuyucular tarafından bilgisayar ortamında seslendirilen kitaplar CD‘lere aktarılarak İstanbul ve Türkiye çapında ve yurtdışındaki görme engelli vatandaşlarımıza hizmet verilmektedir. 1992 yılında 1 mikrofon 1 teyple hizmete başlayan bölümde ilk zamanlar imkânsızlıklar nedeniyle kasetler ödünç olarak verilir, bir kitap aynı zamanda birkaç kişi tarafından okunamazdı. Ses sanatçısı Hakan Peker‘in 1998 yılında verdiği konserin geliriyle kaset çoğaltma makinesi (dublikatör) alınmış, bundan sonra seslendirilen kitaplar anında kopyalanarak verilmeye başlanmıştır, Şişli ve Levent Soroptimist Kulüplerinin temin ettiği kayıt cihazlarıyla kitaplarımız daha çok gönüllü okuyucu tarafından seslendirilme imkânına kavuşmuştur. Koleksiyonumuzda ilk önce Türk ve batı klasiklerinden örnekler, başvuru eserleri seslendirilmiş, diğer kitaplar genellikle okurların ihtiyacı ve isteği doğrultusunda seslendirilmektedir. 1992 yılından beri Görme Engellilere hizmet vermekte olan bölümün, çeşitli imkânsızlıklara rağmen, bugünkü durumu sevindiricidir. Çünkü görme engelli okura ulaşabilmekte; görme engelli bireyin istediği kitaplar, en kısa zamanda seslendirilerek ve CD‘lere aktarılmakta ve hizmete sunulmaktadır. İstanbul‘da en son nüfus sayımına göre 350-400 bin civarında görme engelli ve az gören yurttaşlarımız bulunmaktadır.
Şerafettin Kocaman son yolculuğuna uğurlandı
Bir süredir tedavi gördüğü beyin kanseri hastalığına yenik düşen ve sabaha karşı hayatını kaybeden eski Beyazıt Kütüphanesi Müdürü Şerafettin Kocaman, toprağa verildi. Sevenleri, Kocaman‘ı son yolculuğunda yalnız bırakmadı. İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesi‘nde yaklaşık 30 yıl görev yapan Şerafettin Kocaman‘ın cenazesi Kadıköy Sahrayı Cedit Cami‘inden kaldırıldı. İkindi namazını müteakiben kılınan cenaze namazından sonra Sayray-ı Cedit Mezarlığı‘nda toprağa verilen Kocaman‘ın cenaze namazına yakınları ve dostları katıldı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu olan Kocaman‘ın Beyazıt Devlet Kütüphanesi‘nde başta görme özürlülere yönelik sesli kitap projesi olmak üzere Türkiye kütüphanecilik tarihiyle ilgili birçok çalışması bulunuyor. 30 yıla yakın bir süre İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesi‘nde aralıksız görev yapan Şerafettin Kocaman, insanları ilim, kültür ve sanatla buluşturmak için çalıştı. Sağlık sorunları nedeniyle 2007 yılında emekli olan Şerafettin Kocaman iki yıldan bu yana beyin kanseri tedavisi görüyordu.