Kerkük‘te bir Türk konsolosluğu yok ama ABD ve İngiltere konsolosluğu var. Erbil‘de konsolosluğumuz varmış fakat yaklaşık dört aydır konsolos atanmamış. Gelecek yıl yapılacak referandumla Kerkük Kürdistan‘a katılıp Irak‘tan koparsa bölgede yeni çatışmalar yaşanabilir. Şehre 600 bin Kürt yeni yerleşimci olarak getirilmiş ve şehrin sosyal yapısı değiştirilmiş. Şehrin etrafına yapılan 10 bini aşkın evin pencereleri bile yok.

İnsanlar dışardan gelip bu evlerde oturuyor gibi görünerek seçimde oy kullanmışlar. Referandumda da böyle olma ihtimali yüksek. ABD Musul‘da yaşayan 70 bin Kürt‘ün Kerkük‘e göç etmesini istiyor. Musul‘da Kürtlerin silahları toplanmış. Buna karşın Arapların silahları duruyor. Kerkük‘te ise Türklerle Arapların silahları toplanmışken, Kürtlerin silahlarına dokunulmamış. ABD, Türkmenler ve Araplarla Kürtlerin çatışmasını istiyor. Ardı ardına patlayan bombalar bunu sağlamak için. Kerkük referandumda Irak‘tan ayrılma yönünde oy kullanırsa ABD‘nin istediği olacak. Bu yüzden önümüzdeki dönemde Kerkük‘te başka olayların yaşanma ihtimali yüksektir. Biz dağıtımları bitirip döner dönmez ardı ardına bombalı saldırılar yaşandı. Bir anda yedi ayrı patlama yaşandı. Allah bizi ırkçılıktan ve zalime emirber olmaktan korusun.

Kerkük‘te ve Irak‘ta yaşayan tüm Müslümanları zalimlerin şerrinden muhafaza etsin. Arap, Kürt, Türkmen tüm kardeşlerimiz, bu oyuna gelmemeli ve kardeşlik hukukunu korumalıdırlar.

Mena‘ Tecevvel: Sokağa Çıkma Yasağı

Arkadaşlarımda bir telaş var, sağı solu arayıp mena‘ tecevvel diyorlar. Nedir mena‘ tecevvel diye soruyorum. Cevap: Sokağa Çıkma Yasağı. Yukarda dile getirdiğimiz üzere geceleri sokağa çıkma yasağı var.

Kerkük‘te 21.00-05.00 arası sokağa çıkmak yasak. Programımız üzere dağıtımlara devam ederken sokağa çıkma yasağı ilan edildiğine dair bir haber geldi.  Saat 17.30 ve 18.00 itibarıyla sokağa çıkmak yasak! Yasağın resmi adı Güvenlik Anahtarı‘ymış. İnsanlar sokaklardan evlerine dönmek için büyük gayret gösteriyorlar. Zira dönemezlerse oldukları yerlerde kalmak zorundalar. Nitekim öylede oluyor, çoğu insan evine ulaşamayıp başka yerlerde kalmaya mecbur oluyor. Yasağın ne zaman biteceği de belli değil. Öğrendiğimize göre ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, bölgede olduğu için sokağa çıkmak yasakmış.

Sürekli helikopterler dolaşıyor. Evler Irak polisince aranıyor. Bir buçuk günlük ev hapsinden sonra yasak kalkıyor ve insanlar hayatlarına devam ediyorlar. Ben de sokağa çıkma yasağının ne demek olduğunu yaşayarak öğreniyorum.

El-Mukavame: Direniş

Kerkük‘e vardığımızda ilk ziyaret ettiğimiz kardeş kuruluşumuzun camları yerlerdeydi. Biz varmadan iki gün önce çok yakında patlayan bombanın etkisi ile çevredeki binalar hasar görmüştü. Döndükten hemen sonra, tam yedi patlama birden oldu. Sonra yine patlama haberleri gelmeye devam etti. Bu tür patlamalar ülkenin çeşitli bölgelerinde sık sık yaşanıyor. Kimin yaptığını sorduğumuzda "el-Mukavame " cevabını alıyoruz. Yani Direniş.

Ülkede kaldığımız süre boyunca bu tür olayların tamamının müsebbibi olarak el-Mukavame gösterildi. Halk, üniformalı olmayan tüm silahlı guruplara "el-Mukavame" adını veriyor. Her tür eylem, patlama, çatışma el-Mukavame‘den biliniyor. Peki, nedir bu el-Mukavame? Kaç guruptur? Neleri hedefliyor?

Irak Türkmen Cephesi

Irak‘ta Türkmenlerin yaşadığı bölgeler, kuzeyden güneye doğru Telafer, Musul, Erbil, Altınköprü, Kerkük, Dakuk, Tazehurmatu, Kifri (Salahiye), Hamekin ve Bedre. Türkmenlerin Irak‘taki temsilini üstlenen Irak Türkmen Cephesi (İTC) 7 Ekim 1997 kurulmuş. Saadettin Ergeç‘in başkanı olduğu cephe içinde Türkmen Milli Partisi (Başkanı Cemal Şanlı), Adalet Partisi (Başkanı Enver Bayraktar), Bağımsızlar Hareketi (Başkanı Kenan Üzeyir Ağalı) ve Türkmen İslami Hareketi (Şii-Başkanı Sami Dönmez) bulunmakta. Bir önceki cephe başkanı Dr. Faruk Abdurrahman‘ın başkanı olduğu Karar Partisi ise İTC dışında yer almaktadır.

İslâm kardeşliği yeniden tesis edilmeli!

Kerkük‘ün önemli yerlerini geziyoruz. Beni en çok etkileyen ise Necip Tekkesi ve Kerkük Kalesi. Tekkeye ve kaleye bizi götüren Seyyit, yolda Araplarla, Türklerle ve Kürtlerle kendi dilleriyle selamlaşıyor ve hal hatır soruyordu. İslâm kardeşliği bu işte. Irak‘ın ve tüm İslam âlemi‘nin ihtiyacı olan, bu kardeşliktir. Gerisi boş laf!

Numan Bin Sabit Erkek İmam Hatip Lisesi‘nin servis aracı olan yarım otobüsü, Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Osman Yumakoğulları hediye etmiş. Derneğin destekleyip öncülük ettiği bir diğer kuruluş olarak Musalla Spor Kulübü‘nü gösterebiliriz. Kulüp futbol, karate, tekvando ve masa tenisi spor dallarında faaliyet yapmaktadır.

TRD ve MESDER

İHH‘nın Irak‘ta beraber çalıştığı kurumlardan Dayanışma ve Kalkınma Derneği (TRD) ile kumanya dağıtımları gerçekleştirdik. 114‘ü engellilere olmak üzere 230 erzak paketi ve bayramlık giysiler dağıtıldı. Derneğin Abdullah Bin Mübarek Merkezi adında bir eğitim çalışması var. Beş sınıfta toplam 115 öğrenci eğitim-öğretim görmekte. Öğrencilerin aileleri de unutulmamış. Haftada bir gün öğrencilerin annelerine seminer verilmekteymiş. Çocuklarıyla beraber anneler, seminere şevkle gelmekte diyorlar. Derneğin yetimlere yönelik özel bir çalışması var. Proje kapsamında seçilen yetimlerin eğitimleri için gereken tüm masraflar dernek tarafından yüklenilmekte. Bir yetimin aylık masrafı 25-30 Dolar. Beraber çalıştığımız kurumlardan bir diğeri de MESDER. Kadınlar Derneği olarak ta bilinen bu kuruluş, daha çok bayan mağdurlarla ilgileniyor. Dullara yardım ve bayanlara yönelik eğitim faaliyetleri aralıksız sürmekteymiş.

Hayır Cemiyeti

Hayır Cemiyeti doktorlar tarafından kurulmuş ve sağlık alanında çalışmalar yapıyor. El-Razi adında Arapça-İngilizce bir tıp dergisi çıkarıyorlar. İHH‘nın Gezici Hastanesi, Hayır Cemiyeti bünyesinde faaliyet göstermekte. Gezici Hastane, köylere ve şehirlerin kenar mahallelerine giderek hizmet veriyor. Günde 250 hasta muayene ediliyor. Kerkük‘te İHH‘nın destek verdiği bir hastane inşaatı devam ediyor. Şu ana kadar İHH vasıtasıyla ülkeye, bir buçuk milyon dolar değerinde ilaç yardımı yapılmış durumdadır. Yine bölgeye rontgen cihazı ve ambulans gönderilmiştir.

Fatihin Torunları Derneği

Genç her yerde gençtir. Fatihin Torunları Derneği tamamen gençlerin kurup yönettiği, heyecanlı kardeşlerimizin görev aldığı tam bir "delikanlı" oluşumudur. Türkiye‘deki kapatılan Milli Gençlik Vakfı (MGV) ne ise; faaliyetlerine aralıksız devam eden Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ne ise TFT‘ de odur. Aynı heyecan ve ruh. Gençlerle yapılan toplantılar, çıkarılan dergiler, seminerler, eğitim faaliyetleri ve kutlama organizasyonları gibi çalışmaları görünce ben de heyecanlandım. Kalem adındaki dergilerinin sekizinci sayısını çıkaran TFT yöneticileri ile iki defa oturup uzun uzun konuştuk. Hepsi de 20‘li yaşlarda olan bu delikanlılar geleceğin Irak‘ını şekillendirecek insanlar. Sadece Irak değil, dünyayı şekillendirecek olan insanlar. TFT‘nin amacı, geleceğin nesillerini yetiştirmektir. Fikir alış-verişi yaptığımız bu gençlerden ayrılmak bana çok zor geldi. Gözleri ışıl ışıl parlayan kardeşlerim, Türkiyeli yaşıtlarına selam söylediler.

Sıcaklık 39 derece

İstanbul‘da serin bir havada oruç tutarken, Irak‘ta 39 derece sıcaklıkta susuzluktan kavruluyorsunuz. Dudaklarım çatlıyor. Hayatında hiç bu kadar sıcakta oruç tutmamış biri olarak zorlanıyorum. Yaşım itibariyle Türkiye‘de yaz aylarında hiç oruç tutmadım, hep kışın serinliğinde susamadan, aslında pek de acıkmadan iftar etmiştim. Irak‘ta sıcağın altında, kumanya dağıtımı oldukça yorucu gerçekleşti. Özellikle susuzluk insanı yıpratıyor. Evlerde klimalar ve pervaneler sürekli çalışıyor. Tavanda asılı pervanenin adı Pakta. Müberrride denen kocaman serinleticiler de pencerelerden içeri sürekli serin hava üflemekte.

Necip Tekkesi ve Kerkük Kalesi

Hep iş yapacak değiliz ya. Fırsat buldukça tarihi yerleri ziyaret etmeye çalışıyoruz. Molla Hüsameddin Tekkesi, Bahaddin Camii, Avçu Camii, Korya Pazarı, Kayseri Pazarı (evet evet yanlış değil Kayseri Pazarı) ve Hayyilaskeri Semti gibi Kerkük‘ün önemli yerlerini geziyoruz. Beni en çok etkileyen ise Necip Tekkesi ve Kerkük Kalesi. Tekkeye ve kaleye bizi götüren Seyyit, yolda Araplarla, Türklerle ve Kürtlerle kendi dilleriyle selamlaşıyor ve hal hatır soruyordu. Tüm insanların saygı ve sevgisi aynıydı. İşte! dedim. Irak‘ı tek parça tutacak olan bu kardeşliktir! Şiilerle Sünniler çarpışıyormuş, Araplarla Kürtlerin arasında gerginlik varmış, Türkmenlerle Kürtler bir birlerine yan bakıyormuş. Bıktım bu güdümlü lafları duymaktan. Planlanmış, maksatlı lafları işitmek bana ağır geliyor. Yöneticilerin Amerikancı ağız takınmaları sinirlerimi bozuyor. Bakın! Gördünüz! Bir adam yürüyor ve sizin yıllarca planladığınız ve büyüttüğünüz nefret ağaçlarını kökünden kurutuyor. İslam kardeşliği bu işte. Irak‘ın ve tüm İslam Âlemi‘nin ihtiyacı olan, bu kardeşliktir. Gerisi boş laf!

Zulüm zulümdür

Saddam‘ın zulümlerinden birine şahit oluyoruz. Yiğidi öldür hakkını yeme demişler. Saddam, az zalim değilmiş. Tabiî ki zalimlikte onun ağababası olan ABD‘nin eline su bile dökemez. Ama Kerkük Kalesi ile Necip Tekkesi‘nin halini görünce, Saddam‘a bir kez daha kızıyorum. 1992‘ye kadar kalede insanlar yüzyıllardır süren biçimi ile yaşamlarına devam ediyorlarmış. Şehrin en yüksek noktasında yer alan ve asıl tarihi Kerkük olan kalede, eski komutanların evleri, Danyal (as) ile Üzeyir (as) peygamberin makamları, Osmanlı mezarlığı ve çok sayıda tarihi camii yer alıyor. Saddam, bu tarihte kaleyi; içinde bulunan yüzlerce evi ve camilerle beraber yıktırmış. Sebep şehrin Türkmen dokusunu bozup Araplaştırmakmış. Bir nebze göç yaşanmış ve şehirde ahlaki yapı bozulmuş. Çünkü getirilenler özenle seçilen ahlaksız ailelermiş.

Köpeklere terk edilen hazineler

Girmenin yasak olduğu yıkıntıları geziyoruz. Etrafımızı köpekler sarıyor. Tarihi Kerkük onlara terkedilmiş çünkü. O güzelim camiler virane olmuş. İçinde itler yatıyor. İçimden, Allah‘ın mescitlerini yıkandan daha zalim kim olabilir diye geçiriyorum. Hemen cevap veriyorum: Yıktıran. Irak‘ı işgal eden ve Osmanlı‘dan ayıran İngiltere, onun kukla yönetimleri, ardından ABD ve onun yandaşları daha zalimdir. Şimdi de Ümmeti Muhammede maddi ve manevi anlamda kan kusturanlar, en zalimlerdir.

İşgal sonrası en çok medya büyüdü

İşgal sonrası, çok sayıda yeni televizyon ve radyo yayına başlamış durumda. Gazete ve dergilerin sayısında da artış var. el-Irakiye devletin kanalı ve uydu dışında yerel yayın yapıyor. Çatılarda uydular boy gösteriyor. Özel kanallar ve uydu kullanımı alabildiğine çoğalmış. el-Şarkiyye, uydu yayını yapan televizyon kanallarından biri ve İyad Allavi‘ye bağlı. Irak Türkmen Cephesi‘ne bağlı Türkmeneli 1 ve 2 olmak üzere iki tane de Türkmen televizyonu var. el-Irakiye devletin radyosu. Sümer FM gibi üç yıldır yayın yapan çok sayıda radyo var.

Gazeteler ve dergiler

Ülkede 250‘den fazla gazete çıktığı söyleniyor. Gazetelerden bazılarının isimlerini verelim. el-Sabah devlet gazetesi, el-Bağdat, el-Bağdadiye (Mısır), el-Furat(Şii Arap), Rafideyn(Hıristiyan), Mezopotamya (Hıristiyan), Kürdistan, Puk (Kürt), el-Sabah, el-Şarkilavsat (İngiltere), Zaman (İngiltere), el-Aryaf, el-Fiessal, el-Taahi (Barzani), el-İttihad (Talabani), Türkmeneli (Irak Türkmen Cephesi), el-Tercüman (Adalet Partisi-Türkmen), Darüsselam (Sünni Arap), Sadul Hakika (Türkmen), Delil (Türkmen), el-Eslah (Sünni Arap) gibilerinin dışında, daha burada ismini zikredemediğimiz çok sayıda gazete var. Dergilerden bazıları ise şunlar: Elifba, Hizbilislami (Sünni Arap), Zehrail Irak (Türkmen), Yurt (Türkmen), el-Razi (tıp dergisi-Türkmen), Kalem (Türkmen). İnternet kullanımı da yaygınlaşıyor. "Irakwoys"da çet yapanların sayısının arttığı söyleniyor.

Dönüş

Buradaki faaliyetlerimizin sona ermesiyle birlikte Türkiye‘ye dönüyordum, ama aklım gerilerde kaldı. Rabbimiz Iraklı kardeşlerimize sabır versin. Bir an evvel işgal bitsin ve Irak güzel günler yaşasın. Program boyunca yardımlarını gördüğüm tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Allah onlardan razı olsun. Türkiye‘den Irak‘a selam götürmüştüm. Şimdi de Irak‘tan Türkiye‘ye selam getirdim. Iraklı kardeşlerimizin selamı var.

Türkiye, tarihi ile barışmalı

Osmanlı mezarlığını geziyoruz. Aklıma Çanakkale geliyor. Anzakların bakımlı mezarları ile bizim virane mezarlığımızı ister istemez kıyaslıyorum. Koca koca, gösterişli mezarlıklar yapalım demiyorum. Mevcut mezarların güzelim hat sanatlı kitabelerini koruyalım diyorum. Mezar taşları viran olmasın diyorum. Bu kadarını da devletimizin yapması gerek diye düşünüyorum. Dostlarım defalarca Türkiye Büyükelçiliği‘ne durumu bildirdiklerini söylüyorlar. İçimden, büyükelçiliklerde küçük elçiler varsa ben ne yapayım diyorum. Dışımdan, Türkiye tarihine sırt çevirmişse siz ne yapabilirsiniz? diyorum. Dönüp geliyoruz.

Muhabir: Haber Merkezi