İçki; insanın aklını alan sıhhatini mahveden ve tedrici olarak ölüme sürükleyen bir zehirdir. İnsanlığın baş belası, her türlü fenalıkların anası kötülüklerin mayasıdır.
İçkinin, akıl, beden, mal, din, ilim, can, nesil ve çevreye verdiği zararları sıralamak, içki içenin kendisine, etrafına, ailesine ve topluma verdiği korkunç tehlikeleri açıklamak, bilinenleri tekrarlamaktan başka bir şey değildir.
Bu hususta, araştırmacılardan biri ne kadar güzel söylemiştir. " İnsanoğlu, içkiden daha kuvvetli bir darbe yememiştir." İçki sebebiyle beden türlü hastalıklara maruz kalmıştır. Mali durumu bozularak aile huzuru bozulmuştur. İçki sebebiyle sinir hastası olmuş, intihar etmiş, başkalarını haksız bir şekilde öldürmüştür. İçki sebebiyle birçok iyi niyetli insan, Art niyetli kişiler tarafından, akla hayale gelmeyecek ahlaksızlıklara fuhşa sürüklenerek vicdansızların elinde maskara olmuşlardır.
İçki; insanın aklını alan sıhhatini mahveden ve tedrici olarak ölüme sürükleyen bir zehirdir. İnsanlığın baş belası, her türlü fenalıkların anası kötülüklerin mayasıdır. İçki insan sağlığını bozduğu ve topluma zarar verdiği için; Yüce Allah içkiyi haram kılmıştır. Bu hususta Maide süresinin 90-91. ayetlerinde şöyle emretmiştir.
"Ey iman edenler; İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki saadete eresiniz. Şeytan şüphesiz içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah‘ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi?.."
Bu kesin emir karşısında Müslümanlar asla duyarsız olamazlar. Aklı başında vicdan ehli bir baba ve ana, çocuklarına kötü örnek olamaz. Evlatlarına içki içiniz, kumar onayınız, fuhuş yapınız, başkalarını malını çalınız, insanları öldürünüz gibi öğütlerde bulunmaz, bulunamaz.
İşin aslı ve esasi böyle olduğunu bildikleri halde, kendilerini çok bilmiş zanneden, sözde aydın ve yazar sınıfından olan bir kısım yazar, yorumcu ve siyasetçiler, hileli bir şekilde arkadan dolanarak özgürlük kelimesini de kendi düşüncelerine suç ortağı yaparak, milletin kafasını karıştırmak suretiyle kendi nesillerine ve halkımıza ne derecede haksızlık yaptıklarını, anlayamayacak kadar sarhoş olamazlar.
Bu kadar dolambaçlı yollardan gelmenin nedeni: Kanaatimce İslam dinine ve Yüce Allah‘ın ayetlerine direkt olarak karşı gelemediklerinden, bu karanlık yolu denemektedirler. Özgürlükler konusunda mangal da kül bırakmayan bu beyler gerçekten özgürlükten yana iseler; öncelikle ve özgürce Yüce Allah‘ın emirlerini açıkça ve net bir şekilde, kabul veya ret etmelidirler.
İçkinin verdiği zararları inanç boyutundan değil de, insani boyutundan ele alırsak, elde edeceğimiz sonuç aynı olacaktır. Haksız bir şekilde canımıza kıyan bir insana cani veya katil, malımızı gasp edene hırsız, namusumuza göz dikene ahlaksız, fikrimize, inancımıza hakaret edene edepsiz veya zalim, haklı veya haksız hakkını şiddet yoluyla arayana terörist deriz.
İçki içerek sarhoş olan bir vatandaş trafiğe çıksa karşı taraftan gelen suçsuz bir sürücüye çarpsa veya yeşil ışıktan geçen bir yayaya toslasa böylece başkalarının ölümüne, sakat kalmalarına ve milli servete verdikleri zararlarından dolayı bu sarhoş kişiye, zalim mi, hain mi, katil mi, terörist mi, diyeceğiz. Yoksa birilerinin dediği gibi sarhoştu aklı yerinde değildi ne yapalım mı diyeceğiz.
Bu sorulara öncelikle içkinin sınırlanmasını, özgürlükleri sınırlama gibi anlayan ve anlatmaya çalışan beyler cevap vermelidirler. Eğer kendilerine, eşlerine veya çocuklarından birisine sarhoş bir vatandaş hakaret ederse çirkin saldırıda bulunursa veyahut sarhoş bir sürücünün kurbanı olurlarsa nasıl bir tepki vereceklerini de merak ediyor değilim. Zira biliyorum ki bu beylere dokunulduğunda, özgürlük, insan hakları, hukuk, demokrasi gibi hiçbir kavramı tanımazlar.
Herkes bilir ki özgürlükler sınırsız değildir. Sınırsız özgürlük sınırsız terör demektir. İslam inancına göre, kişinin özgürlüğü başkasına zarar vermeyecek şekilde sınırlandırılmıştır. Bu kişiler ister devlet başkanı ister dağ başında çoban olsun özgürlük sınırları değişmez.
Özgülük sınırını sadece içki, kumar, fuhuş sair işlerle sınırlamak özgürlüğe hakarettir. Özgürlük hayatın bütünü ile alakalı olduğu için, makalemizi biraz daha genişleterek, genel ve yapıcı eleştiriler yapmak için, siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve hukuki konulara kısaca değinmek istedim. Fikir, düşünce inanç özgürlüklerinin genişletilmesi için asla şiddete başvurulmamalıdır. Hakarete varan aşağılayıcı sözler kullanılmamalıdır.
Güven sembolü tebessüm
Tebesüm gülümseme, insanlara güler yüzle bakmak ve hoşgörülü olmaya çalışmaktır. Kendinizi çevrenize sevdirmek ve beğendirmek için türlü türlü kurnazlıklara baş vurmaktan, çeşit çeşit maceralara katlanmaktan vazgeçin!
Kalbinizin ta derinliklerinden gelen te‘sirli tebessümünüz yeter! Somurturken kaslarınızda ve sinir sisteminizde nasıl bir hasar ve yıkım yaşandığını bilseydiniz, gülümsemenin kıymetini daha iyi kavrardınız.
Simânızdaki mütebessüm ifâde asla tahmin edemeyeceğiniz kadar bir problemi çözer. Batılı bir mütefekkir, gülümsemenin bir milyon dolar kıymetinde olduğunu söylemiş. Zira huzur ve saadet dış şartlara değil iç şartlara bağlıdır.
Allah, insana öyle mükemmel ve orijinal sistemler yerleştirmiş ki, bir sıcak tebessüm, samimiyet, güzel davranış her şeyi tersine çevirebilmektedir. Yeter ki insanın kalbi, bütün bütün katılaşmamış ve kararmamış olsun.
Nereye kadar özgürlük?
Osmanlı Padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman‘ı konu olanı " Muhteşem Yüzyıl" dizisine tepki gösteren insanları özgür düşünceden ve demokrasiden yana olmadıklarını söyleyenler; aslında özgürlüğün sadece kendileri için olduğunu söylemeye çalışmaktadırlar,
Kanuni‘yi haksız bir şekilde şehvet düşkünü ve içki müptelası gibi göstererek sergilenen çirkinlikler özgürlük sınırları içinde yer alamaz. Bu çirkin ve iğrenç diziler bugün Kanuni için yapılırsa, yarın başka tarihi şahsiyetler için yapılmaya kalkışılırsa, meydana gelecek durumu, hangi özgürlük sınırları içerisinde konuşabileceksiniz?
Özgürlük hak edenin hakkını korumaktır. Hak etmeyene hak vermek değildir. Kamu oyunda Torba yasası bilinen yasa ile, vergi ve sigorta prim borcunu ödemeyenlere af getirildi. Vergisini ve sigorta prim borcunu ödemeyen vatandaşlarımıza, vatandaşlık görevlerini özgürce yerine getirdiklerini söyleyebilir miyiz? Vergisini ödeyen vatandaşlarımıza, neden ödememe özgürlüğünüzü kullanmadınız diyerek cezalandırabilir miyiz?
Özgürlükler, adaletle ve adil hukukla sınırlandırılmalıdır. Vergisini ödemeyenler, çıkarılan borçlar yasası ile kazançlı çıktığı halde, ödeyenler zararlı çıkmıştır. Bu adaletsizliğin telafisi için vergisini ödeyen mükelleflere, af edilen vergi kadar iade edilmesi gerekir.
Şu insanlar, şu kişiler, şu parti, şu cemaat benim gibi düşünmüyor. O halde onlar özgür olmamalı gibi bir anlayıştan şiddetle kaçınmalıyız. Düz liseli ve başörtüsüz öğrencilere tanınan özgürlükler ve haklar, ayni şekilde meslek liseli ve başörtülü öğrencilere de tanınmalıdır. Eşit ve adil özgürlük için, herkesimde yer alan aydın, yazar ve siyasetçilerimiz, tarafsız ve doğru bir şekilde mağdurların özgürlüklerini savunarak gereğini yapmalıdırlar.