Fatin Rüştü Zorlu kimdir? Nerede yaşadı? Neden idam edildi?

1960 askeri darbesinin ardından vefasızca idam edilen Fatin Rüştü Zorlu 6 yıllık siyasi hayatından Türkiye'de az görülen başarılara imza atmış ve Kıbrıs'ın isimsiz kahramanlarından olmuştur.

Babası II. Abdülhamid devri Mirlivası İbrahim Rüştü Bey olan Fatin Rüştü Zorlu'nın annesi ise Hatice Güzide Hanım’dır

Ailenin en küçük çocukları olarak 20.04.1910 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiştir.

 Çocukluk ve gençlik yıllarını Osmanlı Devleti’nin parçalanma sürecinde geçirdi.

Ülkenin savaştan savaşa sürüklendiği bu devirde Zorlu şahsiyeti, devletini ve milletini seven önemli bir “Devlet Adamı” olarak tebarüz etmiştir.

Eğitim hayatı süresince Galatasaray Lisesi’ni bitirmiş, Cenevre’de Hukuk, Paris’te de Siyasal Bilgiler eğitimi almıştı.

İyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmesi 1932’de Dışişleri Bakanlığı’na memur olarak girmesi ve hızla yükselmesini sağladı.

EVLİLİĞİ

Zorlu 30 Ağustos 1934’te Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk Dışişleri Bakanı olan Tevfik Rüştü Aras’ın kızı Emel Hanım’la evlendi.

Bir yıllık askerlik görevinin ardından mesleğine Hariciyenin Siyasi Daire’sinde devam etti.

 İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle Hatay meselesi ve Montreux Konferansı’na konu olan Boğazlar meselesi nedeniyle 22 Haziran-20 Temmuz 1936’da Montreux’de toplanan milletler arası Konferansa büyükelçilik sekreteri olarak katıldı.

Fatin Rüştü Zorlu, buradaki başarılı çalışmasıyla dikkat çekmiş ve büyük görmüştü.

Montreux’de Türk Heyeti, Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak, kontrolün Türkiye’ye devredilmesi ve Marmara ve Ege adalarının silahtan arındırılmasını kabul ettirmiştir.

 Öte yandan Zorlu, bir takdirname de yukarıda değinilen ve 26 Ocak-29 Mayıs 1937 tarihleri arasında Cenevre’de gerçekleştirilen Hatay Meselesi görüşmeleri sırasında almıştır.

Zorlu, Menderes tarafından 1954 seçimlerinin hemen ardından Kıbrıs sorunuyla ilgilenmek üzere görevlendirildi ve bu konuda Türkiye'ye büyük katkılar sağladı.

"Bizim Kıbrıs diye bir meselemiz yoktur." diyen dönemin Dışişleri Bakanı Fuad Köprülü'nün aksine Başbakan Yardımcısı Zorlu, Kıbrıs adasının tekrar kazanılması için büyük bir gayret gösterdi.

Kıbrıs konusunu incelemek ve politika belirlemek için bir komisyon kuran Zorlu, Kıbrıs'ın Türkiye ile olan bağlarını ortaya koyan belgeleri bir araya getirerek "Beyaz Kitap"ı hazırladı.

Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki haklılığının tüm dünyaya anlatılması için önemli bir kaynak olan kitap, İngilizce ve Fransızca'ya çevrilerek yabancı temsilciliklere dağıtıldı.

Kıbrıs halkına büyük destek veren Zorlu, 1958 yılında Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanmasını hedefleyen silahlı örgüt EOKA'nın faaliyetlerine karşı Türk Mukavemet Teşkilatının kurulmasında önemli rol oynadı.

Bu mücadele, Londra ve Zürih Anlaşmalarının imzalanması, Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki haklarının hukuki olarak garanti altına alınmasıyla sonuçlandı. Zorlu, Türkiye'yi, Kıbrıs Türk halkının ve yeni kurulacak Kıbrıs devletinin üç garantör devletinden biri olmasını sağladı.

Dönemin Yunan Dışişleri Bakanı Evangelos Averof, 5 Aralık 1958'te Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yapılan Kıbrıs görüşmelerini yıllar sonra 1984 yılında, "Davayı kaybettik, Zorlu kazandı. Kıbrıs'ın bağımsızlığa kavuşturulmasından başka çıkar yol olmadığı üzerinde mutabık kaldık." diye anlatmıştı.

6-7 EYLÜL OLAYLARI

Zorlu'yu Yassıada'ya götüren süreçte muhalifleri onun Kıbrıs mücadelesindeki tavrını negatif propaganda amacıyla kullandı.

Selanik'te "Atatürk'ün evine bomba atıldığını" iddia edilen bir haberin ardından Türkiye'de 6-7 Eylül 1955 olayları yaşandı. Olaylarda, İstanbul'da azınlıklara ait çok sayıda kilise, okul, iş yeri yakıldı, yağmalandı, binlerce azınlık, uzun yıllardır yaşadıkları topraklardan ayrılmak zorunda kaldı.

O dönem kendisine husumet beslediği iddia edilen Demokrat Parti kurucularından Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü de 27 Mayıs 1960 darbesinden sadece sekiz gün sonra bir gazeteye verdiği röportajda, 6-7 Eylül olaylarıyla ilgili Fatin Rüştü Zorlu ve Menderes'i suçlayarak, "Bu müessif hadisenin baş tertipçisi ve müsebbibi bizzat Menderes'ti. Kıbrıs'ı fethetmek için bu şekilde bir yol takip etmeyi doğru bulmuştur." ifadelerini kullandı.

Atatürk'ün evinin bombalanması hadisesinin de bir tertip olduğunu ileri süren Köprülü, "Bizzat tertipçisi Menderes'tir. Kendisine bu aklı yine Kıbrıs fatihlerinden Zorlu vermiştir." iddiasında bulundu.

İDAMI

İnanılmaz iddialar sonucu Yassıada'da alelacele 6-7 Eylül olayları davası açıldı.

Fatin Rüştü Zorlu'yu politikalarından dolayı sert bir şekilde eleştiren ve mahkum olmasına neden olan yayınlara imza atan gazetecilerden Orhan Birgit, yıllar sonra bir itirafta bulunarak, "Bugünkü Kıbrıs'ın yaratılışında isimsiz kahraman" değerlendirmesinde bulundu.

Yassıada yargılamalarında, Türkiye'yi temsilen 29 Ağustos 1955'te yapılan Londra Konferansı'na katılan Fatin Rüştü Zorlu'nun, Adnan Menderes'e gönderdiği "Kıbrıs konusunda hükümetin elinin güçlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını talep ettiği" telgraf, "6-7 Eylül olaylarının hükümet tarafından tertip edildiği" iddialarına dayanak gösterildi ancak yargılamalar sırasında bahsi geçen telgraf bir türlü bulunamadı.

Zorlu duruşmalarda bu telgrafı yalanlamadı, tedbirlerden kastının diplomatik önlemler olduğunun özellikle altını çizdi ancak mahkeme heyetini ikna edemedi.

Yaklaşık üç ay süren ve 5 Ocak 1961'de sona eren davada, Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu 6'şar yıl hapse mahkum edildi.

İDAMI

Yassıada'daki diğer 19 davayla birleştirilince Zorlu ve Menderes, Celal Bayar, Refik Koraltan, Hasan Polatkan, Agah Erozan, Ahmet Hamdi Sancar, Bahadır Dülger, Baha Akşit, İbrahim Kirazoğlu, Nusret Kirişçioğlu, Zeki Erataman, Osman Kavrakoğlu, Rüştü Erdelhun ve Emin Kalafat ile idam cezasına çarptırıldı.

İdam kararı bu isimlerden sadece Menderes, Zorlu ve Polatkan için uygulandı.

Polatkan ile Zorlu 16 Eylül 1961'de, Menderes ise 17 Eylül 1961'de idam edildi. 

27 May 2021 - 12:54 - Biyografi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?