Ebu Süfyan‘ın kızlarından biri olan Ümmü Habibe‘nin gerçek ismi Remle‘dir. İlk evliliğinden dünyaya gelen kızı Habibe‘den dolayı kendisine ‘Ümmü Habibe‘ denilmiştir. Allah‘ın bir hikmeti olarak Ebu Süfyan, İslam‘a azılı düşmanlık beslerken onun evinden, müminlerin annesi olacak birisi çıkmıştır.
Ümmü Habibe‘nin ilk evliliği
İlk evliliğini Ubeydullah İbn-i Cuhuş adında birisiyle yapan Ümmü Habibe, Peygamberimizden önce de Hanif dinine mensup idi. Allah‘ın kalplerini açmasıyla İslam‘ın ilk yayılma günlerinde kocası ile birlikte Müslüman olmuş ve bu yüzden müşriklerin hakaret ve ezalarına maruz kaldılar. Bu ezalardan kurtulmak için Habeşistan‘a giden ikinci kafile ile birlikte Habeşistan‘a gittiler. Ancak kocası, kısa bir süre sonra papazların tesiriyle İslam‘dan dönerek Hıristiyan oldu. Ümmü Habibe‘ye de Hıristiyan olması için baskı yapan eşi, başarılı olamayınca aralarına soğukluk girdi ve ayrıldılar. Bir müddet sonra Ubeydullah İbn-i Cuhuş fazla içki içmekten dolayı öldü.
Peygamberimizle evlenmesi
Korunmaya muhtaç ve gurbet elde yapayalnız kalan Ümmü Habibe, Mekke‘nin nüfuzlu ailelerinden birine mensup olduğu için evlenmesi pek mümkün değildi. Mekke‘ye tekrar geri dönerse babasının yanına gidemezdi. Peygamber (sav) efendimiz, Ümmü Habibe‘nin durumunu haber alınca, iddeti bittikten sonra nikâh için Necaşi‘ye haber gönderdi. Necaşi, durumu Ümmü Habibe‘ye haber verdirdikten sonra, hemen orada atanan bir vekil vasıtasıyla Necaşi‘nin yanında nikâh kıyıldı.
Peygamber (sav) efendimizle Ümmü Habibe‘nin nikâhı kıyıldığında, 36 yaşında idi. Hicri 6. yılda gerçekleşen bu nikâhın ertesi günü, Ümmü Habibe, diğer Müslümanlarla beraber bindikleri bir gemi vasıtasıyla Medine limanına geldiler.
Peygamberimizin sevinci
O sırada Müslümanlar Hayber gazasında idiler. Peygamber (sav) efendimiz, Ketibe adı verilen kalenin fethi ile meşguldü. Fetih tamamlanmak üzereydi ki onların geldikleri haberi Peygamberimize ulaştırıldı.
Efendimiz (sav): "Bilmem ki bu iki şeyin hangisi ile sevineyim, Hayber‘in fethine ile mi yoksa Cafer‘in gelişi ile mi?" diyerek sevincini göstermişti. Bu arada Hayber‘in fethinden elde edilen ganimetlerden Habeşistan muhacirlerine de hisse dağıtıldı.
Ebu Süfyan garip bir şekilde bu evliliği haber aldıktan sonra kızına kızmamış aksine evliliğini kabul ve tasdik eden bir açıklama yapmıştır.
Resulullah (sav), Ümmü Habibe için daha önceden bir oda yaptırmıştı. Ümmü Habibe‘nin odası diğer hanımlarına nazaran bir uzak idi. Efendimiz (sav), Bilal‘e, Ümmü Habibe‘yi odasına götürmesini emretmiş, o da odasına götürmüş, odayı temizlemiş ve bir yaygı sererek odayı döşemişti.
Resulullah akşam evine geldiğinde, güzel bir koku duymuş ve odanın da düzenli döşenmiş olduğunu görünce: "Kureyş kadınları, etrafı döşeyen yerleşik kadınlardır. Bedevi ve Arabi değildirler" buyurarak Ümmü Habibe‘nin temizliğini övmüştür.
Peygamber (sav) efendimizin, Ümmü Habibe validemiz ile evlenmesi, hiç şüphesiz yalnız ve korumasız kalan, haddi hesabı olmayan sıkıntılar çeken, eziyet, eza ve hakarete maruz kalan Ümmü Habibe‘nin bir mükâfatı nispetindeydi.
Ayrıca bu evlilik, hem İslam hukuku açısından hem de İslam tarihi açısından büyük önem arz etmektedir. İslam‘ın yayılması anlamında Emevilerle bir akrabalık tesis edilmiş olup, onların İslam‘ı kabul etme süreçleri hızlandırılmıştır. İslam hukuku açısından taşıdığı önem ise, kıyılan nikâhın ‘gaybi nikâh‘ olmasıdır.
"Muhammed kalplere hükmediyor"
İman hususunda çok güçlü ve kararlı olan Ümmü Habibe validemiz, bu konuda en yakınlarına bile en ufak bir müsamaha göstermezdi. Meşhur rivayette, Peygamberimizin şiltesine Ebu Süfyan‘ı oturtmamıştır.
Ebu Süfyan, İslam‘ın azılı düşmanlarından iken bir ara Resulullah ile anlaşmak, daha önceki anlaşmayı genişletmek için Medine‘ye gelmişti. Medine‘ye gelmişken kızını da görmek istedi. Resulullah (sav)‘ın evine gitti. Evde yerdeki şilteye oturmak isteyince, kızı Ümmü Habibe validemiz hızlıca şilteyi aldı ve babasının oturmasına izin vermedi.
Ebu Süfyan: "Bu şilte bu kadar kıymetli midir ki üzerine babanın oturmasına izin vermiyorsun?" deyince Ümmü Habibe validemiz şöyle dedi: "Evet çok kıymetlidir, zira bu şilte Resulullah‘ın şiltesidir. Sen müşrik olduğun için pissin, oturamazsın"
Öz kızının böyle bir tepki vermesine şaşıran Ebu Süfyan, kendisini alamayarak: "Muhammed kalplere hükmediyor" demiştir.
Efendimizin vefatından sonra
Ümmü Habibe validemiz, Peygamber (sav) efendimizle dört yıl evli kaldıktan sonra, efendimizin vefatından sonra sessiz ve sade bir hayat yaşamıştır. Efendimizin diğer hanımları gibi Ashab tarafından saygı ve sevgiyle karşılanmış, kendisine büyük hürmet gösterilmiştir. Hayatı boyunca fitneden uzak kalmış, mümkün olduğunca tartışmalara girmemeye gayret etmiştir.
Kaynaklarda belirtildiğine göre, III. Halife Hz. Osman‘ın evinin asilerce muhasara edilmesi sırasında, Ümmü Habibe validemizin Hz. Osman‘ın evine gittiği ve orada bulunan isyancılardan bir adamın kendisini tanımayarak onun başörtüsünü çektiği rivayet edilmiştir.
"Benim için mağfiret talep et!"
Ümmü Habibe validemiz, Hicri 44 yılında 73 yaşında iken vefat etti. Dünyasını değiştirmeden az bir zaman önce yanına Hz. Aişe validemizi çağırarak şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Benimle senin ve diğerlerinin arasında münasebetler vardı. Aramızda hata olarak ne kadar şey geçmiş ise, ben senden affetmeni isterim. Benim için mağfiret talep et."



