İstanbul Üniversitesi (İÜ) ve İran Allame Tabatabai Üniversitesi‘nin işbirliğiyle İki Komşu Dil, İki Kardeş Edebiyat temasıyla düzenlenen 1. Uluslararası Türk-İran Dil ve Edebiyat İlişkileri Sempozyumu‘nda konuşan İran‘ın İstanbul Başkonsolosu Mahmud Hayderi, İran ve Türkiye arasındaki medeniyet ve kültür birliğinde etkili tarihi, coğrafi, sanatsal ve dini olmak üzere bütün unsurlar arasında önemli benzerlikler bulunduğunu belirterek; "Türkçe ve Farsça‘da 6 binden fazla ortak kelime, deyim ve halk deyişi bulunuyor" dedi.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) ve İran Allame Tabatabai Üniversitesi‘nin işbirliğiyle İki Komşu Dil, İki Kardeş Edebiyat temasıyla düzenlenen 1. Uluslararası Türk-İran Dil ve Edebiyat İlişkileri Sempozyumu‘nun açılışında konuşan Hayderi, Mevlana‘nın iki ülke arasındaki dostluğu pekiştiren en önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi. Hayderi; "İran ve Türkiye arasındaki medeniyet ve kültür birliğinde etkili tarihi, coğrafi, sanatsal ve dini olmak üzere bütün unsurlar arasında önemli benzerlikler bulunuyor.
Türkçe ve Farsça‘da 6 binden fazla ortak kelime, deyim ve halk deyişi bulunuyor" diye konuştu. İki ülkenin dili ve edebiyatının ortak kaynaklardan beslendiğine işaret eden Hayderi, Farsça‘nın da Türkçe‘nin de insanı büyüleyen güzellikte diller olduğunu kaydetti. Hayderi, şiir ve edebiyatın iki ülkenin halklarını birbirine yaklaştırdığını ifade ederek; "İki Komşu Dil, İki Kardeş Edebiyat temalı bu sempozyum, İran ile Türkiye arasındaki ilişkiler açısından altın bir sayfa açtı. Yaşasın İran ve Türkiye‘nin birlik ve beraberliği" dedi.
FARSÇA DA TÜRKÇE DE İNSANIN İÇİNİ ISITAN DİLLER
İran Büyükelçiliği Kültür Müsteşarı Abdulhasan Münferid, Türkler ile Farslar arasındaki tarihe dayanan köklü dostluğun pekişmesinde Türkçe ve Farsça‘nın da çok etkili olduğunu belirtti. Farsça‘nın da Türkçe‘nin de insanın içini ısıtan, yüreklere hitap eden diller olduğunu aktaran Münferid, iki dilde de ortaya konulan şiir ve diğer edebiyat eserlerinin daima yaşayacağını kaydetti. İran Kültür ve İslami İlişkiler Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Asgeri de kültür çalışanları olarak iki ülke arasındaki yakın ilişkilere değer verdiklerini, bu nedenle de siyaset sahnesinde vuku bulan olayları yakından takip ettiklerini dile getirdi. Asgeri, bugün bölgede şahit olunan olayların İslami kültürün uyanışı olarak nitelendirilebileceğini belirterek; "Türkiye ve İran, İslam medeniyetini ihya eden iki önemli kutuptur" diye konuştu.
BÜYÜK İSLAM MEDENİYETİ
Tarihteki birçok İslam düşünürünün Farsça konuşup yazdığını, Osmanlı padişahları Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim‘in Farsça bildiğini anlatan Asgeri, Farsça‘nın İslam ülkelerinin çoğunun üzerinde etkili bir dil olduğunu vurguladı. Asgeri, Türk ve İran medeniyetlerinin oluşmasından Farsça ve Türkçe‘nin karşılıklı etkisi olduğunun tartışılamayacağını ifade ederek; "Büyük İslam medeniyetinin ihya edilmesinde en önemli etken Farsça ve Türkçe‘dir. O nedenle bu dillere daha çok önem verilerek karşılaştırmalı incelenmelidir" dedi.
TÜRKÇE‘NİN KÜLTÜREL AKRABASI ARAPÇA VE FARSÇA
Allame Tabatabai Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Feriborz Dürtaci ise İstanbul Üniversitesi ile aralarında bir anlaşma imzalanacağını ifade ederek, bu çerçevede karşılıklı öğretim görevlisi ve öğrenci değişimi yapacaklarını, ayrıca dil ve edebiyat konusunda ortak araştırma çalışmaları yapacaklarını söyledi.
Dürtaci, bir sonraki sempozyumu Tahran‘da Allame Tabatabai Üniversitesi‘nde gerçekleştirmeyi düşündüklerini kaydetti. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Özkan da Türkçe‘nin bir sanat ve edebiyat dili olarak, Arapça ve Farsça ile bir kültürel akrabalık kurduğunu belirtti. Türklerin tarihinde toplumsal ilişkilerini kesintisiz devam ettirdiği tek halkın Farslar olduğunu ifade eden Özkan, dolayısıyla etkileşimde olduğu dilin de Farsça olduğunu anlattı. Özkan, Türkçe ile Farsça arasındaki yapısal benzerliklerin geçmişten geldiğini, iki dil arasında benzerlik ve ilişkilerin çok boyutlu araştırılması ve her iki dilin tarihi metinleri üzerinde karşılaştırmalı çalışmaların yapılması gerektiğini vurguladı.
ORTAK SÖZ VARLIĞI
Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan ise, Türkiye ve İran arasında dil ve edebiyat ilişkilerinin çok eski tarihlere dayandığını, Türklerin ve Farsların (İranlıların) asırlarca çok yakın komşuluk ilişkileri içinde aynı coğrafyayı paylaştığını anlatarak; "Bugün Türkçe‘de sayısız ölçüde Farsça kelime, kavram, deyim, terim kullanılmakta, aynı şekilde Farsça‘da da buna benzer şekilde Türkçe kaynaklı söz varlığı bulunmaktadır" diye konuştu.





