Sene 1996... 54. Erbakan Hükümeti iş başında. Yani tamtamına 13 yıl öncesi... Prof. Dr. Necmettin Erbakan Başbakan olarak ilk yurt dışı seyahatine hazırlanıyor. Bakanlar, işadamları ve gazetecileri taşıyan uçağın ilk durağı İran...
Erbakan‘ın uçağı İran‘dan sonra Pakistan, Malezya, Endonezya ve Singapur‘a inecek. Başbakan Erbakan‘ın bu ilk seyahat güzergahı dünyada büyük yankı uyandırıyor. Öyle ki, seyahat programı açıklanır açıklanmaz Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail‘den ardı ardına açıklamalar gelmeye başlıyor. Anlaşılıyor ki; bu seyahat birilerini rahatsız ediyor. Özellikle de seyahatin ilk durağı olan İran, Beyaz Saray açıklamalarının merkezine oturuyor. Başbakan Erbakan‘ın İran‘a gitmemesi yönünde diplomatik temayülleri aşan hatta bir ülkenin iradesine ipotek koyma cüretine varan tavsiye ve telkinler (!) birbirini izliyor. Beyaz Saray ve batılı ülkelerden gelen bu tuhaf tepkiler ve bu seyahatin yapılmaması için Türkiye‘de oluşturulmak istenen kamuoyu çalışmaları Erbakan‘ın Başbakanlığı‘ndaki Türkiye‘nin uluslararası arenaya ‘Lider Ülke‘ olarak çıkmaya hazırlanmasından kaynaklanıyordu.
Evet, Erbakan ile birlikte Türkiye‘de bütün ezberlerler bozulmuş ve Türkiye, senelerdir Batı çıkarlarına hizmete tutsak eden kelepçeden kurtulmuştu. Türkiye‘nin yeni yol haritasında artık Beyaz Saray, Tel-Aviv ve Brüksel yoktu. Erbakan, Türkiye‘nin batıya mahkum bir ülke olmadığını bu seyahatle herkese gösteriyor ve bütün dünyaya Anadolu‘nun tarihi misyonunu da hatırlatıyordu bir bakıma. İngiliz The Independent gazetesi Erbakan‘ın Türkiye‘de Başbakan oluşunu ‘Osmanlı‘nın geri dönüşü‘ olarak okuyucularına manşetten duyurmuştu. Belki de bu seyahatin başta Amerika ve İsrail olmak üzere batı ülkelerini rahatsız etmesinin arka planında The Independent‘in bu manşeti yatıyordu.
Bütün bunlardan anlaşılıyordu ki, Erbakan‘ın İran ile başlayan seyahat programı küresel dengeleri değiştirecek ‘yeni bir dünya‘ oluşumunun kapısını aralayacak bir amacı kapsıyordu. Nitekim; ‘doğu‘ seyahatini ‘Afrika‘ seyahati takip edecek ve bu seyahatler Çırağan Sarayı‘nda D-8‘lerin kuruluş sözleşmesinin imzalanmasıyla son bulacaktı. Türkiye, İran, Pakistan, Endonezya, Malezya, Bangladeş, Mısır ve Nijerya... 1 milyarlık nüfusu ve önemli bir pazar gücünü bir araya getiren D-8‘ler, ilkelerini Abdülhamit‘in sarayı Çırağan‘da bütün dünyaya ilan ederken, sömürüye, savaşa, işgallere, tahakküme, zulme ve adaletsiz dünya sistemine karşı duruşunu da ortaya koyuyordu. Yeni bir küresel sesti bu... İnsanlığa gözyaşı, sömürü ve kandan başka bir şey vermeyen Washington ve Tel-Aviv merkezli dünya düzenine ‘artık yeter‘ deyip, ‘yeni bir dünya‘ isteyen yeni bir küresel haykırıştı bu...
Ve 13 yıl sonra... Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ın siyasi yasağını ortadan kaldıran memnu hakların iadesinden bir gün sonra... Erbakan, bir hafta olarak öngörülen İran seyahatine ilişkin Ankara‘da bir basın toplantısı düzenliyor. 13 yıl önceki heyecan basın toplantısının yapıldığı İlci Otel‘in teras katını tam anlamıyla kapsıyor. Medyanın ilgisi yine dorukta. Erbakan‘a odaklanan objektifler hiçbir kareyi kaçırmamanın tatlı telaşında. Erbakan 13 yıl önceki aynı heyecanla giriyor salona.
Foto muhabirlerinin patlayan flaşları eşliğinde grafiklerle dünyanın halihazır durumunu anlatmaya başlayan Erbakan, "Bulunduğumuz noktada dünya, ya ırkçı emperyalizmin kuvveti üstün tutan zihniyetinin esiri olarak bir zulüm dünyasına dönüşecek veya tarih boyunca ecdadımızın hakkı üstün tutan ve herkese hakkını veren bir saadet dünyası haline dönüşecektir" sözleriyle son İran seyahatinin kodlarını da veriyordu: Yeni Bir Dünya... Erbakan, İran seyahatine verdiği önemi bir gazetecinin sağlıkla ilgili sorusuna verdiği cevapla da teyit ediyor; İran‘a sağlıkçı iki yardımcı ve bir bavul dolusu ilaçla gideceğini açıklıyordu. "İnsanlık bu durumdayken nasıl olur da yerimizde oturabiliriz. İnsanlık için yapılacak bir şey varsa, gerekirse sürünerek de olsa gidip onu yapmak gerekir" sözleri ise Erbakan‘ın kırk yıldır adım adım gerçekleştirmeye çalıştığı ‘Yeni Bir Dünya‘ projesine olan inancına ve kararlılığına ayna tutuyordu.
İlci Otel‘in teras katındaki bu atmosfer, bizim de heyecanımıza heyecan katıyordu. Tarihi Tahran seyahatinin biran evvel başlaması için kameraman arkadaşım Mehmet Fatih Akdoğan ile birlikte sabırsızlanıyorduk adeta. 13 yıl önce de yaşamıştım bu heyecanı. Millî Gazete‘den Ekrem Kızıltaş, Ferhat Koç ve Ali Murat Güven ile birlikte Başbakan Erbakan‘ın İran ziyaretine şahitlik etmiştik. Fakat bu kez Erbakan başbakan değildi... Peki ama Erbakan İran‘da nasıl karşılanacak, nasıl ağırlanacak, kimlerle görüşecekti? Bu görüşmeler nasıl bir atmosferde gerçekleşecekti? Gazetecilik merakı ve heyecanı iyiden iyiye sarmıştı haliyeti ruhiyemizi. Bu heyecanı sadece biz tatmıyor, heyecan ve merak dalgası 13 kişilik heyette herkesi etkisi altına alıyordu.
Nihayet, Pazar sabahı yerel saatle 03.30‘da İmam Humeyni Havaalanına iniyor uçağımız. Yaklaşık 2.5 saatlik yolculuktan sonra havaalanındaki karşılama telaşıyla yüzyüze geliyoruz. Davet sahibi İran Parlamentosu‘nun çoğunluğuna destek veren iktidar partisinin genel başkanı Ayetullah Harrazi bey ve arkadaşları orda. Türkiye‘nin Tahran Büyükelçisi Selim Karaosmanoğlu ile İran Dışişleri Bakanlığı Türkiye Masası yetkilileri de 54. Hükümet Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ı havaalanında karşılıyor. Pasaport işlemleri yapılırken VİP salonunda da sohbet koyulaşıyor... Erbakan‘ın tarihi İran seyahati daha havaalanındayken sıcak bir atmosferde başlıyor. Sonraki günlerde ise Necmettin Erbakan‘ı yoğun bir randevu ve görüşme trafiği bekliyor...
"Yeni Bir Dünya kurmak için geldim"
Şimdiye kadar sayısız yabancı konuğu misafir eden Tahran‘ın en iyi oteli olarak bilinen İstiklal, bu kez Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ı ağırlıyor. Yaz aylarında bile zirvesinde kar eksik olmayan dağların eteğindeki İstiklal Hotel, İran İslam inkılabını yaşamış tarihi bir ağırbaşlılığa sahip. Şah döneminin Hilton‘u, devrimden sonra İstiklal adını almış ve otel yeni ismiyle adeta devrimle sembolleşmiş. Zira, İran‘da ‘Hilton‘ sömürge, ‘İstiklal‘ ise bağımsızlık demek... Tahran‘da bulunduğu süre içerisinde İstiklal Hotel‘in 13‘üncü katında 1335 nolu odada ikamet eden Erbakan‘ı ziyaretinin daha başında çok önemli görüşmeler bekliyor. Dışişleri Bakanlığı‘nın tahsis ettiği makam aracına eşlik eden eskortlar şehir trafiğinde Erbakan için akıcı bir güzergah oluşturmaya çalışılırken, kavşaklarda da üst düzey protokol geçiş düzenlemeleri yapılıyor...
Hasretleri buluşturan kucaklaşma...
... Ve nihayet ilk görüşme durağına varıyoruz. Biraz sonra iki eski dost birbirinin elini sıkacak, birbiriyle kucaklaşacak. Göz göze geldikleri an her iki liderin yüzünde tebessüm oluşuveriyor. Kucaklaşma gecikmiyor. 54. Hükümet Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile İran eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani buluşması hasretleri de, hatıraları da yeniden buluşturuyordu adeta. Eski Cumhurbaşkanı Rafsancani halihazırda İran İslam Cumhuriyeti Düzenin Yararını Teşhis Konseyi Başkanlığı ve Tahran Cuma Namazı İmamlığı gibi önemli görevleri de yürütüyor. Fakat bu buluşmaya daha bir anlam katan ne Rafsancani‘nin bugünkü bu önemli resmi görevleri ne de eski Cumhurbaşkanı oluşuydu. Anlama anlam, öneme önem katan şey Erbakan ve Rafsancani‘nin yüzyılın en önemli fotoğraf kareleri arasına giren Çırağan Sarayın‘daki D-8‘lerin aile fotoğrafında yanyana durmalarıydı.
1997 Haziranında D-8‘lerin kuruluş sözleşmesine imza atan iki liderin geçen 13 yıl aradan sonra bir araya gelmesi dünü ve bugünüyle D-8‘lerin görüşmenin gündemine oturmasına yetmişti. Rafsancani, sohbete D-8 imza töreni için geldiği İstanbul‘la ilgili hatıralarını anlatalarak başlıyordu. Övgü dolu sözlerinden İstanbul Boğazı ve Çırağan Sarayı‘nın Rafsancani‘nin hafızasında derin iz bıraktığını anlıyoruz. Rafsancani, Erbakan‘a ‘D-8‘lerin mimarı‘ diye hitap ediyor ve ekliyor: "D-8‘leri kuran sekiz ülke eğer kararlı olup gerçek bir işbirliği yaşasaydı İslam dünyası bugün bu halde olmazdı" .. Rafsancani, İran olarak kendilerinin D-8‘lere büyük önem verdiklerini hatırlatmakla kalmıyor, Türkiye için "Zatialinizin D-8‘lerle başlatmış olduğu bu büyük harekete Türkiye de mutlaka devam edecektir" temennisini dile getiriyordu.
"Yeni Bir Dünya"yı kurmak için geldim...
Erbakan ise "D-8‘ler nüfus itibariyle dünyada en büyük bloktur. Gerçek bir işbirliği ile dünyaya yön verebilecek bir güçtür. Yeter ki sahip çıkılsın, yeter ki kararlı durulsun" sözleriyle Rafsancani‘yi teyit ediyordu. Erbakan, sloganlaştırdığı ‘Yeni Bir Dünya‘ projesine ilişkin kararlılığınıysa şöyle anlatıyordu Rafsancaniye: "Tahran‘a daha önce D-8‘leri kurmak için gelmiştim. Şimdi ise ‘Yeni Bir Dünya‘yı kurmak için buradayım. Adalet ve barış için artık insanlığın kaybedecek vakti yoktur ve şimdi ciddi ve kararlı adımların atılması zamanıdır." Erbakan, Rafsancani‘ye ‘Yeni Dünya‘ projesini bütün detaylarıyla anlatırken zaman da su gibi akıp gidiyordu. Yeni Dünya‘ya neden ihtiyaç vardı? Yeni Dünya projesi ırkçı emperyalizme hizmet eden halihazır dünya sisteminde neleri, nasıl değiştirecekti? Yeni Dünya‘nın kurulması için İran ve Türkiye birlikte neler yapmalıydı? D-8‘ler Yeni Dünya için çekirdek olma işlevini nasıl üstlenecek ve yürütecekti? Bütün bu sorular cevabını bulurken, bu tarihi görüşme için planlanan süre de uzadıkça uzuyordu. İnsanlığın sömürü ve zulme mahkum olmadığı ortak mesaj olarak beliriyor, Türkiye ve İran‘ın bu konuda yapması gereken her şeyi ivedilikle yapması zarureti bu tarihi buluşmanın eylem yönünü yansıtıyordu. Rafsancani‘nin Erbakan‘ın kendisine hediye ettiği D-8 kitabını incelemesi ise fotoğraflaştırabildiğimiz en önemli anlardan birisi olmuştu.
Aynı kararlılık, aynı azim ve kalpten inanış...
Gün hızla akmaya devam ediyor.. Bu kez Erbakan için Hariciye‘nin kapıları açılıyor. Dışişleri Bakanı Menuçehr Muttaki ağırlıyor 54. Hükümet Başbakanı‘nı. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu ve Fatih Erbakan eşlik ediyor yine.. Dışişleri‘nin kabul heyetinde ise neredeyse hepsi tanıdık, bildik diplomatlar. Hemen hepsi bir dönem İran‘ın Ankara büyükelçiliğinde görev yapmış isim.. Böyle olunca Erbakan Hoca‘nın "Maşallah burası da bizim Dışişleri gibi" latifesi tam isabetle yerini buluyor. İran ile Türkiye arasındaki ilişkiler ve Ortadoğu‘daki gelişmeler böylesine sıcak bir atmosferde cereyan ediyor. "D-8‘lerden sonra şimdi sıra Yeni Bir Dünya‘nın kurulmasında" ifadeleriyle
sözlerine başlayan Erbakan, böylesine bir hedef için ciddi bir çalışmaya ihtiyaç olduğunun da altını çiziyor.. Erbakan anlatmaya devam ediyor... Türkiye-İran ilişkileri, Ortadoğu ve dünyadaki gelişmeler, D-8‘ler ve Yeni Dünya projesi... Yapılanlar.. Yapılamayanlar.. Yapılması gerekenler... Erbakan‘ın hedeflerini birkaç saate sığdırmak zor. Dışişleri Bakanı Muttaki, bu performans karşısında hayranlığını gizleyemiyor.. Erbakan‘a kendisini 26 yıl önce tanıdığını hatırlatıyor; "Görüyorum ki, aynı kararlılık ve aynı azimdesiniz. 26 sene önceki performansınızla yola devam ediyorsunuz. İnsanlığa bir çıkış yolu gösteriyorsunuz ve ona kalpten inanıyorsunuz" diyordu.
Hatemi: İslam dünyası için çok önemli bir lidersiniz...
Dışişleri‘nde öğle yemeği yendikten sonra bu kez şehrin bir diğer ucuna uzanıyor ve İran‘ın önemli isimlerinden Hatemi ile görüşmeye geçiyoruz. İran eski Cumhurbaşkanlarından Muhammed Hatemi, Erbakan‘ı kapıda karşılıyor. Kabul salonu kalabalık.. Hatemi, Erbakan‘ın İslam dünyası için çok önemli bir lider ve devlet adamı olduğunu ve fikirleriyle İslam dünyasına yol çizdiğini söylüyordu.. Hatemi, "İran geziniz bizim için çok değerli. D-8‘ler sizin eseriniz. İnanıyorum ki, bundan önceki seyahatinizde olduğu gibi bu seyahatiniz de Türkiye ile İran arasında çok güçlü köprüler kurulacaktır" sözleriyle de Erbakan‘ın ziyaretine verdiği öneme atıfta bulunuyordu. Erbakan-Hatemi görüşmesi de iki saati aşmıştı...
Akşam vakti yaklaşıyor, ancak yapılacak görüşmeler sırada bekliyordu. Tahran Belediyesi‘ndeyiz bu kez. Tahran Belediyesi Şehir Konseyi Başkanı Karman beyle görüşmeler başlıyor. Diğer görüşmelerden farklı olarak bu sefer şehircilik konusuna ve Tahran‘da organize sanayi bölgesi kurulmasına ilişkin fikir teatisinde de bulunuluyor.
Tahran‘da hava iyiden iyiye karardı artık. Bu kez evimize gidiyoruz. Gecikmeli de olsa, Tahran Büyükelçimiz Selim Karaosmanoğlu‘nun 54. Hükümet Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan onuruna vereceği yemeğe iştirak edeceğiz. Büyükelçilik Residence‘ndaki üçbuçuk saatlik yemek, sohbet ve konaklamadan sonra geceyarısı İstiklal Hotel‘e varıyoruz.
Sabahın erken saatlerinde başlayıp, geceyarısı son noktanın konduğu yoğun bir gün geçirmişti Erbakan. Rafsancani, Hatemi, Muttaki ile çok mühim görüşmeler yapılmış, Tahran Belediye Meclisi Konseyi ziyaret edilmiş ve Büyükelçilik‘te yemek ve hasbihalde bulunulmuştu.
Şimdi dinlenme vakti.. Yarın da yoğun bir ziyaret ve görüşme trafiğinin tatlı telaşı yaşanacak çünkü..
İran Parlamentosu‘nda Erbakan‘a büyük jest
Tahran‘daki dördüncü günümüz. Güne yine erken başlıyoruz. Sabah saat 08.00.. İran Parlamentosu‘na hareket için hazırız. Çok değil, yarım saat sonra Meclis‘in locasındayız. Genel Kurul çalışmaları sürüyor.. Fakat Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ın yerini aldığı locada hareketlilik gözlerden kaçmıyor.
Bazı milletvekilleri locaya kadar geliyor, Erbakan‘a ‘hoş geldin‘ demek için.. Seruz Sazdar‘ın ilgisi ve heyecanı bir başka. O‘nu diğer milletvekillerinden ayıran şey, İTÜ‘deyken Prof. Erbakan‘ın öğrencisi oluşu. Hocasını görmenin şaşkınlığını yaşıyor...
Tam da bu sırada Meclis oturumunu yöneten Meclis Başkanı Ali Larijani önce Erbakan‘ın Meclis‘e teşrif ettiğini milletvekillerine aktarıyor, sonrasında da 54. Hükümetin Başbakanı‘nı Genel Kurul salonuna davet ediyor. Yetkililerden bu davetin büyük bir jest olduğunu öğreniyoruz.. Zira yabancı konukların Genel Kurul salonuna daveti bilinen bir uygulama değilmiş. Erbakan‘dan önce sadece Hamas‘ın lider isimlerinden Halid Meşal için vaki olmuş bu davet. Bu bilgi bize maalesef geçtiğimiz yıllarda Halid Meşal‘in skandala dönüşen Türkiye ziyaretini ve AKP‘li yöneticilerin Halid Meşal ile aynı karede görünmeme çabalarını hatırlatıyor.
Erbakan, Meclis Başkanı Larijani‘nin "Hoş geldiniz, şeref verdiniz" sözleriyle Genel Kurul salonundaki yerini alıyor. Temel Karamollaoğlu da Erbakan‘a eşlik ediyor. Meclis, çalışmalarına devam ederken İranlı milletvekillerinin ilgisi Erbakan‘ın üzerinde yoğunlaşıyor. Tanışmak, kısa da olsa sohbet etmek ve cep telefonlarıyla fotoğraf çekmek için milletvekillerinin çoğu Erbakan‘ın etrafını sarıyor. Erbakan yaklaşık kırk dakika Meclis çalışmalarını takip ediyor. Sonrasında Larijani ile görüşmek üzere Meclis Başkanlık makamına geçiyoruz.. Ali Larijani‘nin BM ile nükleer alanda yapılan görüşmelerde ‘Baş Müzakereci‘ sıfatıyla İran adına görüşmeleri yürüten isim olduğunu da önemli bir not olarak düşelim.
Larijani: "İslam dünyasına yaptığınız hizmetleri yakından takip ediyoruz"
Meclis Genel Kurulu‘ndaki izlenimleriyle başlıyor sözlerine Erbakan.. "Kendimizi evimizde gibi hissettik" diyor ve ekliyor: "Milletvekillerinizle birlikte şahsınızın göstermiş ilgiye teşekkür ediyorum. Ayrıca Türkiye‘den kendi talebemizi de burada milletvekili olarak görmek bizi mutlu etti". Larijani de, bu ilginin çok tabi olduğunu şöyle dile getiriyor: ""Meclisimizin ve milletvekillerimizin size olan ilgisi bizim için çok tabi bir durumdur. Sizi şahsım olarak çok iyi tanıyor ve takip ediyorum. Aynı şekilde milletvekillerimiz de İslam dünyasına yaptığınız hizmetlerden dolayı sizi çok iyi biliyor." Daha sonra görüşme ikili ilişkiler, bölgedeki ve dünyadaki gelişmeler eksenine oturuyor. Erbakan, cebinden dörde katlanmış bir kağıt çıkarıyor. Açılınca anlıyoruz ki, insanlık tarihinin dönüm noktalarını ve ‘Hak-batıl‘ mücadelesini anlatan tablo var kağıtta. Hak-batıl mücadelesini en ince ayrıntılarıyla anlatıyor Larijani‘ye. Ve tabi adalet ve barış dünyasını esas alacak olan Yeni Dünya‘nın kurulması için bugün yapılması gerekenleri de...
Erbakan, Azad Ünİversitesi‘nde
Sabah 08.30‘dan beri Meclis‘teyiz. Ayrılma zamanımız geldi artık. Erbakan‘ın makam aracı bu kez Azad Üniversitesi‘ne yol alıyor. 1.5 milyon öğrencisi ve ülke genelindeki 350 merkezdeki eğitim ağıyla İran‘ın sayılı üniversitelerinden birisi. İran‘da saygın bir yere sahip olan Rektör Abdullah Jasbi karşılıyor Erbakan‘ı. Üniversitenin devasa kampüsünü araçla dolaşmak bile oldukça zamanımızı alıyor. Rektörlükteki görüşmenin içeriği bu kez bilimsel ilerlemenin önemi. Erbakan, Prof. Jasbi‘ye merak ettiği her şeyi
soruyor. Sorular özellikle de üniversitede hangi kitapların okutulduğu konusuna yoğunlaşıyor.. Sosyoloji ve felsefe alanında hangi kitapların okutulduğu ise daha bir önem taşıyor Erbakan için. Durkheim ve Freud‘u da özellikle soruyor. Erbakan, küresel fikir kirliliği ve ırkçı emperyalizmin ifsad çalışmalarına karşı Müslümanların üniversite ve okullardaki tedrisat için kendi kitaplarını yazması gereğine işaret ediyor. Tabi en başta sosyoloji ve felsefe alanında. Zira Erbakan‘a göre ifsad ve fikir kirliliği bu iki alan üzerine inşa ediliyor.
Duvardaki haritaya değil, kalplerdeki haritaya bakmak lazım
Milli Görüş Lideri Erbakan‘ın tahrandaki en önemli ziyaretlerinden birisi ise Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Siyasi ve Stratejik Araştırma Merkezi‘ne olan ziyaretiydi. Dışişleri Bakanlığı bünyesinde böylesine bir ‘think-thank‘ kuruluşunun bulunması da ayrıca kayda değer. Burada hem akşam yemeği yenecek hem de Erbakan çoğu büyükelçi olan katılımcılara bir sunumda bulunacak. Sunumun konusu tabiî ki Yeni Dünya projesi. İsrail gibi devletler için ‘duvardaki haritadan çok kalplerdeki haritaların‘ esas olduğunu ve bu sebeple Ortadoğu ve insanlığın savaşlara mahkum edildiğini hatırlatıyor..
ABD Büyükelçisi, Erbakan‘ı neden ziyaret etti?
54. Hükümetin Başbakanı Necmettin Erbakan başbakan olduğu günlerde yaşadığı öyle bir anekdot anlatıyor ki, hafızalara kazınacak cinsten. 28 Haziran 1996‘da Başbakan olduktan hemen sonra gelişmiş olay. Olay bir büyükelçi ziyaretiyle cereyan ediyor. Hangi ülkenin elçisi olduğunu tahmin etmek de zor değil aslında. Her dönem durumdan vazife çıkarıp Başbakanlara akıl verme gibi bir alışkanlıkları olsa gerek Amerikan Büyükelçisi, Başbakan Erbakan‘ı ziyarete geliyor. Bundan sonrasını Erbakan‘ın sözleriyle aktarayım: "Başbakan olur olmaz Amerika Büyükelçisi bize geldi. ‘Biz sizin fikirlerinizi biliyoruz, hiçbir konuda aynı şeyleri düşünmesek de sizinle çalışmaya hazırız. Fakat olmazsa olmaz 6 şartımız var‘ dedi. Sonra başladı bu şartları sıralamaya. Bir, İran‘a gitmeyeceksiniz. İki, İranla olan ticaretenizi 50 milyon doların üzerine çıkarmayacaksınız. Üç, Türkiye‘deki Amerikan üslerine dokunmayacaksınız. Dört, Çekiç Güç‘ü göndermeyeceksiniz. Beş, Irak petrol boru hattını açmayacaksınız. Altı, diğer Müslüman ülkelerle de ticaretinizi olduğundan fazlasına çıkarmayacaksınız... Bizim tarihimizde Sadrazam Ali Paşa‘nın siyaseti meşhurdur. Ali Paşa ‘Ben mühim bir iş yapmak istediğim zaman önce Rus Büyükelçiyle konuşur; onu dinler sonra da onun dediğinin tersini yaparım‘ der. Biz de öyle yaptık. Büyükelçiye bir çay daha ısmarladık ve teşekkür ettik. Sonra bendeniz de Amerikan Büyükelçinin söylediklerinin tersini yaptım."
Bu anekdot, salonda bulunan İranlı diplomatları da şaşkına çeviriyor.Erbakan bu olayı anlattıktan sonra, ilk yurtdışı ziyaretini İran‘a yaptığını, o ziyarette doğalgaz boru hattıyla ilgili yapılan anlaşmayla sadece tek kalemde iki ülke ticaretini yıllık 2.5 milyar dolara çıkarttığını, Çekiç Güç‘ü Türkiye‘den gönderdiklerini, Irak petrol boru hattını açtıklarını ve diğer Müslüman ülkelerle de ticaret hacmini kat kat artırdıklarını da hatırlatıyor. Erbakan‘ın bu anlattığı olay sanırım hem Türkiye‘miz hem de uluslararası dünya gerçeklerine ışık tutan bir olay olarak tarihe geçecek.
"Sayın Erbakan büyük bir düşünür ve İslâm filozofudur"
Rrektörlükteki görüşmenin ardından iki profesör basın mensuplarına ziyaretle ilgili açıklamalarda bulundu. Öğretim üyeleri de bu açıklamaları dinliyor... Azad Üniversitesi‘nin kurucusu ve rektörü Prof. Jasbi, Erbakan‘ı, "Sayın Erbakan, büyük bir düşünür ve İslâm filozofudur. Devlet adamlığının yanı sıra aynı zamanda İslam dünyasının tanınmış bir bilim adamıdır" sözleriyle tanıtıyor hazuruna. Ve ekliyor: "Böylesine büyük bir bilim adamının üniversitemizi ziyareti bize ayrıca onur vermiştir. Kendisini üniversitemizde ağırlamaktan onur duyuyoruz". Jasbi, Türkiye‘de yerli sanayinin temelini oluşturan Gümüş Motor‘dan, ağır sanayi hamlelerine, Odalar Birliği‘nden 40 yıllık siyasi hayatındaki detaylara kadar Erbakan‘ın biyografisi hakkında da bilgiler veriyor.
"Batı hayranlığını tedavi etmeliyiz..."
Prof. Dr. Necmettin Erbakan ise, Yeni Dünya‘nın kurulması için siyasi irade ve uluslararası çalışmaların yanı sıra akademik üretimle bilimsel ilerlemenin de mühim olduğunu vurguluyor ve şu önemli mesajları veriyordu: "Bugün en mühim meselemiz batı hayranlığını tedavi etmektir. Günümüzde bilinçli bir şekilde ‘sanki batı üstünmüş‘ gibi bir propaganda yapılıyor. Biz buna fikir kirlenmesi diyoruz. Bu ifsadı önlemek için üniversitelerimize, bilim adamlarımıza büyük görev düşüyor. Müslümanlar kendi felsefelerini ve sosyolojilerini oluşturmalı ve kitaplarını yazmalı. Fikir kirliliği karşısında batının bozguncu ve yıkıcı değil kendi düşünce yapımızı güçlendirmemiz şart. Bunun için de önce okuttuğumuz kitaplarımızı değiştirmeliyiz."
"Çağlayan‘daki Gazze haykırışınızı unutmayacağız"
Kum‘da da üst düzey bir ağırlama ve karşılama oluyor Erbakan‘a. Tahran‘daki sıcak ve kalbi ilgi Kum‘da da var. Vali Yardımcısı Ali Kumi karşılıyor Erbakan‘ı. Kum‘daki ilk durağımız Ayetullah Şehristani. Sonrasında sırasıyla Azeri Türkü olan ve ‘Men Türkem‘ diye sözlerine başlayan Ayetullah Musavi Erdebili, Ayetullah Muktedai ve Ayetullah Nuri Hemadani ile görüşüyor Erbakan. Yaklaşık ikişer saat süren görüşmelerin ana konusunu yine Yeni Dünya‘nın kurulması oluşturuyor. Müslümanların ilmi sahada ilerlemesi için yapılması gerekenler hususu da Kum görüşmelerinin ortak konuları arasında yer alıyor.
İran‘daki beşinci günümüz ve günlerden perşembe.. Bugün hepimizin merakla beklediği gün. Tahran‘daki görüşmelere bir günlüğüne ara verip, Kum şehrine gideceğiz. Kum, Türkiye ve dış dünyanın Tahran‘dan sonra en fazla duyduğu, bildiği şehirlerden birisi. Daha çok Ayetullahların başkenti olarak biliniyor. Ama tam bir ‘ilim başkenti‘ aslında Kum. 60 bin talebe yüksek öğrenim görüyor Kum‘da. Tahran‘a göre küçük bir şehir olsa da nüfusu 1 milyon civarında..
Kum‘da Erbakan afişi...
Tahran‘dan yola çıkıyoruz. 125 kilometrelik yolu yaklaşık bir saatte alıyor ve Kum‘a varıyoruz. Şehir tam bir Anadolu kasabasını andırıyor.. Şehrin içlerine doğru girince 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ın afişleri dikkatimizi çekiyor. Erbakan‘ın Kum‘da yüksek öğrenim gören öğrencilere vereceği ‘İslam Medeniyeti‘ konulu konferansın afişleri bunlar. Erbakan afişleri hepimiz için güzel bir sürpriz oluyor. Erbakan, Kum şehrine ve Kum‘da yapacağı görüşmelere önem atfediyordu. Fakat, Erbakan‘ın afişlerini görünce anlıyoruz ki; Kum şehri de Erbakan‘ın bu ziyaretine büyük önem veriyordu.
"Erbakan ömrünü Müslümanların kardeşliğine adayan bir devlet adamı"
Dört Ayetullah da İran‘ın en önde gelen Ayetullahları arasında yer alıyor. Fakat Ayetullah Muktedai var ki, geçmişte çok önemli görevler de üstlenmiş. Yargı Konseyi Üyeliği, Yüce Divan Başkanlığı, Savcılar Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulunan Muktedai, halihazırda Medreseler Birliği Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyor. İslam kardeşliği ve Müslümanların birliğine vurgu yapılan bu görüşmede Muktedai‘nin Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan‘la ilgili "Müslümanlar kardeştir ve aralarındaki dayanışmayı her alanda güçlendirmelidir. Sayın Başbakan Erbakan ömrünü Müslümanların kardeşliğinin tesisine adamış bir devlet adamıdır" sözlerinin de altını çizmemiz gerekiyor.
"Gazze haykırışınızı asla unutmayacağız"
Türkiye‘de kimileri görmezden gelse de... Kimileri küçümsemeye çalışsa da... İsrail‘in Gazze‘yi işgal günlerinde Saadet Partisi‘nin Çağlayan‘da yaptığı 1 milyonluk Filistin mitinginin gerçekte ne kadar önemli bir çıkış olduğunu Kum şehrinde bir kez daha görüyoruz. Muktedai‘yi dinleyince çok daha iyi kavrıyoruz ki, bu miting insanlık dışı işgal günlerinde Gazze‘yi ayakta tutan en mühim olaymış. Bakın ne diyor Ayetullah Muktedai: "Filistin‘e gösterdiğiniz ilgiyi ve bütün dünyada ses getiren Çağlayan mitinginizi ve haykırışınızı asla unutmayacağız. Sizin bu haykırışınız İslam dünyasında da büyük bir uyanışa vesile olmuş, Gazze‘deki Müslüman kardeşlerimize büyük bir destek sağlamıştır. İslam dünyası ve Filistin davası açısından mühim bir adım attınız. Bütün Müslümanlar size dua ediyor". Çağlayan‘daki haykırışın Çağlayan‘da kalmayıp, bütün İslam dünyasına yayıldığını anlıyorsunuz Muktedai‘yi dinleyince. Tabi, Milli Görüş davasının büyüklüğüne de bir kez daha şehadet ediyorsunuz.
Tahran‘da Cuma namazı
Ertesi günkü programımız Cuma namazıyla başlıyor. Tahran‘da Cuma milyonlarla ifade edilen cemaatle sadece bir yerde kılınıyor. Devlet erkanı, askerler vatandaşlar... Herkes Cuma‘da... İranlı vatandaşlar burada da Erbakan‘a sevgi gösterilerinde bulunuyor. Cuma namazı sonrasında Kur‘an Müzesi‘ne geçiyoruz. İkram ve bilgilendirmeden sonra müze geziliyor ve otele dönüyoruz. Burada Erbakan‘ı bir başka sürpriz bekliyor. Malum, Erbakan‘ın İslam Birliği, İslam Unesco‘su, İslam Nato‘su ve İslam Dinarı fikirlerini siyasi hayatının her döneminde gündeme getirdiğini biliyoruz. Sürpriz İslam Dinarı ile ilgili. İran İçişleri Bakanlığı Uluslararası Ekonomik Gelişim Departmanı‘ndan Javad Sayahi Kashi, İslam Dinarı üzerine bir logo çalışmasını Erbakan‘a hediye ediyor. Logo hilal ve eşittir (=) işaretinden oluşuyor. Ayrıca, İran‘ın özel Durna Havacılık ve Uzay Şirketi Genel Müdürü Yakup Antasary, Necmettin Erbakan‘a İran‘daki uçak sanayi hakkında birifing veriyor. Erbakan‘ın ertesi günkü en önemli ziyaret durağı ise Türkiye‘deki MGK‘nın karşılığı olarak görülebilecek Milli Güvenlik
Konseyi‘ne oluyor. Parlamentoda 40 milletvekiliyle temsil edilen Milli İtimat Partisi Genel Başkanı ve Haziran ayında yapılacak olan seçimde Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklayan Kerrubi ile de görüşüyor Erbakan. 18 Nisan Cumartesi günü 54. Hükümet Başbakanı Necmettin Erbakan‘ın Milli Güvenlik Konseyi ziyareti öncesinde son önemli randevuları da kesinlik kazanıyor. Erbakan, Pazar günü saat 11.00‘de protokolde üçüncü sırada yer alan Yüksek Yargı Başkanı Ayetullah Şahrudi ile, bu görüşmeyi takibin de Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecad ile görüşecek. İran Dini Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamaney ile görüşme ise pazartesi günü yapılacak. İran‘da oldukça yoğun bir hafta geçiren Erbakan, seyahatin son günlerinde devletin zirvesiyle final görüşmelerini yapacak. Erbakan‘ın İslâm Medeniyeti konferansını vereceği salonundayız
Yüksek öğrenim gören talebelerin konferansa ilgisi büyük. Konferans akşamın geç saatlerinde bitiyor. Sonrasında valiliğe geçiyoruz ve Kum Valisi Dr. Kazemi Ardekani‘nin Erbakan onuruna verdiği akşam yemeğine geçiyoruz. Hz. Masume‘nin türbesini ziyaretse akşamın geç saatlerine kalıyor. Bu saatlerde bile oldukça kalabalık türbe.. Nihayet Tahran için yola çıkıyoruz. Kum‘da Erbakan‘ı hiç yalnız bırakmayan Vali Yardımcısı Ali Kumi, Milli Görüş Liderine şehir dışına kadar eşliyor ediyor. Tahran‘a varışımız gece 02.00 sularını buluyor.
İki liderin tarihi yürüyüşü
İran Dini Lideri Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Ahmedinecad‘dan sonra protokolde üçüncü sırada yer alan Yüksek Yargı Başkanı Ayetullah Şahrudi ile gerçekleşiyor zirve görüşmelerinin ilki. "Zulüm dünyasının karşısında yapılacak tek şey saadet dünyasının kurulmasıdır" mesajını veren Milli Görüş Lideri sözlerine devam ediyor: "Bunun için İslam Birliği‘nin kurulmasının vakti gelmiş de geçmiştir. Müslümanlar tek bir millettir ve bir olmaları en tabi olaydır."
"İslâm dünyası sizi çok seviyor"
İran Yüksek Yargı Başkanı Şahrudi de diğer İranlı yetkililer gibi Erbakan‘ın mazlumlar ve İslâm dünyası için önemli bir isim olduğunu hatırlatıyor ve ekliyor: "Çok azimli bir devlet adamısınız. Tecrübe ve deneyimlisiniz. İslâm dünyası sizi çok seviyor. Biz eğer sizin ifade ettiğiniz gibi İslâm Birliği‘ni kurar ve yeni bir dünya ile saadet yolunu açabilirsek Müslümanlar tarihteki saygın yerini yeniden alacaktır."
Yeni Dünya‘nın kapısını aralayan ziyaret!
54 Hükümetin Başbakanı ve Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ın bir hafta olarak planlanan tarihi İran seyahati görüşme ve ziyaret yoğunluğu sebebiyle on günü aşıyor. Ancak 12 günün sonunda Türkiye‘ye dönüş yapabiliyoruz. Tarihe çok önemli notlar düşen bu ziyaret Türkiye-İran ilişkilerinin ötesinde bir anlam taşıyordu. Erbakan‘ın 1996‘da yani tam 13 yıl önce gerçekleştirdiği ziyaret, hem D-8‘lerin kuruluşunda ilk adım olmuş hem de Türkiye-İran ilişkilerinde çığır açmış ve bir dönüm noktası olmuştu. Bu seyahat ise D-8‘lerin güçlenmesinin de ötesinde Yeni Bir Dünya‘nın kuruluş kapısını aralayan ziyaret olarak tarihe geçecek.
Merakla beklenen görüşme gerçekleşiyor
Şahrudi-Erbakan görüşmesi Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecad‘la olan randevu dolayısıyla diğer görüşmelerden kısa sürüyor. Heyet olarak İran‘ın Çankaya‘sına hareket ediyoruz. Erbakan- Ahmedinecad görüşmesinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği Türkiye‘den dostlarımızın merak ettiği konuların başında geliyordu. Telefon görüşmelerimizde bize sorulan soru hep "Ahmedinecad‘la ne zaman görüşeceğimiz" sorusu oluyordu. Tahran‘da bulunduğumuz dönemde yoğun bir dış seyahat programı olan Ahmedinecad Japonya‘dan Tarhan‘a yeni dönmüştü. İran Cumhurbaşkanı‘nın Erbakan ile görüşmeden hemen sonra da İsviçre‘ye geçeceğini öğreniyoruz. Böylesine sıkışık bir zamanda gerçekleşiyor Erbakan-Ahmedinecad buluşması. Bu durum, Ahmedinecad‘ın 54. Hükümet Başbakanı Erbakan‘la görüşmesine verdiği önemi anlamamıza yetiyor.
Erbakan -Hamaney buluşması...
İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad‘la görüşmenin bir gün sonrasında en önemli randevulardan biri daha gerçekleşiyor. Milli Güvenlik Konseyi ziyaretinden sonra görüntüleme imkanı bulamadığımız ikinci görüşme Hamaney görüşmesi oluyor. İran‘ın en güçlü ismi Dini Lider Ayetullah Seyyid Ali Hamaney de Erbakan‘ı büyük bir ilgiyle karşılıyor. Dikkat çekici notlardan birisi Hamaney‘in Erbakan görüşmesi için üst düzey bir hazırlık yapmış olması. İran‘ın çeşitli bölgelerinden yöneticiler ile askeri erkandan çok sayıda önemli isim de Hamaney-Erbakan görüşmesini takip ediyor.
"Herkes dirayetli bir devlet adamı olduğunuzu biliyor"
Kameramanlar ve fotomuhabirler bu tarihi buluşmadan ancak beş dakikalık görüntü alabiliyor. Görüşme basına kapatılıyor, ama biz Erbakan ve Ahmedinecad‘ın tarihi diyaloglarına nefesimizi tutmuş bir şekilde şehadet ediyoruz. İran Cumhurbaşkanı‘nın "Zatialinizle görüşmekten kıvanç duyuyorum. Tahran‘a hoş geldiniz. Sayın Erbakan İran‘da bilinen, tanınan ve çok sevilen bir devlet adamıdır. Herkes şahsınızın ne kadar kararlı ve dirayetli bir devlet adamı olduğunu görüyor ve biliyor. Türkiye Müslümanları ve İslam dünyası için yaptığınız çalışmalarınızı yakından takip ediyoruz" sözleriyle başlıyor bu diyaloglar. Bu sözlere Erbakan‘dan da anlamlı bir karşılık geliyor: "Türkiye‘de herkes Ahmedinecad Bey‘in hayranıdır. Bunu bir iltifat olsun diye söylemiyorum; bir gerçek olduğu için söylüyorum."
"Nihai bildiri yayınlamakla bu işler olmaz"
Görüşmenin gündemine geçiliyor. Erbakan, Ortadoğu ve dünyadaki son gelişmelere ilişkin uzun bir analiz yapıyor. Irkçı emperyalizmin İslam dünyasına karşı 20. Haçlı Seferi‘ni başlattığını anlatıyor.. Irak ve Afganistan‘ın bu amaçla işgal edildiğini, Filistin‘de bu amaçla gözyaşı akıtıldığını ve Fas‘tan Endonezya‘ya kadar İslam ülkelerini içerisine alan Büyük Ortadoğu Projesi‘nin bu amaçla gerçekleştirilmek istendiğini hatırlatıyor. İşgallerin Mısır, Suudi Arabistan, Suriye ile birlikte nihayetinde İran ve Türkiye için de planlandığını anlatıyor. Sözlerine devam ediyor Erbakan: "Peki bütün bunlar karşısında biz Müslümanlar ne yapıyoruz? İslam Konferansı‘nı topluyoruz ‘nihai bildiri‘ yayınlıyoruz. ‘Amerika biran önce Irak‘tan çıksın‘ diyoruz. Onlar da bu nihai bildiriler karşında televizyonlarının başında kahvelerini içerken bize gülüyor. Nihai bildirilerle bu işler olmaz. Gerçek ‘İslam Birliği‘ni kurmak insanlığın tek kurtuluş reçetesidir. Ben 12 sene önce İran‘a geldiğimizde Sayın Rafsancani ile birlikte D-8‘leri kurduk. Şimdi de İran‘a gelerek Yeni Bir Dünya‘nın kurulması için ciddi bir çalışma dönemi başlattım. Ben böylece size karşı kardeşlik vazifemi yapıyorum. Sizin şuurlu desteğinizle ‘Yeni Dünya‘ mutlaka kurulacaktır. Bu dünya bugünkü gibi bir zulüm dünyası olmayacak, adil bir düzene dayalı saadet dünyası olacaktır"
Ahmedinecad: "Ellerimiz ellerinizde; bu yolda birlikteyiz"
Milli Görüş Lideri ve 54. Hükümet Başbakanı Necmettin Erbakan‘a "Bu yolda birlikteyiz" mesajı veriyor İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad ve Yeni Bir Dünya için yolun açık olduğunu şu cümlelerle dile getiriyor: "Sizinleyiz. Sizinle birlikteyiz ve ellerimiz ellerinizde. Yeni bir dünyanın kurulması için yapmamız gereken ne varsa her şeyi yapacağız. Çok ağır bir yük omuzluyoruz ama, Allah‘ın yardımıyla zafer yakındır" D-8‘in kurulması dünya siyasetinde çok önemli ve çok büyük bir olaydır. Siz D-8‘leri kurdunuz, bizim de bu yolu takip etmemiz ve D-8‘leri çok daha güçlendirmemiz lazım. Aslında bu çok kolay bir iş değil. Çünkü siz bu işi yaparken karşınızda dünya siyonizmini buluyorsunuz. Fakat bizler istersek bütün zorlukların üzerinden geliriz. Allah‘ın izniyle yeni bir dünya için yol açıktır. Çünkü sizin gibi insanların çalışmalarıyla milletler uyanıyor. El ele vererek ifade ettiğiniz yeni dünyayı kurmak zorundayız"
"Fikirleriniz altından daha değerli"
Bir saat olarak planlanan görüşme uzadıkça uzuyor. Ahmedinecad‘ı İsviçre‘ye götürecek uçağın kalkışı gecikmeli gerçekleşeceği belli oldu artık. Görüşmenin sonuna yaklaşıyoruz. Erbakan, Ahmedinecad‘a bir hediye takdim ediyor. Ahmedinecad‘ın cevabı, "Bu hediyeye gerek yoktu. Zatıâliniz bizim için en güzel hediyedir" oluyor. Erbakan, hediye ettiği vazonun altın işlemeli olduğunu hatırlatması üzerine de Ahmedinecad, "Siz bize altınsınız. Fikirleriniz altından daha değerli" karşılığını veriyor. Bu final diyaloglarından sonra Ahmedinecad ve Erbakan, 20 dakikayı bulan baş başa ikili görüşmeye geçiyor.



