Ertelenen işler birikir ve bizi daha çok yorar. Ama bunu bildiğimiz halde çoğu zaman işlerimizi erteleriz. İnsan farkında olmadan yapmayı istediği şeyden kaçar ama bu sebepsiz değildir.
İnsanlar şu nedenlere bağlı olarak işlerini ertelerler:
Konuyla ilgili yeterli bilgiye sahip olmamak: Yapmak istediğiniz işle ilgili yeterli bilgi ve donanıma sahip değilseniz, işle ilgili motivasyon sağlamanız zordur. Bu nedenle öncelikle yapmak istediğiniz işin gerekli olduğuna inanmalı ve bunun için nelere ihtiyacınızın olduğunu bilmelisiniz.
Yapılan işi sıkıcı bulmak: Bir işi sıkıcı bulur ve işin sıkıcı tarafına odaklanırsanız isteklendirme sağlayamazsınız. Bunun yerine işin sonuna odaklanın ve bunun için gerekli çabayı gösterin.
İşe hazır olmadığını hissetmek: İnsan yapmak istediği işleri ertelerken, bazı mazeretler üretir. Yeterli değilim, daha vakit var ya da beni aşar diye düşünebilir. Bu kişiyi tembelliğe sürükler. Bu nedenle elimden geleni yaptığım takdirde başarabilirim diye düşünmeli ve vakti iyi kullanmalıdır.
Başarısızlığa uğrama korkusu: İnsanoğlu başarısızlığa uğramaktan ve diğer insanlar tarafından yetersiz görülmekten endişe eder. Bunun için kendince mazeretler üretir ya da başarısız olabileceğini düşünerek işten kaçar.
BUGÜNÜN İŞİNİ YARINA BIRAKMAYIN
Hayat bir bahar yağmuru gibi geçip gidiyor. Vaktin nasıl tükendiğini zamanın nasıl geçtiğini hiç anlayamıyoruz. Dünya meşgaleleri bizleri oyalıyor. Farkında olmadan yaşlanıyor ve vakti bir nefeste tüketiyoruz. Ertelenen işler ise büyük bir pişmanlık olarak geri dönüyor. Bizler dünya yolculuğunda yaptıklarımızdan sorumlu olduğumuz gibi yapmadıklarımızdan da sorumlu tutulacağız. Bunun için zamanın bize verilmiş kıymeti bir süre olduğunu bilmemiz gerekiyor.
BÜYÜK BİR İMKÂN
Zamanı faydalı işler peşinde tüketin.
Önceliklerinizi belirleyin ve işlerinizi ertelemeyin
Ölüme hazırlıklı olun
Dünyanın ahret hazırlığı için bir imkan olduğunu unutmayın
Yaşadığınız dünyanın geçici olduğunu aklınızdan çıkarmayın
Geçici hayatın büyüsüne kapılmak
Hazreti Peygamber bir hadisinde şöyle buyurur: "Kıyamet günü herkes şu dört suale hesap vermedikçe hesaptan kurtulamaz. Ömrünü nasıl geçirdi, ilmi ile nasıl amel etti, malını nereden nasıl kazandı ve nerelere harcadı cismini bedenini nerede yordu hırpaladı" Yaşadığımız hayat bütün çekiciliğiyle bizleri kendine doğru çekiyor. Olaylara iman nazarından bakmadığımız takdirde, geçici dünyanın büyüsene kapılabilir ve ölümü unutabiliriz. Ancak biz ne kadar unutsak ta ölüm kapımızı çalacak ve o noktadan sonra yaptıklarımız ya da yapmadıklarımızla hesaba çekileceğiz.
AŞIRI KISKANÇLIK HASTALIKTIR
Kıskançlık, kalpleri yumuşatan sevgi ve şefkat duygularını zayıflatıyor. Kişi kıskandığı insanı adeta mercek altına alıyor ve onun sahip olduğu şeyleri hazmedemiyor. Kıskançlık, kişinin kendini yetersiz ve değersiz hissetmesiyle ilişkilendirilse de, insan olarak her birimiz bu zaafı taşıyoruz. Bilindiği üzere bizler hayata olumlu ve olumsuz yanlarımızla başlıyoruz. Ancak aileden ve çevreden alığımız eğitimle zaaflarımızı eğitiyor ve çevremize uyum sağlamaya çalışıyoruz.
Kıskançlık insanların kalplerini ısındıran ve yakınlık duygusu veren sevgiyi bitiriyor. Bu nedenle kişinin kıskançlığını analiz etmesi ve bu durumdan kurtulması gerekir. Ancak nedense insanlar kıskançlığın getirdiği negatif duygu ve kıskançlıkla yüzleşmekten kaçınır, bunu kabullenmek istemezler. Bu da, insanın kişiler arası ilişkilerini, iş yaşamını ve ruh sağlığını olumsuz yönde etkiler.
AŞIRI KISKANÇ EŞLER
Eşlerden birinin aşırı kıskanç olması ve bunu aile ilişkilerine taşıması çeşitli sorunlara neden olabilir. Burada kişi sevdiği birini kaybetme endişesi taşımaktadır ve bu endişesinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını dikkate almamaktadır. Ancak aile içinde yaşanan kıskançlık durumu bazen yersiz bir kuşkunun sonucunda gelişebiliyor. Mesela işlerin yoğunluğundan dolayı eşine vakit ayıramayan kişi, eşinin "sen beni artık sevmiyorsun, demek ki hayatında başka biri var" gibi keskin yargılarına maruz kalabiliyor. Oysa bu yaklaşım, aile içinde çeşitli sorunların ortaya çıkmasına ve eşlerin birbirlerinden uzaklaşmalarına sebep olabilir.
BİR KAÇ TAVSİYE
Eşinizle çatışmaya girmeyin ve işlerinin yoğunluğundan bahsediyorsa destek verin.
Kıskançlığın hayatınızdan neleri götürdüğünü analiz edin ve kendinizi değiştirmeye çalışın.
Kendinize güvenin ve bunu insanlarla ilişkilerinize de taşıyın.
Eşinizden yeterli desteği alamadığınıza inanıyorsanız, siz ona destek verin ve yardımcı olmaya çalışın.
KISKANÇLIĞIN ZARARLARI
Kıskançlık iç huzurunuzu mutluluğunuzu alıp götürür
Kıskandığınız kişiyle sağlıklı ilişkiler kuramazsınız
Kıskandığınız kişilerle sürekli rekabet halinde olmanız bir süre sonra sizi yorabilir
Kıskançlık sahip olduğunuz nimetleri görmenizi engeller
Kıskançlık insan ilişkilerinizi olumsuz yönde etkiler ve sizi yalnızlığa sürükler.
Kıskançlık, kendinize karşı sevgi ve ilginizi zedeler ve her zaman başkaları odaklı yaşarsınız.
Kıskançlık ailenizin ya da çevrenizdeki kişilerin sizden uzaklaşmalarına neden olur.
Kadınlar daha az kan bağışında bulunuyor
Türk Kızılayı Orta Karadeniz Kan Merkezi Müdürü Dr. Yıldırım, "Maalesef ülkemizde kadın kan bağışçılarımızın oranı yüzde 8" şeklinde konuştu.
Türk Kızılayı Orta Karadeniz Kan Merkezi Müdürü Dr. Muhsin Yıldırım, Türkiye‘de kadın kan bağışçısı oranının yüzde 8 olduğunu bildirdi. Ordu Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen bir seminere katılmak üzere Ordu‘ya gelen Dr. Yıldırım, Atatürk Kültür Merkezi‘ndeki konuşmasının ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye‘deki kan bağışı konusunda bilgi verdi. Gelişmiş ülkelerde kan bağışının cinsiyete göre dağılımında kadınların kan bağışındaki oranının yüzde 30 olduğunu belirten Yıldırım, ‘‘Ancak maalesef ülkemizde kadın kan bağışçılarımızın oranı yüzde 8, erkek kan bağışçıların oranı ise yüzde 92. Yaşamı kadınlarımızla beraber paylaşıyoruz. Kan bağışı konusunda da kadınlarımızın daha iyi organize olmalarını, kan bağışına daha duyarlı olmalarını bekliyoruz‘‘ dedi.
Türk Kızılayı‘nın, kan ihtiyacını karşılamak için ülke genelinde yoğun şekilde çalıştığını ifade eden Yıldırım, ‘‘Kanın acil değil sürekli ihtiyaç olduğunu vurguluyoruz. Çünkü sürekli tedavi gören hastalarımız var. Bu hastaların tedavilerinde kan ve kan ürünleri kullanılmakta‘‘ diye konuştu. Yıldırım, kış döneminde soğuk hava nedeniyle kan bağışında azalma olduğunu kaydederek, kış dönemlerinde de kan ihtiyacının devam ettiğinin unutulmaması gerektiğini belirtti.