Birinci Menâkıb: Hazret-i Resûl-i ekrem ve nebiyyi muhterem ?sallallahü aleyhi ve sellem? Hazret-i Ömer?e, Fârûk lakabını takmışlar idi. Sebebi o idi ki, hakkı bâtıldan fark etti (ayırdı). Dîn-i İslâm?ı kabûl etti. Din onlar ile kuvvet buldu. Fârûk lakabı almasına bir başka sebep de budur: Bir münâfık ile bir yehûdî, bir husûsda anlaşamadı. Yehûdî da?vâyı hâlletmek için, Sultân-ı Enbiyâ hazretlerinin meclis-i şerîflerine gelmek istedi. Münâfık da yehûdîlerin re?îsi Ka?b bin Eşref?e gitmek istedi. Sonunda, Resûlullahın ?sallallahü aleyhi ve sellem? katına geldiler. Da?vâyı yehûdîye hükm buyurdular. Münâfık o hükme râzı olmayıp, hazret-i Ömer?in ?radıyallahü teâlâ anh? huzûruna da?vâyı halletmesi için geldiler. Yehûdî, mâcerâ ve da?vâyı hazret-i Resûlullahın huzûruna varıp, Resûlullah hazretlerinin kendisine hükm eylediğini, münâfıkın ise buna râzı olmadığını anlatdı. Hazret-i Ömer ?radıyallahü anh? o münâfıkdan, anlaşmazlığı süâl buyurdular ki, bu yehûdînin anlatdığı gibi midir. Münâfık, evet, öyledir. Ammâ ben Peygamberin hükmüne râzı olmayıp, geldim ki, sen hükm edesin, dedi. Hazret-i Ömer ?radıyallahü anh? buyurdu: Siz yerinizde durunuz. Gelip, sizin için hükm edeceğim. Varıp, evlerinden kılıncını aldı. Geldi ve münâfıkın boynunu vurdu. Buyurdu ki: Allahü teâlânın ve Resûlünün hükmüne râzı olmıyan kimseye ben böyle hükm eylerim. O vakt, Cebrâîl aleyhissalâtü vesselâm âyet ile gelip, hazret-i Ömere ?radıyallahü anh? hak ile bâtıl arasını ayırt etdi demek olan Fârûk tesmiye olundu. (Bu lakap verildi.) Âyet-i kerîme budur: (Şu kimseleri görmezmisin, sana ve senden öncekilere indirilen kitâblara inandıklarını zan ederler. Muhâkeme olunmak için tâgûta (Ka?b bin Eşrefe) gitmek isterler..) (Nisâ sûresi 59.cu âyet-i kerîme meâli.) Tâgûtdan murâd Ka?b bin Eşrefdir. Kezâ, Tefsîr-i Kâdî Beydâvîde şu şi?r yazılıdır.
İkinci sevgili Ömer-i âdil,
Bâtılı mahv edici, doğrunun koruyucusu.
Hakkı bâtıldan ayırmış idi Fârûk,
Sancağının ucu ermişdi ayyûka.
Müslüman olması
İkinci Menâkıb: Hazret-i Ömer?in İslam?a geliş sebebini anlatır: Rivâyet edilir ki, bir Perşembe gecesi, Habîb-i ekrem ?sallallahü aleyhi ve sellem?, Ömer ?radıyallahü anh? hakkında düâ etti. Düâsı kabûl oldu. Buyurdular ki, (Yâ Rabbî! Şu iki kişiden hangisi sana sevgili ise dîn-i İslâm?ı onun ile azîz eyle. Ömer bin Hattâb veyâ Amr bin Hişâm.) Ertesi gün, Kureyş?in büyükleri Harem?de toplandılar. İşbu Ebû Tâlibin yetîmi Muhammed Mustafâ ?sallallahü aleyhi ve sellem? zuhûr edip, âbâ ve ecdâdımızın dînini ibtâl etti. Putlarımız için, fâide ve zarar vermez diye kötüledi. Gayretine dokunmuyor mu ki, yâ Ömer, bu denli kudret ve heybetin, izzet ve satvetin var iken, putlara yardım etmeyi, onu öldürmeyi düşünmüyor musun, diye tahrîk etdiler. Hazret-i Ömer?in câhiliyye damarı kalkdı. Sonu kötü olan bir gayretle, kılıncını takındı. Resûlullah ?sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem? hazretlerini öldürmeğe giderken, Benî Zühreden Nu?aym ?radıyallahü anh? hazretlerine rastladı. Yâ Ömer, nereye gidersin dedikde, cevâb verip, şu Kureyşin büyüklerine ahmak diyen ve putlarımıza bâtıl diyen, Muhammed?i katl etmeğe gidiyorum, dedi. Nu?aym ?radıyallahü anh? dedi ki, yâ Ömer! Hayret edilecek bir işe yeltenirsin. Başa çıkamıyacağın sevdâya düşmüşsün. Eğer bu işi başarırsan, Benî Hâşim ve Benî Zühre seni sağ koyacaklarını mı sanıyorsun. Yürü var, işine git, deyince, Ömer ?radıyallahü qanh? dedi ki, yâ Nu?aym! Yoksa sende mi, Muhammed?in dînine girdin. Eğer öyle ise, evvelâ seni katl edeyim. Nu?aym hazretleri dedi: Muhammed?in dînine sâdece ben mi girdim, sanırsın. Kız kardeşin ve enişten de girmişlerdir. Ömer, bu haberi işitince, gadabı dahâ fazla olup, nereden ma?lûm onların müslimân oldukları, dedi. Nu?aym dedi: Eğer inanmaz isen, kız kardeşinin evine var. Bir koyunu kendi elin ile boğazla, pişirsinler. Onlar senin boğazladığın koyunu yemezler ise, o zaman bilmiş olasın ki, onlar İslâm dînine girmişlerdir.