Yaklaşık 1,5 yıl önce, bir bayram günü ortadan kaybolmuşlardı. Arkalarında, iki çift gözü yaşlı ve anne-baba ile vicdanları kahreden koskoca bir türkiye bırakarak...
Emniyet, titiz bir araştırmayla nihayet ‘katile‘ ulaştı. İtirafından da o üç ‘sabi‘nin cebinde topladıkları bayram şekeri olan elbiselerine sarılı o küçük kemiklerine caninin anlattıkları neticesinde ulaştılar. Caninin anlattıkları gerçekten insanın kanını donduruyor, dehşete düşürüyor, tüylerini, diken diken ediyor. Aynı yaşlardaki, kendi kızımı düşünüyorum, ürperiyorum. Bir anda ‘kor‘ düşüyor yüreğime. İliklerime kadar hissediyorum, acıyı. İnsanın kalbi duracakmış gibi oluyor.
Yüreklerdeki yangın, nasıl sönecek?
"Allah, anne-babalarına sabır yağdırsın‘ demekten, başka ne gelir elden. Nasıl? Evet, adına insan denilen bir varlık, nasıl yapabilir bunu? Aslında, cevabı da oldukça ürkütücü bir soru. İnsan değil, insani hiç değil. Hatta birçok açıdan, hayvani bile değil. Olsa olsa şeytanidir bu, bir cinnet, halidir. Pedofil (sübyancı) kişilikli ‘cani‘ şimdi adaletin kollarında. Peki, ne tür bir ceza alacak? Yüreklerdeki yangın, nasıl sönecek? Bu psikoseksüel adam, hunhar ruh, üç dünya tatlısı yavrunun hayatına kastetmenin bedelini nasıl ödeyecek? Herkesin ilk aklına gelen ve ‘hakkaniyete‘ en uygun ceza İdam... Hatta mümkünse, üç kere idam! Dünyaya ibret olacak şekilde, Taksim‘de veya Kızılay‘da da infaz edilmeli ki, bir daha, bu tür bir sapkınlığa kimse tevessül etmesin. Yasalarımızda ‘idam‘ diye, bir cezai müeyyide yok. En ağır ceza, ‘ağırlaştırılmış müebbet hapis‘. Hukuk, toplumun genel vicdanıdır. 72 milyonun vicdanı da; yargının, meri kanunlara göre vereceği ‘idam‘ dışındaki bir cezayı ‘hak‘ görmeyecektir.
Birkaç söz
Yüzlerinden düşen bin parçadır
Bazı insanlar vardır olaylara olumsuz tarafından bakmayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Her şey yolunda giderken, küçük bir aksaklık olsa dünya başlarına yıkılmış gibi davranırlar. Yüzlerinden düşen bin parçadır, dünyanın en dertli insanı benim derler ve hayatlarındaki iyi şeyleri görmezler. Oysa Rabbim bizlere sayısız güzellikler sayısız nimetler vermiştir. Onları görmemek nankörlük olur.