İsrail‘in önceki gün soykırım boyutuna varan saldırılarında 310‘un üzerinde Filistinli şehit oldu. Yaralı sayısı da 1420‘yi aşmış durumda. Bütün dünya ile birlikte İslam ülkeleri de küresel finansal krizi tartışıp, 2009 yılına girmeye hazırlanırken 2 milyon Filistinli, yıllardır Gazze‘deki Siyonist abluka altında ölümü bekliyor.
Küresel finansal krizin bütün dünyanın gündemini ele geçirdiği ve Türkiye‘nin de tamamen iç gündeme boğulduğu 2009 yılına gireceğimiz bugünlerde, yıllardır Siyonist işgal altında çile çeken Filistinlilerin trajedisini hatırlamak istedik. Haftalık analiz-dosyamızı hazırladığımız dakikalarda, ajanslar Filistin‘den acı bir haber geçmeye başladı. Sözde ateşkes anlaşması devam etmesine rağmen terörist İsrail yönetimi, Gazze‘ye havadan yaptığı saldırılarla 310 Filistinliyi şehit etti. Gazze‘deki Reuters muhabiri, İsrail hava kuvvetlerinin bölgedeki hedeflere 30 kadar füze fırlattığını belirtti.
2 milyon insanın, dünyanın gözleri altında ölüm kampına terk edildiği Gazze, bir kez daha Siyonist saldırganlığa muhatap oluyordu. Yüzlerce nükleer bombaya sahip İsrail, 2009 yılına sayılı günler kala, dünyanın gözlerine baka baka katliamlarını sürdürürken, Filistinli kardeşlerimizin acısına ortak olup, ambargonun kırılması için kılımızı kıpırdatma zamanıdır.
Tahammül sınırlarını aşan çile
Gazze küçük ve yoğunlaştırılmış bir Filistin‘dir. Avuç kadar büyüklükte bir coğrafya parçasıdır. Akdeniz üzerinde bir kıyı şeridi şeklinde uzanan Gazze‘nin yüzölçümü 365 km‘yi geçmiyor. Ancak dünyanın en yoğun nüfusuna sahip. 2 milyon Filistinli abluka kampında yaşıyor. Aslında bunların yarısı Filistin‘in diğer kent ve köylerinden gelen mülteciler. Gazze halkının, insanoğlunun tahammül sınırlarını aşan çileye karşı gösterdiği direnç Filistin‘in hem çektiği çileye hem de Filistin onuruna tanıklık etmektedir. Mısırlı aktivist ve yazar Abdulhalim Kandil, Gazze ambargosu ile ilgili olarak şöyle söylüyor: "Gazze‘nin çektiği çile dünyanın yüzkaralığına tanıklık etmektedir. Dünya‘nın İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 60. yılını kutladığı bu dönemde yapılan bir ankete göre Yahudiler İsrail‘in insan haklarına en çok saygı gösteren devlet olduğunu iddia ediyor. İsraillilerin yarısına göre İsrail birçok Avrupa ülkesinden daha fazla insan haklarına saygı gösteriyor. Oysa Gazze‘ye uygulanan abluka, boğma ve öldürme girişimleri, İsraillilerin yalan söylediğine tanıklık ediyor. BM İnsan Hakları Yetkilisi ve Filistin Masası Şefi Richard Falk ki kendisi Amerikalı bir yahudi olmasına rağmen vicdan sahibi bir kimsedir, Gazze ablukasını insanlık suçu olarak nitelendirdi. Bunu Amerikalı bir yahudi söylerken bir Arap devlet başkanı ya da yetkilisi bu gerçeği itiraf edemiyor. Filistin Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas da bunu, bu gerçeği dile getirmiyor."
Vahşi abluka!
6 ay süren ateşkesin geçen hafta sona ermesinin ardından saldırılarını artıran İsrail, aslında ateşkes süresi boyunca da katliamlarına ara vermedi. Ne ateşkesi ne de dünyayı umursayan İsrail, ambargo uyguladığı Gazze‘de yoğun saldırılarını sürdürürken ve yüzlerce nükleer bombası bulunmasına rağmen, Birleşmiş Milletler (BM) her zamanki gibi Hamas‘ı ateşkese davet etti. Birleşmiş Milletler, Hamas‘tan İsrail‘e yönelik roket saldırılarını durdurmasını istedi. BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, İsrail‘e yönelik roket saldırılarını kınayarak bir an önce durdurulmasını istedi. Gazze ambargosu‘nu vahşet boyutlarına taşıyan İsrail, binlerce insanın, açlık, hastalık ve soğuk yüzünden ölüm tehlikesi ile yüzyüze gelmesine neden oluyor. İsrail halen havadan bombardımana tabi tuttuğu Gazze‘ye, akaryakıt sevkiyatına ve su, elektrik, ilaç, gıda gibi hayati insani ihtiyaç maddelerinin girişine izin vermiyor. Sürekli Filistin‘den atılan roket saldırılarını bahane eden terör devleti, 2 milyona yakın insanı cezalandırmaya devam ediyor. Ambargo nedeniyle bugüne kadar 130‘un üzerinde Filistinli hayatını kaybederken, İsrail‘in son saldırılarında ise 310 sivil insan katledildi.
İsrail Vatandaşlık Hakları Derneği‘nin 2008 Aralık raporu:
Filistinlilerin hiçbir hakkı yok!
Arap vatandaşlar İsrail Devleti‘nin 1948‘deki kuruluşundan bu yana sistematik ve kurumsal bir şekilde ayrımcılık görüyorlar. İsrail‘de 1948‘den beri 600 Yahudi yerleşim birimi kurulurken, nüfusları sürekli artan Arap vatandaşların yaşayabileceği bir tek yeni yerleşim birimi bile kurulmadı. Araplar İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 20‘sini oluşturuyorlar. Fakat Arap yerleşim birimlerinin toplamı İsrail yüzölçümünün yüzde 2.5‘ini geçmiyor. Ayrımcı zihniyet, yasal düzenlemelere ve kamu hizmetlerine de yansıyor. Arap vatandaşların ifade hürriyetleri ve siyasi faaliyetleri üzerindeki kısıtlamalar demokrasi için bir tehlike teşkil ediyor. Öte yandan Batı Şeria‘da İsrailli yerleşimciler ve Filistinliler için birbirine zıt iki ayrı hukuk ve altyapı sistemi uygulanıyor. Yerleşimciler bütün vatandaşlık haklarından yararlanırken, Filistinlilerin hiçbir hakkı yok. Uluslararası hukuka aykırı olan bu durum eşitlik ilkesinin ağır bir şekilde ihlalidir ve birçok yönüyle Güney Afrika‘da bir zamanlar hüküm süren Apartheid rejimini hatırlatmaktadır.
Filistin‘deki drama dünya sessiz
Uluslararası yardım kuruluşları, Gazze Şeridi‘nde Siyonist abluka altında en temel insani ihtiyaçlarını bile karşılayamayan Filistinlilerin, ölümle pençeleştiğini duyurmasına karşın, BM Genel Sekreteri‘nin Filistin tarafını suçlaması büyük tepki çekti. İslami Direniş Hareketi (Hamas), BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon‘un Siyonist yerleşim birimlerine atılan füzeleri eleştirmesini kınadığını belirterek, bu açıklamanın BM Genel Sekreterlik makamına ve işgal altındaki halkların kendilerini savunma hakkını veren uluslararası hukuka da aykırı olduğunu söyledi. Hamas sözcüsü Sami Ebu Zuhri konuyla ilgili olarak yaptığı basın toplantısında; BM Genel Sekreterini, Siyonistlerin Filistin halkına karşı işlediği cinayetlere sessiz kalmakla suçlayarak şöyle dedi: "Hamas olarak, Siyonist yerleşim birimlerine füze attığından dolayı Filistin direnişini kınayan BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon‘u kınıyoruz. Bu açıklamalar genel sekreterin Siyonist işgal devletiyle paralel hareket ettiğini ve onların Gazze‘ye saldırı yapmalarına kılıf bulmaya çalıştığını gösteriyor.
Kuds El Arabi Gazetesi yazarı Abdulhalim Kandil:
Robot gibi bir ümmet olduk!
Gazze‘nin çilesi bizim kahrolası suskunluğumuzun şahididir. Halklarımızın bir kül çukuruna dönüştüğünün şahididir. Zayıflığımızın, çözümlerimizin azlığının ve insanlara karşı olan ayıbımızın şahididir. Hançerimiz konuşsa da vicdanlarımızın öldüğünün şahididir. Robot gibi bir ümmete, içi boş adamlara ve odun gibi kadınlara dönüştük. Fedakârlıktan bahsediyoruz oysa biz yerimize çakılmışız. Kalbimiz duymuyor aklımız konuşmuyor. Gazze‘nin çilesi yalnızca bir İsrail ürünü değildir. İsrail zaten yapacağını yapıyor. İsrail tek başına Gazze‘yi boğmuyor. Filistinliler yalnızca İsrail kurşunlarıyla ölmüyor. Tam tersi Arap hükümdarlar bunu önce de sonra da yaptılar. Bunlara yüz karalığı öğreten, Rafah sınır kapısını kapatan, Gazze‘nin ablukasını perçinleyen büyük Mısır‘ın gaspçı başkanıdır. Gazze‘nin çektiği acı aleyhimize, yüzkaralığımıza şahitlik ediyor. Kardeşleri tarafından kuyuya bırakılan Yusuf‘un öyküsü, kardeşleri gibi hüzün kuyularından içmeye terk ettiğimiz Gazze‘ye şahitlik ediyor.
Ortadoğu uzmanı gazeteci İslam Özkan:
İsrail‘in amacı Obama‘yı yönlendirmek!
İsrail, son yıllardaki en büyük katliamı gerçekleştirdi. Filistinli direnişçilerin daha önce gerçekleştirdiği büyük eylemlerin ardından bile İsrail böylesine soykırım boyutuna varan katliam yapmamıştı. Bu saldırılar, ABD‘nin yeni Başkanı Barack Obama‘nın Ortadoğu politikalarını etkilemek ve yönlendirmek amaçlı olabilir. Bush döneminde bile İsrail böyle soykırım mesabesinde katliamlar yapmamıştı. Hem ateşkes yeni bitmiş ve Filistin direnişinden de İsrail‘e yönelik hiçbir saldırı yapılmamışken, İsrail‘in böylesi bir vahşete imza atmasının mantıklı bir izahı yok. İsrail Başbakanı Olmert, yolsuzluktan yargılanıyor. Hamas-el Fetih ve Mahmud Abbas arasındaki ilişkilerin gerilimi sürüyor. Yani bölgede tam çok hassas dengeler var ve tam bir geçiş dönemi yaşanıyor. Filistinli direniş gruplarının vereceği sert bir karşılık üzerine İsrail, bölgeyi ateş topuna çevirecektir. Ortadoğu‘da ateşin yeniden yakılmasının müsebbibi de Filistinliler değil, onları kışkırtan İsrail‘dir. Ancak İsrail, Obama‘yı tamamen kendi politikalarına mahkum etmek için olası karşı eylemleri propaganda amaçlı kullanacak. Bu kadar sert ve acımasız bir saldırı, İsrail ve Filistin‘in iç dinamikleriyle açıklanamaz. İsrail bu katliamı, Ortadoğu‘da Clintonvari bir siyaset izleyeceği konuşulan Obama‘yı yönlendirme amacıyla yapmıştır.
Filistin Değişim ve Islah grubu milletvekillerinden İsmail el-Eşkar:
Direnişimiz devam edecek!
İşgal devleti, Filistin halkının bütün dinamiklerini ve alt yapısını yerle bir etmeyi düşünüyorsa, şunu iyi bilsin ki; biz halkımızı korumaktan geri durmayacağız ve teslim bayrağını kaldırmayacağız. Direniş güçleri, çete devletine eski günleri tekrar geri getirecek, füzelerin yanında istişhad eylemlerine de yeniden başlayacaktır. Siyonistler, Filistinli Direnişçileri, İstişhad Eylemlerini yeniden başlatmaya zorluyor. Filistin halkı, işgal devletinin bütün zorbalıklarına, zulümlerine ve devasa ordusuna karşı direnmeye devam edecek!
Gazeteci yazar Ahmet Varol:
İsrail, sessizlikten cesaret alıyor
İsrail Dışişleri Bakanı Levy, Kahire‘de Mısır Dışişleri Bakanı ile geçen hafta yaptığı görüşmede Gazze‘ye saldıracakları imasında bulunmuştu zaten. Bu saldırılardan, Mısır‘ın da haberdar olduğunu gösteriyor. İsrail Başbakanı eli kanlı Olmert‘in Türkiye ziyareti öncesinde bu saldırının meydana gelmesi Türkiye açısından riskli ve tehlikelidir. Türkiye, Olmert‘i kabul ederek yanlış bir politika izliyor. İsrail, cinayetleri işleme cesaretini İslam dünyasının sessizliğinden alıyor. İşgal devleti, altı aylık ateşkesin bitimine bir buçuk ay kala ateşkesi tek taraflı bozdu ve Filistinlilerin üzerine saldırıları yeniden başlattı. Hamas ablukanın kalkmasını isterken, İsrail yeniden ateşkes imzalayıp tek taraflı saldırmak istiyor. İsrail, tüm dünyanın gözüne bakarak, "Ben saldırayım, Filistinliler sussun!" diyor.
İsrail‘in yaptığı, soykırım girişimidir!
Bugüne kadar on binlerce Filistinli‘nin kanını döken Siyonist rejim, Filistin halkının meşru temsilcisi Hamas‘ın kontrolündeki Gazze‘yi 8 aydır kuşatma altında tutuyor ve Filistinlileri katletmeyi sürdürüyor. Saldırılarla mücadele eden 2 milyon Filistinli‘nin yaşadığı Gazze‘de insanlar en basit ihtiyaçlarını dahi temin edemez durumdalar. Elektriği kesilen şehrin hastaneleri, acil müdahale servisleri ve su dağıtım şebekesi ciddi tehdit altında. Bu saldırılar ve ambargo ‘soykırım girişimi‘ olarak kabul edilmesi gereken ve sorumlularından mutlaka uluslararası arenada hesap sorulması gereken bir uygulamadır. İsrail, Gazze‘deki 2 milyon Filistinliyi topyekün ‘sessiz ölüme‘ mahkûm ederken, İsrail‘in saldırılarıyla vahşet, soykırım girişimi boyutlarına varmıştır. 1,5 milyar Müslüman alemini ve vicdan sahibi herkesi Filistinlilere yardıma çağırıyoruz.