Türkiye ekonomisi; 2002‘den bugüne, son 7 yıldır; "yoksulluk çemberini kıracak" beceriyle yönetilmedi, yönetilemedi. Bize her gün TV‘lerden pompalanan "borsa coştu... Faizler indi... Dolar yerinde çakıldı kaldı...
IMF‘ye posta koyduk... Türkiye‘deki gelişmeye bütün dünyanın aklı şaşıyor... ABD‘nin stratejik ortağı olduk... G20‘ye girdik..." laflarına bakmayın. Bu laflar propagandadır. Halkı uyutma afyonudur. Bir ekonomi nasıl gidiyor? Üç ölçüye bakarlar. İlk ölçü: Bireylerin (ferdin) tasarrufu artıyor mu? İkinci ölçü: Devletin topladığı vergi ile yaptığı harcama arasındaki denge açık değil fazla mı veriyor? Devlet tasarruf yapabiliyor mu? Üçüncü ölçü: Zenginleşmenin lokomotifinin özel sektöre bırakıldığı kapitalist kalkınma modelinde ülkenin şirketleri, sıcak hoppa paraya, yabancı ortağa ihtiyaç duymadan büyüyebilecekleri tasarrufu yapıyor mu? 2002‘den 2009‘a taradım. Bu üç ölçü de felaket. Halk tasarruf yapamıyor. Devlet tasarruf yapamıyor. Şirketler tasarruf yapamıyor. Evet bu üçlü; 2002‘den önce de yapamıyordu şimdi de yapamıyor ve daha kötüye koşuyor...
Geçen gün 80 yaşında Kore gazisi Muharrem Topçu, Muğla‘da açlıktan öldü. Anadolu‘da tarih boyunca aç mezarı hiç olmadı. İlk defa oldu...





