Türk ekonomisinin yapısal sorunları giderek bir kısır döngüye dönüşüyor. Dövizdeki artış, altın fiyatlarındaki yükseliş, elektrik ve doğalgaza yapılan zamlar, ithalata dayalı olarak artan ihracat, et fiyatlarındaki fahiş durum Türkiye‘nin ekonomik durumunu sorgulatır hale getiriyor. Özellikle enerji konusunda dışa bağımlılığı her geçen daha da artan Türkiye‘nin bu gidişe dur demeyerek mevcut durumu kabullenmesi ekonomiyi içinden çıkılamaz bir hale getiriyor.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün TBMM‘nin açılışında yaptığı konuşmada değindiği "Bir dolarlık ihracat yapabilmemiz için 82 sentlik ithalat yapmak durumundayız." sözü Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarını gündeme getirdi. Israrla finansal sistemin kırılgan olmadığı ve muhtemel bir krizden etkilenmeyeceğimiz söylense de, dışa bağımlı büyüme ve yüksek cari açık gibi yapısal sorunlar, ekonominin kara deliği olarak görünüyor. Bir diğer önemli sorun da tasarruf eğiliminin düşük olması. Bu durum tüketime dayalı bir büyüme portresini tamamlıyor. Ayrıca, giderek kabaran enerji faturası da Türkiye‘yi zora sokan bir diğer konu. Enerji açığını karşılamak içim yapılan petrol ithalatı büyük boyutlara ulaşmış durumda.
İthalata dayalı büyüme dışa bağımlı kılıyor
Cari açıkla birlikte az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin bir diğer önemli yapısal sorunu olan sermaye yetersizliğini dışarıdan sağladığı finansmanla çözen Türkiye, uzun bir süre düşük kur-yüksek faiz politikası uyguladı. Dünya çapındaki spekülatif sermayeyi, yani sıcak parayı yüksek faizle ülkemize çeken bu politika, cari açığı bugüne kadar finanse etti. Bu da, ithalatı körükledi ve öte taraftan da dış ticaret açığını arttırdı. Bu kısır döngüye sebep olan yüksek ithalat giderleri, artan kurla birlikte düşerken, öte taraftan ise ihracat yapmak için gerekli olan hammaddenin ithalini de zora sokmakta. Bu da, yeni bir kısır döngü demek. İthalata dayalı bir büyüme modeliyle yüksek büyüme rakamlarına ulaşan Türkiye, iç piyasada yeni istihdam oluşturamadığı için büyüme rakamlarıyla doğru orantılı bir istihdam artışı sağlayamıyor. Mevcut sistem, borçların ötelenmesi ve yeni borçlarla eski açıkların kapatılmasına dayalı görünüyor.
Enerji faturası kabarıyor
Türk ekonomisinin dışa bağımlı olduğu en önemli alan olan enerji, toplam ithalatın yüzde 21‘ini oluşturuyor. Her sene enerji faturası daha da kabaran Türkiye, geçtiğimiz günlerde elektrik ve doğalgaza yapılan zamlarla bu acı gerçeği tekrar hatırladı. Doğalgaza yüzde 12,2 ile 14,3 arasında, elektriğe de yüzde 9,57 oranında zam yapıldı. Uzmanlara göre ise, bu zamlar sadece birer başlangıç. Çünkü, hem enerji fiyatları, hem de döviz kuru arttı ve bunun yansıması da Türkiye‘nin enerji faturasını kabartacak. Bu arada, ithal edilen doğalgazın yüzde 55‘inin elektrik üretiminde kullanılması da, ister istemez doğalgaza gelen zamların elektrik fiyatlarını da tetiklemesine sebep oluyor. Benzinde de hali hazırda dünyanın en pahalısı unvanını elinde bulunduran Türkiye, 2011‘in ilk 8 ayında enerjiye yüzde 42,5 daha fazla para ödedi. Özellikle, dövizdeki artışla birlikte yıl sonuna kadar bu faturanın daha da kabarması bekleniyor. Dünya gazetesinin yaptığı hesaba göre, ilk 8 ayda 34 milyar dolar olan enerji ithalatı, yıl sonuna kadar 55 milyar doları bulacak.