Her inanan erkek ve hanım, kendi haklarına sahip çıkmalı ve vazifelerine de Kur‘an ve Sünnetteki uygulama örneklerinde olduğu gibi uymalıdır. Zira bu uyma; iman - teslim olma, emir ve yasaklara uymamızın kesin bir gereğidir. Hakkını almak isteyen ne kadar masumsa, vazifesini yapmayan da o kadar sorumlu ve mesuliyet yüklenmeyi üstlenmiş olur. Bir hanım, ahlakı kaidelere daha çok dikkat etmelidir. Bu husus, hem kendisi için hem de muhatapları için daha uygundur. Hem kendi günahtan korunur hem de muhatapları korunmuş olur.
Bir hanım, eşinin (salih olan) Kur‘an, sünnet ve mensup olduğu mezhebinin uygulamalarına aykırı olmayan bütün emir ve isteklerine itaat etmekle mükelleftir. Sebebi ise, aile reisi olarak evin her ihtiyacını temin etmekle sorumlu olunca, kontrol ve uygun hareket etmesini eşinden ister ve bekler. Allah Teâlâ, Nisa Suresi 34. Ayette: "Erkekler, hanımlar üzerinde hâkimdirler (ailenin reisi ve efendisidir) O sebeple ki, Allah, onlardan kimi erkekleri kiminden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (hanımlara) nafakalarını temin ederler" buyurmuştur. Bu sebepler eşine itaati hem dini hem de insani yönden hanımı mecbur eder.
Hepimizin bildiği bu üstünlük, takva bakımından olan üstünlük değildir! Allah Teâlâ, Hucurat Suresi 13. Ayette: "Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden (hanımdan) yarattık. (birbirinizi anlayasınız) sizi, kabilelere, milletlere ayırdık. Şüphesiz Allah katında en değerli olanınız, takvada en ileri olanınızdır. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeyden en iyi haberdar olandır" buyurmaktadır.
Bu ayet-i kerimeler gösteriyor ki, erkekler ve hanımların vazife ve taksimleri, Allah tarafından tayin ve tespit edilmiştir. Bu taksim ve tayine hiçbir kuvvetin müdahale hakkı yoktur. Erkekler, nikâh sebebiyle hanımlarının her türlü maddi ve manevi haklarını temin etme ve korumakla yükümlü olunca, hanım da eşinin emrine (saliha ise) uyar ve uymak zorundadır.
İslam‘da itaatin sırası
Hanım, eşinden mihrini peşin aldı ise ve alma garantisi var ise eşinin evine gider ve ona tabi olur. Ona itaat eder. İtaatin sırasını, fıkıh ve ahlak âlimleri şöyle tespit etmişlerdir:
İnsan ve kul olarak
1) Allah Teâlâ
2) Hz. Peygamber (sav)
3) Anne - baba
4) Hürmet ve sevgiye layık olan diğer insanlar
5) Diğer canlılar ve tabiat
Nikâh akdinden sonra (Evlilik yaptıktan sonra eş olarak)
1) Allah Teâlâ
2) Hz. Peygamber (sav)
3) Evlendiği eşi
Zira eşin eşine itaati, mecburidir. Cenab-ı Hak, Nisa Suresi 34. Ayetin devamında: "... Onun için iyi kadınlar itaatkârdır. Allah, onları muhafaza altına almakla (kocalarının himayesine vermekle) onlar da (hanımlar da) gaybı muhafaza (kocalarının olmadığı zamanlarda) ırzlarını, mallarını aynı zamanda kendi eğitim vazifelerini hakkıyla yerine getirirler. (korurlar)" buyurduğunu unutmamak lazımdır.
Bu ayette Cenab-ı Hak, itaat eden saliha hanımları övmüş, inşallah rızasına kavuşturmuştur.
Sorumluluğun sınırları
Bir hanımın eşine en hassas ölçülerde uyduğunun, onu dinlediğinin ispatı hiç şüphesiz namus ve şerefini korumasıyla ortaya koyar. Bu hususu nasıl sağlar?
1) Hiç unutulmaması gerekenin Kuran, sünnet ve mensup olduğu mezhebin dairesinden çıkmamak, kendine ait zarureti diniyesiyle farz ilimleri öğrenmesi ve uygulamasıyla olacağına inanmasıyla sağlar. Aksini iddia sahih değildir.
2) Evden izinsiz çıkmamalı
3) Eve izinsiz, ister kadın ister erkek misafir almamalı, (mahrem değilse) [mahrem nikâhı düşmeyen demektir.]
4) Beyinin her şeyi, hanımına emanettir. Emanete ihanet caiz değildir.
5) Bir hadiste: "Hepiniz çobansınız ve sürünüzden mesulsünüz, hanım da evin çobanıdır. Eşinin evi ve ehlinden sorumludur." [Buhari, Müslim]
Hz. Hatice, Efendimizi teskin ediyor!
Hanım bakışları ve her türlü hareketleri ile mutlaka eşini mutlu etmeli, üzmemelidir. Bu hususlar iyi tespit edilmelidir. Hz. Peygamber (sav) evine geldiğinde, hanımlarının üzüntülerini yüzlerinde anlardı. Hanımları da Hz. Peygamber‘in, üzüntülü olduğunu anladıkları çok defa, efendimize çok hassas davranırlardı. Vahyin ilk devrelerinde Hz. Hatice, Hz. Peygamber (sav)‘ı teskin etmiş ve "Sen hiç kimseyi üzmedin, sen de üzülmezsin" diyerek gönlünü hoş tutmaya çalıştığı belirtilmiştir. Belirtilmiş olduğu bilinmektedir. Yüzlerinden anladıkları zaman ya Resûlullah bugün sizde bir hal var paylaşalım yardımcı olalım cümleleri ile Resulullah‘ı ve Resulullah‘ın da onları rahatlatmasını karşılıklı sağlıyorlardı.




