İstanbul‘da son oturumunu yaparak kararını açıklayan Irak Dünya Mahkemesi (World Tribunal on Iraq / WTI) insanlığın kanayan vicdanının dili oldu; kötüye, zalime, işgalciye güçlü bir şekilde seslendi: "Heey! Dur bakalım. Burası Irak Dünya Mahkemesi! Hesap ver işgalci!.. Hesap ver Bush, hesap ver Blair!"
10 ülkeden iddia heyeti, vicdan jürisi ve tanıklardan oluşan toplam 54 kişinin katılımıyla düzenlenen Irak Dünya Mahkemesi (World Tribunal on Iraq / WTI) İstanbul Nihai Oturumu, 24-25-26 Haziran tarihlerinde Topkapı Sarayı‘nın içindeki Darphane-i Amire Binaları‘nda yapılan oturumlarla gerçekleştirilerek, 27 Haziran günü Ahırkapı‘daki Armada Otel‘de düzenlenen toplantıda karar metninin okunmasıyla son buldu. İğrenç yalanlarıyla dünyayı kana bulayan işgalciler; ABD, İngiltere ve işbirlikçileri, 20 oturumu yapılan mahkemenin son oturumunda alınan kararlarla mahkûm edildiler. Mahkemenin nihaî oturumunun; adaleti, insanlığı, her tür vicdanî sorumluluğu her şeye rağmen üzerinde taşıyan İstanbul‘da gerçekleşmesi oldukça anlamlıydı. Zira Paris ya da Roma karar veremezdi; Washington hakkında, Londra hakkında...
Adaletin arandığı şehir; İstanbul
Oysa İstanbul, tarih boyunca kötülerin yargılandığı ve mahkûm edildiği bir şehir olmuştu. Son zamanlarda cazibesi yakılmaya çalışılsa da İstanbul, her şeyiyle İstanbul‘du. Vicdan‘dı. Asla müdahale edilemeyen Adalet‘ti. İstanbul, tüm kayıtları tutar ve zamanı gelince hesap sorardı. Belki bundan dolayı Irak Dünya Mahkemesi‘nin jürisi ve tanıklarının % 99‘u batılı olmalarına rağmen kendi medeniyetlerini yargılıyorlardı ve mahkûm ediyorlardı adeta... Elbette dünyanın ve İstanbul‘un vicdanını rahatlatıyorlardı. Bu, bir yerde "Evet, elimize yüzümüze bulaştırdık, dünyayı böyle beceriksizce yaşanmaz hale getirdik" itirafıydı. Topkapı Sarayı‘nın eteklerine tutunarak karar veren Vicdan Jürisi‘nin kararı, Batı Medeniyeti‘nin iflasının deşifresi olarak bile kabul edilebilirdi. Mahkeme, Irak‘a yapılan saldırıyı, adalet, özgürlük, güvenlik gibi kavramlarla geleceğimize yapılan bir saldırı olarak niteliyordu ve meşruiyetinin, insanlığın ortak vicdanına dayandığının altını çiziyordu.
Tarihin en haksız savaşı
İstanbul Oturumu‘nun açılış konuşmasını yapan Irak Dünya Mahkemesi Vicdan Jürisi Başkanı Arundhati Roy, Irak‘ın işgalinin tarihte yapılmış olan en haksız savaş olduğunu belirterek "Bush ve Blair hükümetleri, dünyanın dört bir yanında milyonların bu savaşa karşı protestolarını ısrarla duymazlıktan geldiler ve dünyanın en haksız, ahlaksız ve korkakça savaşlarından birine imza attılar." şeklinde konuşuyordu.
ABD, İsrail‘e hizmet ediyor
Mahkemenin Vicdan Jürisi‘nin kararları arasında ABD ve İngiltere‘nin işgal öncesinde uluslararası kamuoyuna sundukları kanıtların yalan olduğunun ortaya çıktığına ve işgalcilerin gerçek amaçlarının Ortadoğu‘yu baskı ve denetim altında tutmak olduğunun altı çizildi. ABD‘nin Ortadoğu‘da hegemonya kurmasının nedeni ise dünyanın en büyük petrol rezervlerini kontrol etmek ve ABD‘nin bölgedeki stratejik müttefiki İsrail‘in konumunu güçlendirmek olduğu kaydedildi. Irak Dünya Mahkemesi‘nin karara bağladığı maddelerden en önemlileri ise işgalci koalisyon güçlerinin hiç zaman kaybetmeden ve koşulsuz olarak Irak‘tan çekilmeleri ve gerçekleştirdikleri yasadışı istila ile yol açtıkları insani, ekonomik, ekolojik ve kültürel yıkımlar için tazminat ödemeleri şeklindeydi.
Mahkemenin kurulması zorunluydu
UNESCO Barış Ödülü sahibi Prof. Richard Falk işgalcilere karşı yürütülecek stratejiye ilişkin "Eğer belirli bir sözleşmenin ihlalleri suç ise, kim yaparsa yapsın bu bir suçtur. Cezası verilmelidir. Bu mahkeme normal mahkeme olma iddiasında değildir. Hükümetler susarsa, Birleşmiş Milletler (BM) susarsa, saldırı mağdurları konuşmazsa bu böyle bir mahkeme kurulmak zorundadır. Bu mahkeme gerçeği ortaya koymayı amaçlamaktadır. ABD savaşa başlamadan önce bunun bir hukuk suçu olduğunu biliyordu" diyordu. Falk, "Bu mahkeme, bir avukatlar kurulu ve vicdan jürisi gözetiminde yapılıyor. Bu savaş, ABD‘nin dünya silahlarına hâkim olmaya yönelik çabasının ürünüdür, ABD hiçbir şekilde bu savaşta suçsuz gösterilemez" şeklinde konuşuyordu.
Türkiye de ABD‘nin yanında
Santa Barbara Üniversitesi‘nden Uluslararası Hukuk Profesörü Richard Falk, mahkemenin Türkiye‘de yapılmasının anlamlı olduğunu belirterek "Türkiye‘nin savaşta İncirlik Üssü‘nü kullandırarak yardımcı olması, bu toplantıyı burada yapmamızın bir nedenidir. İnsanlar bu savaşta ölüm kamplarında tutulmaktadır. Hiçbir hakları yoktur." ifadelerini kullanıyordu. Falk‘ın bu sözleri, Irak‘ın işgal etmesi sürecinde Türkiye‘de halkın ve kanaat önderlerinin baskısıyla çıkarılamayan 1 Mart Teskeresi‘ne rağmen İncirlik Üssü‘nü ABD‘ye kullandıran AKP Hükümeti‘ne mesaj niteliği taşırken, hükümetin işgalcilerle işbirliği yaptığına atıfta bulunuyordu. Falk ayrıca Türkiye‘nin coğrafi açıdan Irak‘ın komşusu olduğunu ve savaşın kötü sonuçlarından en çok etkilenecek ülke olduğunu da sözlerine ekledi.
1 milyon ton uranyum kullanıldı
Mahkeme, uluslararası Amerikan şirketlerinin mallarını tüketirken düşünmemiz gerekenleri bir kez daha hatırlatırken dünya insanlığının ortak servetine göz dikenler için de boykot kararı aldı. Çeşitli sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ile hukukçuların öncülüğünde düzenlenen ve 60‘ı aşkın tanınmış akademisyen, hukukçu, yazar ile barış aktivistinin de görev aldığı ‘‘Irak Dünya Mahkemesi‘‘nin (WTI) nihai oturumunda ABD‘de eğitim gören Çevre ve Jeoloji Mühendisi Souad Naji Al Azzawi‘nin açıklamaları oldukça korkutucuydu. Souad Naji Al Azzawi, "Pentagon 25 yıldır Irak‘ı kobay olarak kullandı." dedi. Radyoaktif maddelerin 1980‘den beri laboratuvara çevrilen Irak‘ta denendiğini söyleyen Al Azzawi, bir milyon ton uranyum kullanıldığını, ancak ABD‘nin 110 ton diyerek yalan söylediğini belirtti. Azzawi, "Seyreltilmiş uranyum kullanımı hakkında ABD net bir şey söylemiyor. 110 ton olduğunu açıklıyor ama gerçekte bundan çok daha fazla." şeklinde konuştu. Yeni kuşak silahlarda uranyum kullanıldığını ama bunun telaffuz bile edilmeyerek, "ağır metal" dendiğini söyleyen Al Azzawi, bunların uranyum olduğunun kanıtlandığını, 1991‘de 600 tonluk uranyumun yağmalandığını ve yağmacıların bile bunun sonucunun ne olacağı hakkında bilgisiz olduklarını kaydetti.
İngiltere, ABD‘den daha barbar
Oturumda söz alan İnsan Hakları Avukatı İngiliz Phil Shiner ise, İngiltere‘nin savaş sırasında parça tesirli 2 bin bomba kullandığını, bunların her birinin 147 bombacık saçtığını ve bunun da çok fazla insanın ölümüne sebep olduğunu söyledi. Shiner, İngiliz üslerinden kalkan uçakların Irak‘ta sivilleri bombaladığını, ABD‘nin yaptıkları açısından İngiltere‘nin cezai sorumluluğu olduğunun altını çizdi. "Britanya İnsan Hakları Avukatı olarak bunlardan büyük utanç ve dehşet duyuyorum. Britanya, ABD‘den de ileriye gitti bu konuda. Bu da Uluslararası Ceza Mahkemesi‘ne infaz yetkisi doğuruyor" diye konuşan Shiner, inanılmaz işkencelere tabi tutulan, tutukluyken öldürülen insanların hesabının sorulması gerektiğini söyledi.
ABD‘yi Hıristiyan faşistler yönetiyor
ABD‘li Bilim Adamı Larry Everest, Amerikan yönetimi için "Bu hükümet için kanunsuz, ahlak dışı, aklını kaçırmış bir hükümet demek yanlış olmaz. 2008‘i bekleyemeyiz, Bush rejiminin devrilmesi gerekiyor." diyordu. ABD‘de Hıristiyan faşist bir yönetimin, iktidarı ele geçirdiğini belirten Everest, "Bu herkes için dehşet vericidir. İncil‘e gönül veren insanlar yönetimdedir. Dünya böylesi bir rejimle bir daha karşılaşmadı." ifadelerini kullandı.




