İnsanların huzurunun maneviyatla beslenmekle mümkün olabileceğini bildiren Din Bir Der Genel Başkanı Abdullah Arslan, insanların dünyada bulunuş gayelerinin öncelikle kendisini yaratana kulak vazifesini yerine getirmek olduğunu kaydederek, "Şahsın ve toplumun huzuru ve saadeti maddi ve manevi kalkınma ile mümkündür" dedi.
Gazetemize yazılı bir açıklamada bulunan Arslan, İnsanların yaratılış gayesine dikkat çekti. İnsanların bu dünyada bulunmasının yegâne gayesinin kendisini yaratana kulluk vazifesini yerine getirmek olduğunu dile getiren Arslan, "Bu asıl gaye unutulduğu, Allah‘tan başkasına kulluk yapıldığı takdirde insanın ve toplumun huzurlu yaşaması mümkün değildir. Zira huzuru ve saadeti de yaratan Mevla‘dır. O, huzur ve saadet vermese kim huzurlu ve saadetli olur ki? Fertlerin ve toplumların huzuru, saadeti son din olan İslam‘ın yaşanmasıyla mümkün olur. İslamsız saadet ve huzur olmaz. Şahsın ve toplumun huzuru ve saadeti maddi ve manevi kalkınma ile mümkündür" şeklinde açıklamada bulundu.
Bugün bütün dünya da insanların ve toplumların kendilerini yaratanın dışında kişi ve nesnelere kulluk ettiğine dikkat çeken Abdullah Arslan, toplumların ve nesillerin devlet yöneticilerinin düşüncesi, felsefesi ve sistemlerine göre şekillendiğini söyledi. İnsanın hem akıl, hem de nefis sahibi varlıklar olduğunu belirten Abdullah Arslan, bu varlığın aklını yaratılış gayesi doğrultusunda kullandığı takdirde, yani İslam‘a göre kullanırsa takdirde melekleştiğini, aynı insanın aklını nefsinin İslam‘a uygun olmayan arzuları doğrultusunda, İslam‘a aykırı isteklerine kullanırsa hayvanlaştığını, hatta hayvandan da dana aşağı bir duruma düştüğünü kaydetti. Hayvanlaşmış veya hayvandan da aşağı bir duruma düşmüş bir insanın huzur ve saadet ehli olmasının imkânsız olduğunu belirten Arslan, "Huzurlu ve saadetli toplumlar, buna sahip insanlardan teşekkül eder. Bunun sağlanabilmesi için insanların İslam fıtratı üzere yaşaması, kendisini yaratan Rabbinin emrettiklerini yapması, yasakladıklarından ise uzak durması gerekir. Elbette bu tip insan yetiştirebilmenin yolu ise devletlerin yöneticileri ile doğrudan bağlantılıdır. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır: ‘İnsanlar yöneticilerinin dini üzeredir.‘ Bugün bütün dünyada insanlar ve toplumlar kendilerini yaratanın yaratılış gayesinden saparak kişi ve nesnelere kulluk ettiklerini hep birlikte görüyoruz" dedi.