Irak‘ın dünya siyasetinin kanlı bir şekilde yönlendirilmeye çalışıldığı yerlerin başında gelmesi, üç yılı aşkın bir süredir bu oyuna direnenlerin bulunması, mazlumun yaşadığı bir coğrafya oluşu ve daha bir çok hadise bizim buralara gitmemiz için önemli sebeplerdi.
İHH‘dan Durmuş Aydın "Hacı! Hazırlan! Irak‘a gidiyorsun" dediğinde, içimi bir sevinç kaplamıştı. Daha önce hiç savaş bölgesine gitmemiştim. Benim için ilk olacaktı ve bu gidilecek yerin Irak oluşu bir değil, birkaç yönden benim için önemliydi. Dünya siyasetinin kanlı bir şekilde yönlendirilmeye çalışıldığı yerlerin başında gelmesi, üç yılı aşkın bir süredir bu oyuna direnenlerin bulunması, sayısız mazlumun yaşadığı bir coğrafya oluşu ve daha nice sebep, benim Irak‘a gitmemin sevincinin kaynağıydı. Diğer taraftan, I. Dünya Savaşı‘nda cepheden dönmeyen büyük dedem, Kerkük‘lü bir hanımla evlenmişti. Dolayısıyla benim bir tarafım Kerkük‘tü ve Irak‘tı.
Erbil‘e ulaşıyoruz
İstanbul Havalimanı‘ndan Erbil‘e iki saat 25 dakikada uçtuk. En arkalarda oturuyordum, yan tarafımda oturan bir ablanın ikram ettiği çikolata ile orucumu açtım. Uçaktan en son indim ve pasaport kontrolden en son çıktım. Benimle beraber gelen herkes sağa sola dağıldı. Beni karşılayacak arkadaşları göremiyordum. Uçakta bizle beraber olan Amerikalılar arabalarına biniyor, diğer yolcular kendilerini karşılayan insanlarla beraber gidiyorlardı. Ben ortada kala kaldım. Telefonum çekmiyor, beni karşılayacak arkadaşların da telefonuna ulaşılamıyordu. Çünkü arkadaşlarım Kerkük‘ten geliyorlar ve Kerkük‘te kullanılan Asiyacell, Erbil‘de çekmiyor. Erbil‘deki cep telefonu operatörü de Kerkük‘te kullanılamıyor. Teknik bir eksiklik yüzünden değil bu durum. Siyasi sebeple telefonlar çalışmıyor. Talabani kontrolünün hissedildiği Süleymaniye tarafında kullanılan telefonlar, Barzani kontrolündeki kuzey bölgelerinde kullanılamıyor. Tabi Barzani‘nin telefonu da Talabani bölgelerinde kullanılamıyor. Barzani-Talabani bölge kontrolü çekişmesinden dolayı telefonlar işlemiyor.
Ferahlatıcı nida!..
Elimde arkadaşların telefonu sağa sola soruyorum. En son Diyarbakırlı bir gençle karşılaştık ve bana havaalanının dışına çıkmam gerektiğini söyledi. Çünkü havaalanı içine girmek kolay değil ve anlaşılan arkadaşlarım da içeri giremediler. Otobüse bindim ve dışarı çıktım. Ulaştığım yer karanlık bir park alanıydı. Akşam saatleri olduğu için bana hiç tekin gelmedi. Yine beni karşılayacak arkadaşları göremiyordum. Zaten şahsen tanışmıyorduk. İsim ve telefonları yanımdaydı. En son bir taksici ile Kerkük‘e gitmek üzere anlaştık. Başka çare kalmamıştı ve taksiciye güvenmek zorundaydım. Artık beni Kerkük‘e veya nereye istiyorsa oraya götürecekti. Elimden geleni yapmıştım ve Allah‘a tevekkül ederek taksiye yöneldim. Taksi dedimse bizdeki gibi sarı renkli ve taksimetreli falan değil. Normal bir araç ve pazarlık usulü çalışıyor. Çantamı arabaya koydum, ön kapıyı açıp ilk adımımı attım, arkadan bir ses "Mehmet bey". Hayatımda bana hitap eden en ferahlatıcı nidalardan birisiydi. Güvenin ne demek olduğunu işte o an, iliklerimde hissettim. Ben taksiciyle konuşurken duyup gelmişler. Dostlarımın beni bulmalarına çok mutlu oldum. Ardından Kerkük‘e doğru yola çıktık.
Kerkük‘e yolculuk
Erbil Kerkük arası 100 km, bir saat kadar sürüyor. Yolda, Erbil çıkışı Kürt askerler, biraz ilerledikten sonra Irak ordusunun Arap askerleri ve Altınköprü‘yü geçip Kerkük‘e yaklaşırken Arap askerlerin kontrol noktalarından geçiyoruz. Son noktadan geçişimiz biraz güç oldu. Saat 21.10‘du ve Kerkük‘te 21.00-05.00 arası sokağa çıkma yasağı vardı. Yol boyu Irak‘tan konuşuyoruz. Kerkük‘lü birisi Erbil‘de bir gece dahi kalacaksa emniyetten gidip izin almak zorunda. İzin olmadan oteller kimseyi alamaz. Emniyet izin vermezse zaten kalamaz. Yine sınırdan kitapları geçirmek çok zor oluyor diyorlar. Sınırdan döndürülenler de olmuş. Geçen yıl Vakit gazetesinden Adem Özköse kardeşimizi de sınırdan almamışlardı.
Günlük hayattan notlar
Kerkük bakımsız. Yollar kötü. Tüm evler iki üç katlı, küçük bahçeli ve avlulu. Kerkük‘ün zengin petrol kuyuları sürekli ABD‘ye çalışıyor. Şehirde benzin sıkıntısı hat safhada. 1 ABD Doları 1400 Dinar civarında. Benzinin litresi, istasyonlarda 250 ile 350 Dinar arasında satılıyor. Petrol istasyonlarında kuyruk var. 20 litre benzini altı dolara yol kenarında bir çocuktan alıyoruz. 500 gramlık bir büyük ekmek veya beş küçük ekmek 250 Dinar. Bir kg süt 900 dinar. Bir YTL aşağı yukarı 1000 Dinar. 1988‘de bir çuval pirinç 10 dinar iken içinde yaşadığımız 2006 yılında 10.000 dinar olmuş durumda. Aynı tarihte bir kilo şeker 6 dinar iken şu an 1500 dinar. Ambargo zamanında bir emekli maaşına ancak dört kilo un alınabiliyormuş. Kerkük‘ün etrafında yeni yerleşim bölgeleri dikkat çekiyor. Bunlar bölgeye yeni getirilen Kürtlere aitmiş. Kerkük bir Türkmen şehri olduğu için gelecek yıl yapılacak referandumda ülkenin bütünlüğü için oy kullanacak.
İşgal mağduru ülke
Osmanlı Devleti‘nin bölgedeki hâkimiyeti I. Dünya Savaşı ile son buldu. Ülkeyi İngilizler işgal ettiler. 1921‘de İngilizlere bağlı Irak devleti kuruldu. 1935‘te bağımsız olan Irak , krallık sistemi ile yönetilmeye başlandı. 14 Temmuz 1958 tarihinde cumhuriyet yönetimine geçildi. 1968‘de ise Baas rejimi ülke yönetimini ele geçirdi. 1979 yılına gelindiğinde Saddam Hüseyin devlet başkanı olmuştur. 1980-88 yılları arasında İran-Irak savaşı yaşanmış, hemen ardından Körfez Krizi ortaya çıkmıştır. Körfez Savaşı‘ndan sonra Irak‘a ambargo uygulanmıştır. Mart 2003‘te de hâlâ süren ABD işgali başlamıştır.
Türkmenleri bölme tezgahı!
Kerkük‘te Şaab, Şuruk, Ahat gibi beş altı kukla Türkmen partisi var. Bunlar Barzani ve Talabani tarafından kurdurulan Türkmen partileriymiş. Amerikan güdümlü guruplar bu partileri gelecek yıl yapılacak referandumda Türkmenleri bölmek için kurmuşlar.
Türkmenler bunu istiyor. Oysa Amerikan yanlısı Kürt guruplar Irak‘ın parçalanmasını istemekteler. Bu nedenle bölgeye Kürt nüfus yerleştirilip referandum sonucunu etkilemek ve Kerkük‘ün Irak‘tan ayrılacak bir Kürdistan içinde kalmasını sağlamak istenmekte. Malum olduğu üzere bağımsız bir Kürdistan‘ı en çok İsrail ve ABD istemektedir.
Kuzey Irak‘ta bölünme arayışları
Kerkük‘te Şaab (Genç), Millet, Şuruk (Doğuş), Ahat (Kardeşlik) gibi beş altı kukla Türkmen partisi var. Bunlar Barzani ve Talabani tarafından kurdurulan Türkmen partileriymiş. Amerikan güdümlü guruplar bu partileri gelecek yıl yapılacak referandumda Türkmenleri bölmek için kurmuşlar. Erbil-Dohuk bölgesinde Badinani olarak isimlendirilen Kırmanci Kürtleri yaşıyor. Bu Kürtler üzerinde Barzani etkinken, Süleymaniye bölgesinde yaşayan Sorani Kürtleri üzerinde Talabani etkinmiş. Her iki bölgede de İslami oluşumların ağırlığı hissedilmekte. Ancak İslami partilerin adları fazla duyulmuyor. Çünkü bunlar Amerika ile işbirliğine girmiyorlar. İslami oluşumlara faaliyetlerinde sıkıntı çıkarılıyor. Barzani baskıcı bir politika güderken, Talabani biraz daha yumuşak duruyor.
Barzani-Talabani çekişmesi
Barzani-Talabani çekişmesi yüzünden cep telefonu operatörlerinin bile bölgelere göre kullanılıp kullanılamadığından bahsetmiştim. Bu güç mücadelesi Körfez Savaşı sonrası silahlı çatışmaya dönüşmüştü. Bağdat yönetimine yasaklanan kuzey bölgelerde yaşanan bu duruma ABD, İngiltere ve Türkiye müdahale etmişti. İki gurubun ateşkesi bozmaması için de bir barış gücü oluşturulmuştu. 1995 yılında kurulan Peace Monitory Force (PMF)-Barışı İzleme Gücü, 2004 yılında feshedildi. Erbil ve Süleymaniye‘de karargâhı olan PMF, büyük oranda Türkmenlerden oluşturulan ve 700 civarı askere sahip bir güçmüş. Feshedildikten sonra çok az sayıda asker yeni kurulan Irak ordusuna alınmış.
Kerkük Meclisi‘nde yaşanan olaylar
Dağıtım programımıza devam ederken Kerkük İl Meclisi‘nde gerginlik yaşandığını duyduk. Irak‘ı normalleştirme komisyonu üyeleri Kerkük‘e gelmişler. 140. madde gereği kurulan komisyonun üyelerinden Adalet Bakanı, Kerkük valisi ile görüşmüş. Komisyonda Türkmenleri temsilen bir bayan görevlendirilmiş ancak bu atamayı Türkmenler kabul etmemekteler. Türkmen il meclis üyesi Ali Mehdi, bakanla görüşmek isteyince valinin korumalarınca engellenmiş. Elinde tuttuğu "Kerkük‘e hoş geldiniz! Buradaki oldu bittilerin farkında olun." yazılı kâğıt da korumalar tarafından yırtılmış. Mecliste Türkmenlerin sekiz temsilcisi var.
İTC Gençlik Örgütü Mitingi
Olay 10 Ekim‘de yaşanmıştı. Ertesi gün İTC Gençlik Örgütü‘nün tertip ettiği ve Fatihin Torunları Derneği gibi Türkmenlerin önde gelen gençlik kuruluşlarının katıldığı büyük bir miting gerçekleştirildi. Saat 12.00‘de Kerkük Ticaret Odası önünde başlayan mitingde, Irak‘ın bütünlüğüne vurgu yapıldı. Daha önce dile getirdiğimiz üzere Türkmenler, Irak‘ın bölünmemesini istemekteler. Oysa işgalciler Irak‘ı üçe bölmeye çalışıyorlar. Kuzeyde İsrail güdümlü bir Kürt devleti, ortada ABD‘ye bağımlı bir Sünni Arap devleti ve güneyde de yine ABD kontrolünde bir Şii Arap devleti.




