Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘Başbakan demokratik açılımı din üzerinden mi gerçekleştirecek?‘ şeklinde fikir yürütenlerin bulunduğunu belirterek, "Dinin istismarı ne kadar yanlışsa dinin toplumsal problemleri çözmede oynayabileceği sosyal rolü görmezden gelmek de o derece yanlıştır.
Yapılan yanlışların, var olan yanlış tablonun dinimizin özüyle çeliştiği de bir gerçektir ve benim vurgulamak istediğim, dikkatimi çekmek istediğim de işte budur" dedi. Başbakan Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Din ve Toplum‘ konulu 4. Din Şûrası‘na katıldı. Şûranın açılışında bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, iki ay kadar önce başlattıkları milli birlik süreci bağlamında kardeşliği, ortak değerleri, ortak kültürü, ortak tarihi vurgulamak amacıyla sık sık bir örnek verdiğini hatırlatarak, "Oğlunu her ne sebeple olursan olsun kaybeden annelerin, oğullarının cenazesi başında aynı Yasin‘i okuduklarını, aynı Fatiha‘yı okuduklarını, aynı duay? ettiklerini ve cemaatin aynı kıbleye yöneldiğini ifade ettim. Benim bu örneğimi çok tipik bir refleksle karşılayanlar, alışılmış tepki verenler oldu. ‘Başbakan demokratik açılımı din üzerinden mi gerçekleştirecek?‘ şeklinde fikir yürütenler çıktı. Dinin istismarı ne kadar yanlışsa dinin toplumsal problemleri çözmede oynayabileceği sosyal rolü görmezden gelmek de o derece yanlıştır. Yapılan yanlışların, varolan yanlış tablonun dinimizin özüyle çeliştiği de bir gerçektir ve benim vurgulamak istediğim, dikkatimi çekmek istediğim de işte budur" diye konuştu.
Bu noktada son derece acı bir gerçeği de ifade etmek istediğini belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: "Yürütülen propagandaların da etkisi ile Müslüman dünya ne yazık ki yoksullukla, mahrumiyetle, terörle, cehaletle anılır bir hale getirilmek isteniyor. Özellikle 11 Eylül saldırıları sonrasında başlayan yeni süreçte İslam dünyasına biçilen bu yeni kıyafete karşı Müslümanların da karşı bir propaganda üretmedikleri gerçeği ile karşı karşıyayız. İslam dininin yürütülen tüm bu propagandalardan kendisine biçilen kaftanlardan, eğer kaftansa, özellikle kendi mensuplarının ona yaptığı fenalıklardan azade olduğunu biliyoruz. Ancak bu dinin mensupları olarak kendi muhasebemizi yapmamız da kaçınılmazdır. Olgular dünyasıyla, değerler dünyası her zaman örtüşmez. Olan, her zaman ideal olan değildir. Bizim yaşadığımız gerçekliği doğru kavramamız ne kadar önemliyse, ideal olana ulaşmak için çaba göstermemiz de o kadar önemlidir. Bazen pratik durum ve gerçekler, zihnimizde olandan ileridedir. Bu durumda kendimizi gözden geçirmemiz ve geliştirmemiz gerekir."
Laiklik, bilimsellikten uzak yorumlanıyor
Konuşmasında laikliğe de değinen Başbakan Erdoğan, laikliğin evrensel bir kavram olmasına rağmen Türkiye‘de farklı şekillerde yorumlanabildiğini söyledi. Laikliğin uygulanmasına ilişkin birçok tartışmanın bilimsellikten uzak bir şekilde, bilim adamlarını dışarıda tutarak, siyasi bir yaklaşımla sürdürüldüğünü vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi: "Herhangi bir dinin istismarını, dinin kendisine saygısızlık olarak görürüm. Dinin istismarı bizzat dinin kendisini hedef alır ve ona zarar vermeye yöneliktir. Ancak dine samimi müntesipliğin, istismar olarak nitelendirilmesi de din ve vicdan özgürlüğüne aykırı bir tutum olarak ele alınmaktadır. Aynı şekilde, laikliğin istismarı, bilimsellikten, toplumsal gerçeklerden ve evrensel uygulamalardan uzak bir şekilde yorumlanması ve uygulanması da doğru değildir."



