Şeytan, gelecek endişesi ile insanları korkutarak dünyevileşmeyi, maddiyat peşinde koşmayı yegane hedef olarak lanse eder ve insanları bir şekilde ilim yolundan alıkoymaya çalışır.
Peygamberimiz (sav), "İlim öğreneni Allah ummadığı yerden rızıklandırır" buyurmuştur. Şeytan, gelecek endişesi ile insanları korkutarak dünyevileşmeyi, maddiyat peşinde koşmayı yegane hedef olarak lanse eder ve insanları bir şekilde ilim yolundan alıkoymaya çalışır. Oysa Allah (cc) yolunda ilim öğrenmeye çalışan kişi, hem dünyada hem ahiret yurdunda Cenab-ı Hakk‘ın koruması altındadır. buyurur.
"Her kim ilim tahsili için yola çıkarsa, bu yüzden Allah ona cennete girecek yolu kolaylaştırır." (Müslim)
"Kıyamet günü üç sınıf insan şefaat eder: Bunlar peygamberler, sonra alimler, sonra şehidlerdir." (İbn-i Mace)
"Allahu Teala her kimin hayrını murad ederse, onu dinde alim ve fakih kılar." (Buhari-Müslim)
Peygamberimiz (sav), ilim öğrenenleri, dünya için öğrenenler ve ahiret için öğrenenler olarak ikiye ayırmıştır. İlmi, dünya için öğrenenlerin gayeleri servet, mevki ve şöhrettir. İlmi ile amel etmeyenler ise ilmi çıkarlarına alet etmektedirler. Peygamber Efendimiz (sav), "Kıyamet günü en ağır cezayı görecek olan, Allah‘ın ilminden faydalandırmayan alimlerdir" buyurmuştur.
İlim değerli bir mirastır
Peygamber Efendimiz (sav), "Alimler peygamberlerin varisleridir" buyurmuşlardır. Resulullah (sav) bir başka hadislerinde de, "İlim Çin‘de bile olsa öğreniniz" (Taberani) ve "İlim öğrenmek her Müslümana farzdır" (İbn-i Mace) buyurmuştur. Bu yüzden her Müslümanın, başta İslam‘ın temel kaideleri olmak üzere, dini temsil edecek seviyede ilim öğrenmesi farzdır.
Resulullah Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: "Peygamberler ne bir altın ve ne de bir gümüş bırakmamışlar, ancak ilmi miras bırakmışlardır. İşte o mirasa konan, sonsuz bir haz ve nasip almış demektir. (Ebu Davud)