Yemen’de uzun yıllardır devam eden siyasi ve askeri mücadelenin başlıca aktörlerinden biri olan Husiler, Ensarullah adıyla da bilinen Yemen merkezli bir hareket. 1990’larda ülkenin kuzeyindeki Sada bölgesinde ortaya çıkan yapı, 2014’te başkent Sana’nın kontrolünü ele geçirdi. Husilerin kontrol alanı 2026’daki yeni çatışmalarla Kızıldeniz kıyısında genişlerken Yemen’deki savaş yeniden yoğunlaştı.
Husiler kimdir?
Husiler, Yemen merkezli siyasi ve silahlı bir harekettir. Hareket Ensarullah adıyla da biliniyor.
Adını hareketin ilk dönemindeki liderlerinden Hüseyin Bedreddin el-Husi’den alan yapı, 1990’lı yıllarda Yemen’in kuzeyindeki Sada bölgesinde gelişti.
Hareketin ilk döneminde Yemen’deki Zeydi topluluğunun dini, sosyal ve siyasi konumuna ilişkin talepler öne çıkarken, ilerleyen yıllarda merkezi yönetimle yaşanan çatışmalar hareketi Yemen siyasetinin ve iç savaşının temel aktörlerinden biri haline getirdi.
Husiler hangi ülkede?
Husiler ayrı bir ülke veya millet değil. Hareketin merkezi Yemen.
Husilerin siyasi tabanı, yönetim yapısı ve silahlı güçleri ağırlıklı olarak Yemen’de bulunuyor. Birleşmiş Milletler de Sana’daki yönetimden söz ederken “Husi fiilî makamları” ifadesini kullanıyor.
Dolayısıyla “Husiler hangi ülkede?” sorusunun yanıtı Yemen olarak verilebilir.
Husiler nerede yaşıyor?
Husilerin tarihsel merkezi Yemen’in kuzeyindeki Sada vilayeti. Ancak hareketin kontrolü yalnızca bu bölgeyle sınırlı değil.
Husiler 2014 yılında başkent Sana’yı ele geçirdi. 2026 itibarıyla Sana halen Husi fiilî yönetiminin kontrolünde bulunuyor.
Eylül 2026’daki çatışmalarda Husi güçleri Kızıldeniz kıyısında yeni bölgeler ele geçirerek stratejik Babülmendep Boğazı yönünde ilerledi.
Husilerin lideri kim?
Husilerin lideri Abdülmelik el-Husi.
Hareketin ilk dönemindeki önemli ismi Hüseyin Bedreddin el-Husi’nin ardından kardeşi Abdülmelik el-Husi hareketin liderliğini üstlendi.
Abdülmelik el-Husi döneminde hareket, Yemen’deki yerel bir güç olmaktan çıkarak ülkenin başkentini ve geniş bölgelerini kontrol eden siyasi ve askeri aktörlerden biri haline geldi.
Husiler Sana'yı ne zaman ele geçirdi?
Husiler 2014 yılında Yemen’in başkenti Sana’nın kontrolünü ele geçirdi.
Bu gelişmenin ardından Yemen’deki siyasi kriz daha geniş çaplı bir savaşa dönüştü. 2015 yılında Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetini desteklemek amacıyla askeri müdahaleye başladı.
Birleşmiş Milletler kaynakları 2026’da da Sana’yı Husi güçlerinin kontrol ettiği bölge olarak tanımlıyor.
Husiler Yemen'in ne kadarını kontrol ediyor?
Husilerin kontrolündeki bölgeler Yemen’in kuzeyi, kuzeybatısı ve Kızıldeniz kıyısındaki önemli alanları kapsıyor.
2026’nın eylül ayında çatışmaların yeniden yoğunlaşmasıyla Husi güçleri Kızıldeniz kıyısında ilerledi. Reuters’ın 10 Eylül tarihli haberine göre güçler stratejik Mocha kentini ele geçirerek Babülmendep yönünde ilerleme kaydetti.
Yemen’in diğer bölgelerinde ise uluslararası alanda tanınan hükümet ve farklı yerel siyasi ve silahlı yapılar etkili.
Husiler Şii mi?
Husilerin ortaya çıktığı toplumsal ve dini çevrenin temelinde Zeydilik bulunuyor.
Zeydilik, Şii İslam içerisindeki mezheplerden biri olarak kabul ediliyor. Yemen’in özellikle kuzey bölgelerinde uzun bir geçmişe sahip.
Ancak Yemen’deki mevcut çatışmayı yalnızca mezhep farklılığı üzerinden açıklamak yeterli değil; siyasi iktidar, devlet yapısı, bölgesel güç mücadelesi ve dış aktörlerin müdahaleleri de savaşın gelişiminde etkili oldu.
Husilerin İran ile bağlantısı ne?
Husiler İran ile yakın ilişkilere sahip bir hareket olarak tanımlanıyor. Reuters, güncel haberlerinde grubu İran destekli veya İran’la bağlantılı bir yapı olarak nitelendiriyor.
İran’ın Husilere verdiği desteğin kapsamı uzun süredir uluslararası tartışmaların konusu. Suudi Arabistan ve bazı Batılı ülkeler Tahran’ın silah ve askeri destek sağladığını savunuyor.
Birleşmiş Milletlerin Temmuz 2026’daki Yemen değerlendirmesinde de İran ile Husi yönetimi arasındaki temaslara ilişkin gelişmeler gündeme getirildi.
Husiler Kızıldeniz'de neden önemli?
Kızıldeniz, dünya deniz ticaretinin önemli güzergâhlarından biri. Özellikle Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasında geçiş sağlıyor.
Boğaz yaklaşık 18 mil genişliğinde ve petrol ile diğer ticari yüklerin Asya-Avrupa hattındaki geçiş noktalarından biri. Reuters’ın güncel değerlendirmesine göre dünya petrol üretiminin yaklaşık yüzde 7’sine karşılık gelen miktar bu güzergâhla bağlantılı deniz taşımacılığından geçiyor.
Husilerin Yemen’in Kızıldeniz kıyısındaki varlığı bu nedenle yalnızca Yemen’deki iç savaş açısından değil, uluslararası deniz taşımacılığı açısından da önem taşıyor.
Husiler neden gemilere saldırıyor?
Husiler, 2023’ün sonlarından itibaren Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki gemilere yönelik saldırılarını Gazze’deki Filistinlilere destek gerekçesiyle başlattıklarını duyurdu.
Füze ve insansız hava araçlarının kullanıldığı saldırılar uluslararası deniz taşımacılığını etkiledi ve bazı şirketlerin gemilerini Afrika’nın güneyinden dolaştırmasına yol açtı.
2026’da bölgesel gerilimin yeniden yükselmesiyle Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep çevresindeki askeri faaliyetleri tekrar uluslararası gündemin önemli başlıklarından biri haline geldi.
Yemen'de savaş devam ediyor mu?
Yemen’de 2022’de Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda sağlanan ateşkes sonrasında geniş çaplı çatışmaların yoğunluğu önemli ölçüde azalmıştı. Ancak kalıcı siyasi çözüm sağlanamadı.
Eylül 2026 itibarıyla çatışmalar yeniden şiddetlendi. Birleşmiş Milletler verilerine göre son çatışmalar nedeniyle 100 binden fazla kişi ülke içinde yerinden edildi.
BM, kalıcı çözüm için Yemenlilerin öncülüğünde kapsayıcı ve müzakereye dayalı bir siyasi sürecin gerekli olduğunu vurguluyor.
Yemen'deki insani durum nasıl?
Yıllardır devam eden savaş Yemen’de ağır bir insani krize neden oldu.
Birleşmiş Milletlerin Haziran 2026 raporuna göre Yemen’de 21 milyondan fazla kişinin insani yardıma ihtiyaç duyması, yaklaşık 18,3 milyon kişinin ise akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalması bekleniyor. Beş yaşından küçük yaklaşık 2,2 milyon çocuk akut yetersiz beslenmeden etkileniyor.
Son çatışmalar nedeniyle yaşanan yeni göç hareketleri de mevcut insani koşullar üzerindeki baskıyı artırdı.





