Bilim kurguyla randevu

Bilim kurguyla randevu

OSMAN GÖRÜKOĞLU

Dünya her bakımdan büyük bir hızla değişiyor. Küresel ısınma, büyük buz dağlarının erimesi, mevsimler değişiyor. Bir günde (11 Eylül mesela) terörizmin başı çektiği savaşlar patlak veriyor. Olmaz denilen ne varsa (uçakların keskin pikelerle gökdelenlere girmesi ve devasa gökdelenlerin birkaç saniye de yıkılması mesela) oluveriyor. Yeni yüzyılın dünya düzeni insanları çok hızlı olmaya zorluyor neredeyse. Bu hızlı sirkülasyonda ?yavaş olmak gibi bir fiile yer yok artık. Dünya var olduğundan beri olagelen  doğal seleksiyon artık güçsüz olanı değil yavaş kalanı da yok ediyor. Bütün bu olanlar yalnızca doğal ortamı veya meydana gelen savaşların oluşum şeklini etkilemiyor tabii. İnsanoğlunun düşünce yapısını da etkiliyor. Milenyum yüzyılı olarak adlandırılan yüzyılımızın insanları da milenyum. Doğal ortamları, yaşayış şekilleri, iş yapma biçimleri, rüyaları, hayalleri, yapılmakta olan her şey hızla ilerleyen milenyum çağının etkisinde artık.

Hızla değişen dünyanın  etkilediği alanlar sadece ekolojik sistem veya terörün başı çektiği (baş rolde oynadığı) savaşlar değil. Sanat da fazlasıyla etkileniyor bütün bu olanlardan. Sanat dalları içinde ilk akla gelen sinema, görsel işitsel, duyusal anlamda birçok duyu organımıza hitap ettiği için, başı çekenlerden. Yüzyılı geçen sinema tarihinin ilk yıllarına gittiğimizde bile fantastik drakula filmlerinden, bilimkurgusal uzay yolu filmlerine kadar insanların hızla değişen dünya düzeni içerisinde hayal güçlerinin, dünyada olup bitenlerin önünde gelişebilecek şekilde, nasıl da hep bir adım ileride olduğunu yazabiliriz rahatlıkla. Günümüzde Metriks, Harry Potter ve Yüzüklerin Efendisi gibi seri çekilmiş filmlerle devam ettiriliyor sinemanın büyüsü.  Bir de bu sinema başyapıtlarının (Metriks hariç)  edebiyat uyarlamaları olduğunu düşünürsek asıl işimiz olan edebiyat ve bilimkurgu, fantastik hikayeler üzerine insanların bunlardan nasıl etkilendiği üzerine, yazmaya başlayabiliriz. 

İsmail Ünver in Kurban SA isimli Alkis yayınları tarafından yayınlanan dördüncü kitabı  son dönemde yazılan fantastik-bilimkurgusal romanların arasında yerini alanlardan. Kurban SA İsmail Ünver in bundan önceki romanlarında olduğu gibi (Anıtkabir Soygunu mesela) son derece hızlı akıp giden, sürükleyici, şaşırtıcı, olmaz denilenin olabilirliği üzerine kurgulanmış ve tabii ki okuyanda sanki romanda yazılan olaylar gerçekten olmuş veya olacakmış hissi uyandıran bir roman. Kurban Sa da Türkiye nin yakın tarihine her bakımdan damgasını vurmuş ünlü iş adamı merhum Sakıp Sabancı nın çevresine gelişiyor olaylar. Roman "Günümüzden Binlerce Yıl Önce" başlıklı ilk bölümle başlıyor. Arkadan gelen "19. Yüzyıl?" ve "1990 lı Yıllar" bölümleriyle ilk üç bölüm tamamlanmış oluyor ve romanın iskeletini oluşturan kurgu ortaya çıkmış oluyor. Sibirya dan Orta Asya ya, Cumhuriyet Türkiye sinden Selçuklu ve Osmanlıya uzanan, başını Sakıp Ağa nın çektiği nefes kesen bir hikayenin ortasında buluyor kendini okuyucu. Bir ucu Hafız Esad ve Abdullah Öcalan a, diğer ucu Amerika nın ekonomik çıkarlarına dayanan şantaj, cinayet, tehditle örülü olaylar zinciri arka arkaya geliyor. Her bölüm bir sonraki bölümde neler olacak acaba merakıyla bitiyor. Ve olaylar silsilesi eşliğinde sürüklenip giderken aslında hangi zaman diliminde, hangi çağda, nerede yaşadığınızı unutup romana kendinizi kaptırıyorsunuz.

Roman diliyle ve kurgusuyla her yeni sayfada öyle bir akıcılık kazanıyor ki  okuyucunun hayal gücü yerini büyük bir gerçeklik duygusuna bırakıyor. Bunun en önemli sebebi olarak romanın tamamen yaşanmış tarihi gerçeklerin, yaşamış tarihi isimlerin ışığında yazılmış olması. Yazar gerçek tarih ve bu tarihi yazan gerçek isimleri bilerek kullanmış. İsmail Ünver belki de hızlı bir tempoyla akan romanda okuyucuyu da bu tarihi olayların içine çekip, okuyucunun da romanla birlikte nefes alıp vermesini sağlamak istedi ve bunu büyük ölçüde başarmışa benziyor. Çünkü ortaya usta bir kalem tarafından yazıldığı belli olan bitirmeden bırakmak istemeyeceğiniz bir roman çıkmış. Bilimkurgunun sınır tanımaz macera tekniklerinden sonuna kadar ve ustaca faydalanmış Ünver. Bir kere Türkiye nin yakın tarihine damgasını vurmuş ve hala konuşulup uluslararası çevreler tarafından da tartışılmaya devam eden Özdemir Sabancı cinayeti romanın kurgusu için kullanılmış romanı alıp sürükleyen önemli bir faktörlerden.

Şunu peşinen yazmak gerekir: İsmail Ünver hayal gücü yüksek, dili anlaşılabilir, romanlarını sınırsız zaman dilimlerinde yazmayı seven bir yazar. Teknoloji sınır tanımıyor artık. Bilgisayar hızla yapıp bitirmemiz gereken işlerde oturduğumuz yerde elimiz ayağımız olurken, internetle birlikte dünya küçük odamızın içine bile sığabiliyor. Böylece hayallerimiz de aynı Uzay Yolu filminde insanların ışınlanarak boyut değiştirdiği gibi boyut değiştirmeye başlıyor.

Fantastik ve bilimkurgu insanoğlunun hayal gücünün nasıl inanılmaz şekilde işlediği, bu konularla ilgili yazılagelenlerin olabilirliği üzerinde düşünürken okuyanın hayal gücünün nasıl da genişleyebileceği artık kabul edilen bir gerçek. Son dönemlerde bu konular üzerine yazılan ve basılan kitapların çok sattığı gerçeği hızla değişen dünya düzeninin bir uzantısı. 

Hayallerin sınırı yoktur. Hayal etmek, bir kitapçıya gidip bilimkurgusal veya fantastik bir roman alıp okumak, hızlı olmak adına hengamenin gün geçtikçe arttığı dünyamızda insanlığın ruhunu yatıştıran yegane etmenlerden. Fantastik ve bilimkurgusal romanlar, hikayeler, öyküler, ninelerimizin anlattığı gülyabaniler, cinli perili masallar, doğunu mistik masalları, anlatıla gelen acayip büyü hikayeleri ve daha neler neler? Okuyucusunu bekliyor kitapçı raflarında.

23 Oca 2006 - 22:44 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?